Gönderen: adalarpostasi | 08 Ağustos 2023

Bir Tanışma Hikâyesi

Haluk Oral, Nâzım Hikmet’in Yolculuğu, İstanbul (2023)88-91.

Bir Tanışma Hikâyesi

Nâzım Hikmet Bahriye Mektebi’ndeyken zamanın ilginç şahsiyetlerinden Sakallı Celal’le yolu kesişir. Tanışmaları farklı kaynaklarda farklı farklı anlatılıyor; tanıştıkları kesin ama nerede, nasıl tanıştıkları çok belli değil.

Önce biraz Sakallı Celal’den bahsedelim.

Haldun Taner tanıdığı insanları anlattığı Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil adlı kitabının ilk bölümünü Sakallı Celal’e (Yalınız, 1886-1962) ayırmış. Mahmut Celal’in yani Sakallı Celal’in babası II. Abdülhamid’in Bahriye Nazırlarından Hüseyin Hüsnü Paşa’dır. Celal 1908’de Galatasaray Lisesi’ni bitirir. Okul arkadaşları arasında matematikçi Ali (Yar), coğrafyacı İbrahim Hakkı (Akyol), Ahmet Haşim ve Hamdullah Suphi (Tanrıöver) gibi pek çok tarihe mal olmuş insan vardır.

Liseyi bitirdikten sonra üniversite eğitimi için Fransa’ya gider, fakat tamamlamadan geri döner. Üsküp, Kastamonu ve Ankara’da öğretmenlik yapar. Bu görevleri, Aydın’da bir incir tütsüleme fabrikasında makinistlik, gemilerde çarkçıbaşılık gibi değişik meslekler takip eder. Eğitim konusundaki fikirlerini zamanın devlet büyükleri ve bürokratları ile her fırsatta paylaşır. Pek çok sözü neredeyse atasözü gibi söylenir olmuştur. Orhan Karaveli Sakallı Celal adlı kitabında onun hayatını ayrıntılı bir şekilde inceler.

Orhan Karaveli, Sakallı Celal, İstanbul (2020).

A. Kadir’in aktardığına göre, Nâzım Hikmet Sakallı Celal’le karşılaşmasını şöyle anlatıyor:

On beş, on altı yaşlarındayken Baudelaire’i aslından okurdum, dedi. Bir gün bizim orada, Göztepe’de, Baudelaire’i okuya okuya yolda yürüyordum. Sakallı Celâl de karşıdan geliyormuş, ben farkında değildim, dalmış gitmişim kitaba. Bana yaklaşınca:

“Okuduğun o kitap ne senin?” diye sorunca kaldırdım başımı baktım, o. Gösterdim kendisine kitabı. Baktı, baktı yüzüme. Ben o zaman suratı çil içinde sapsarı bir oğlandım. “Sen büyük adam olursun oğlum!” dedi ve yürüdü gitti. Büyük adam olamadık ama Baudelaire’in birçok şiirleri aklımızda kaldı.

A. Kadir, 1938 Harp Okulu Olayı ve Nâzım Hikmet, İstanbul (1993)115.

Sakallı Celal ise Aziz Nesin’in de bulunduğu bir toplantıda Nâzım Hikmet’le tanışmasını şöyle anlatır:

Bir gün Büyükada’dan vapura bindim. Vapur, Heybeliada’ya uğrayınca, salona Deniz Lisesi öğrencileri doldular. Gürültü, patırtı ediyorlar, saçma sapan konuşuyorlar, kaba kaba şakalaşıyorlardı. Onların bu davranışlarına çok canım sıkılmıştı. Yalnız onların arasında bir öğrenci, ötekilerden ayrılmış, tek başına oturduğu yerde elindeki kitabı okuyordu. Sarışın öğrencinin bu hali çok hoşuma gitti. Ancak on dört on beş yaşlarındaydı. Yanına sokulup ne okuyor diye baktım: Fransızca bir şiir kitabı… Çocuk, daha çok ilgimi çekti. Konuşmak için bahane arıyordum. Vapur, köprüye yanaşırken sokuldum,

— Yavrum, dedim, benim bir yeğenim var, Bahriye Mektebi’ne vermek istiyorum. Sizin okula girmenin şartları nedir, bana anlatır mısınız?

Yeğenim yok, ama onunla konuşmaya yarasın diye böyle söylemiştim. O güzel güzel Deniz Lisesi’ne girmenin koşullarını anlatmaya başladı.

Vapur iskeleye yanaşmıştı. Yan yana vapurdan çıkıp Köprü’de yürümeye başladık.

— Vapurda okuduğunuz kitap neydi? diye sordum.

— Bir şiir kitabı, dedi.

— Galiba Fransızcaydı, dedim.

— Evet… dedi.

— Fransızca biliyor musun? diye sordum.

— Biliyorum, dedi.

Galata Köprüsü’nün ortasına dek gelmiştik.

— Benim adım Celal dedim, hadi güle güle bahriyeli…

Ben onun adını bile sormamıştım.

1921 yılında Batum’a Komünist Kongresi’ne gönderilen Türk Kurulu arasında ben de üyeydim. Kongre salonundaydık. Baktım, karşıda, sarışın bir delikanlı, başında bir kalpak, sırtında asker kaputu… İki kolunu bana doğru açmış, uzaktan, gür sesiyle bağırıyor:

— Celal yoldaş, Celal yoldaş!

Yanıma geldi el sıkıştık.

— Sizi tanıyamadım, dedim.

— Ben küçük bahriyeliyim, dedi, hatırladınız mı, bana bir gün Köprü üstünde “Güle güle küçük bahriyeli” demiştiniz.

Nazım Hikmet’i tanıyışım böyle oldu.

Aziz Nesin (yay. haz. Ali Nesin), Türkiye Şarkısı Nazım, İstanbul (1999)191-192.

Batum’daki kongre ile ilgili bir ayrıntı bulamadım fakat Vâlâ Nureddin bir ara Moskova’ya bir kongre için gelen Sakallı Celal ve Sadrettin Celal’i (Antel) o sırada Nâzım Hikmet’in kız arkadaşı olan Sofya’nın evinde ağırladıklarını anlatır.

Vâlâ Nureddin Vâ-Nü, Bu Dünyadan Nâzım Geçti, İstanbul (2018)410.

Bu kongre 5 Kasım-5 Aralık 1922 tarihleri arasında toplanan Komünist Enternasyonal’in 4. Kongresi olmalıdır.

Bazı olaylar üzerinden zaman geçince onları hatırlayanların hafızalarında biraz sislenir, ayrıntılar gerçekten uzaklaşır. Yine de geriye anlatılmaya değer hikâyeler kalır bölük pörçük hatırlanan. Nâzım Hikmet’le Sakallı Celal’in karşılaşmaları da böyle bir hikâye.


Emine Çiğdem Tugay, “Hiiiii!!! Sakallı Celâl…”, Doğan Çocuk… Doğan’da Çocuktuk… (Doğan Apartmanı Çocuklarının Sanal Âlemde Buluşma Noktası!), 23.08.2010.

« Newer Posts - Older Posts »

Kategoriler