Gönderen: adalarpostasi | 09 Haziran 2021

“Eşeğin Rüyâsı”

“Eşeğin Rüyâsı”

Rüyâ içinde bir rüyâ gûyâ…
Teşbihte hata olmaz” der eskiler ya her halükârda o
güzel gözlü cânım eşekleri tenzihle…

🎨: Tiraje Dikmen, “Eşeğin Rüyâsı”[1]

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve tellal pire berber iken –masal bu ya– Büyükada sâkinlerinden semiz eşeğin biri arpayı fazla kaçırdığı gecelerden birinde rüyâsında, –İstanbul’daki Gümrük Antrepoları, ilk tramvay hatları, Tünel’deki Metro Han, Taksim’deki Surp Agop Akaretleri, Müze-i Hümâyun’un (İstanbul Arkeoloji Müzeleri) ana binaları ve Nişantaşı’ndaki İzzet Akosman Evi’nin de mimarı olan– M. Nuriciyan (1872-1954) tarafından 1934 senesinde Art Dèco tarzında tasarlanıp Hristo Dimopoulos Kalfa (1882-1962) yönetiminde, o vakitler genç yaşındaki Koço (Kantakuzinos) Kalfa’nın (1907-2008) da katılımıyla inşa edilerek; TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından da “korunması gerekli kültür varlığı olarak” ve “bahçesindeki yetişmiş ağaçlarla beraber” bütünlüklü bir şekilde tescillenen Bahçelerönü Sokak eski No: 12 yeni No: 14 Büyükada adresindeki Dikmen Evi’ni[2] kiralamak suretiyle otel yaptığını görmüş!

Heyecanla uykusundan uyanmış, yememiş içmemiş Dikmen Evi’nin kiracısı olmak hevesiyle nâmlı ama ne nâmlı bir iki arkadaşıyla da ortak olup Fatma Tiraje Dikmen Tereke Hakimliği’nde soluğu alıvermiş! Rivâyet olunurmuş ki Tereke Hakimliği söz konusu mirasın bırakıldığı İktisat Fakültesi yanı sıra anlı şanlı Sanat Tarihi Bölümü’nü de bünyesinde barındıran İstanbul Üniversitesi’nden de bu hususta görüş sormuşmuş. Tiraje Dikmen’in[3] mezun olduğu ve Ord. Prof. Dr. Gerhard Kessler’in yönetiminde “İstanbul’da Kadın İşçilerin Çalışma Koşulları” konulu doktora tezini hazırladığı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin yüksek tahsili için mâli imkânlara sahip olmayan öğrencilerine okuma imkânı sağlayacak burslar temin etmek amacıyla menkul yanı sıra müstakillen veya hisseli olarak sahibi bulunduğu tüm gayrimenkullerinin de derhal satılarak nakit paraya çevrilmesi kaydıyla tüm mal varlığını miras bıraktığı “Tarihten Geleceğe Bilim Köprüsü – 1453” İstanbul Üniversitesi de kiralanmasında bir sakınca görmediğini ifade buyurmuşmuş![4]

“Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşmüş” bir kere…

Plajcılar Plaçkası ortaklığıyla aylık 12.000₺ kirayla tutunca Tiraje Dikmen evini sevincinden duramaz olmuş yerli yerinde… “Burası için basit onarım izni” istemiş evvela “evde yapılacak/onarılacak çok iş var”mış, çatının işlevi bitmiş ve saçakları kopma noktasına gelmiş, iskele kurulup onarılması/yenilenmesi”, yanı sıra “mutfak dolapları ve fayansları ve banyo/wc fayansları lavobaları klozetler ve armatürler kırık/kullanılmaz halde olduğundan değişmesi gerekmekte”ymiş. “Doğalgaz tesisatı yok”muş, “su tesisatı eski bakır borular çürümüş ve çalışmaz halde”ymiş. “Elektrik tesisatı eskimiş ve günümüz şartlarına uygun olmadığı ortada”ymış. “Tüm tesisatların değişimi” yanı sıra “salon ve oda zemin kaplamaları bozulmuş yenilenmesi/ onarılması”, “iç ve dış cephenin yapıya uygun şekilde boyanması/temizlenmesi”, “kapılar ve pencerelerde ki ahşap sorunları restore edilmesi gerekmekte”ymiş!?[5]

Tiraje Dikmen, Dikmen Evi, Büyükada, 01.3.2007.
)O(

Oysa ki Büyükada Bahçelerönü Sokağı’ndaki evinin bahçe kapısında, kaldırımında, senelerin sırtına yüklediği onca yüke rağmen öylece dimdik, doğru bildiklerinden bir adım olsun şaşmaksızın durmaktaydı Tiraje Dikmen… 21 Eylül 1925’te dünyaya değil de âdeta Ada’ya gelmişcesine, dünya çapında tanınsa da bir diğer ucunda seneler senesi yaşasa da bir an olsun ayrılmamışlarcasına duruyordu o kaldırımda… İSKİ’nin Büyükada sokaklarındaki boru hattı döşemesi çalışması akabinde 1 Mart 2007 günü evinin yer aldığı Bahçelerönü Sokağı’ndaki yol yapım çalışmaları esnasında gereğini hatırlatan bir duruş ve söylemle işin başından bir an olsun ayrılmaksızın, yolun kodunun kaldırım bordürlerinin üzerine yükselmesine karşı durarak, tarihî eser olarak tescilli evinin bütünlüklü bir parçası olan kaldırımını bilinç ve hassasiyetle korumaktaydı. Daha dün gibi gözümüzün önünde…

Tiraje Dikmen, Dikmen Evi, Bahçelerönü Sokağı, Büyükada, 01.3.2007.
)O(

Tiraje Hanım’ın vefatının üzerinden çok geçmeden ise Dikmen Evi’nin malzemesi, işçiliği ve üslûbuyla ayrılmaz bir parçası olarak yapıldığı dönemi tastamam yansıtan kaldırımları, Ekim 2017’de değer bilmez Adalar Belediyesi’nce sökülerek yerine Adalar’ın kentsel dokusuna mugayyir olan, Adalar’ı herhangi bir yerleştirme sevdâsı çalışmaları kapsamında beton bordürle iki renkten desenli Çin granidi paket taşları revâ görülmüştü![6]

Bahçelerönü Sokağı No:14 Büyükada, 15.12.2017.
)O(

Tiraje Hanım anlatıyor:

Koço (Kantakuzinos) Kalfa ve Tiraje (Dikmen), Büyükada’da, 11.7.2005.
)O(

[…] Koço Kalfa bize ne zaman gelse, kapının tokmağından tulumbanın sapına… Hepsini yerinde bulmaktan, duvarda yetmiş yıldan fazla aynı yağlıboyanın durduğunu görmekten son derece heyecanlanıyor, duvarlara dokunuyor, gerçekten mutlu oluyor… Bir çeşit mesleğiyle iftihar! […][7]

Ve evet bizzat şâhidiz, Koço Kalfa her ne vakit Tiraje Hanım’ın ziyaretine gelse duvarlara dokunarak iftiharla evin inşaatından tüm ayrıntılarıyla o günmüş gibi bahsederken çocuksu bir pırıltıyla da gözlerinin içi gülerdi âdeta… İnşa edildiği 1934 senesinden beri –kullanılan malzeme kalitesiyle işçiliğinin mükemmeliyeti ve elbette mukimlerinin de bilinç ve hassasiyeti sayesiyle– evin dış cephe de dahil duvarlarının boyanıp badanalanmasına, parkelerinin cilalanmasına dahi lüzum olmamıştı! Dikmen Ailesi’ne kapılarını açtığı günden itibaren yaşamlarına dair tüm izleri biriktirip bahçesindeki ağaçlardan saksısındaki çiçeklere, perdesinden masa örtüsüne, duvarındaki tablolardan sayfiye evi mobilyasına, mutfaktaki davlumbazdan sofrasında ikram olunan yemeklerin tarifine değin kuşaklar boyu aktarılıp muhafaza edilerek tevazuyla yaşanan benzersiz bir ev hali, vazolarından taze çiçekler hiç eksik olmayan…

Evle bütünlüklü bahçenin sarıp sarmaladığı güzellikleri anlayamayan kimi ziyaretçilerinin hadlerini hayli aştıklarının da farkına varmaksızın “Manzarayı kapatan şu ağaçları budatsanız, evi de bir boyatsanız,” neviinden densiz önermelerine, Tiraje Hanım haliyle bir hayli şaşarak “Anlamıyorlar asıl manzara ve kıymetin ne olduğunu ki,” demekle yetinirdi.[8]

Bir defasında Ömer Koç’un kendisini ziyaretinde verandanın yılların patinasını yansıtan rengini beğenmiş olması pek hoşuna gitmiş, boyatmasına dâir aldığı o hadsiz nasihatlardan sonra değerini anlayıp kıymetini bilen birine nâdiren de olsa tesadüf ettiğine gayet memnun olmuştu.

Tiraje Dikmen, Dikmen Evi, Bahçelerönü Sokağı, Büyükada, 2005-2011.
)O(

Ne de güzel anlatır o cânım ev halini Mehmet Güreli:

[…] Evet. Ada’ya gitmek, Tiraje’yi görmek demekti. Onla çay içmek, sohbet etmek ve mutlaka geçmişten bir resme, bir portreye, bir hikâyeye, bir fotoğrafa ulaşmak, bakmak demekti. Ona uğramak, onun erişilmez renklerini, çizgilerini yansıtan, artık tam anlamıyla onla özdeşleşmiş evinde azıcık bir zaman geçirmiş olmak bir şölendi. Unutulmaz masasının başında özenle ikram ettiği fincanlara takılır giderdi gözünüz. Siyah elbisesinden yayılan zarafeti her alana yayılırdı bir tütsü gibi. Evin kokusu taze kurabiyelerin çileklerine karışırdı sessizce. Salonda kendini duyuran; her nesnenin seçilmiş olduğuydu. Sanki örtüleri bile o çizmişti. Sonra birden etrafa bakmaya başlardınız. Onun sakin, sade çizgileri sizi çağırırdı. Duvarları süsleyen çerçeveleri süzerdiniz. Her kâğıda dokunuş desen olarak geri dönerdi. Fırçanın yarattığı her yapı gizemli bir tutkunun örtünmesi, saklanması anlamına geliyordu. Her şey onun sanatında insana saygıdan kutsallığa uzanan yolda ilahi bir sezgiyle buluşuyor, hep doğruyu yakalayan derin bakışında eriyordu. Gizliliği süslüyordu renkleri. Az konuşan kararlı çizgileri eğilmeyen dalların vakur sallanışlarını yansıtıyordu. Öyle bir duyguydu ki bu, onun zarafetini, inceliklerini ve derinlikli bakışını anlatamayışın ya da yetersiz olacağını baştan kabul edişimin çaresizliği gibiydi. Resimleriyle yarattığı dünyanın dışında duruyordu sanki. Tiraje yaratıyordu ve bırakıyordu; bir haiku ya da karikatür gibi resimlerinin kendilerini çok rahat anlatabileceğine inanıyordu. Geçmişten söz ederken bir gün yüzerken bir dönemde Ada’da sürgün olan Troçki’yi kayıkla balık tutarken gördüğünü söylemişti. Her Ada’ya gidişlerinde Tiraje’ye uğramak, onun erişilmez çizgilerini yansıtan, belki de artık ona benzemiş evinde onunla sohbet edebilmek her zaman kaçınılmaz olmuştur dostları için. Emine [Çiğdem], Reha, Amelie ve Defne için. Şimdi bazıları orda, bazıları dönüyor. Tiraje’nin evine giden yolu daraltıyor bazı ağaçların yaprakları. Sessizlik, bahçeye dökülen yapraklarla baş başa. Tiraje el sallıyor siyah elbisesi içinde, gözleri yine gülüyor… […][9]

Tiraje, Büyükada Turing İskele Cafe, 14.7.2007.
)O(

Hiç sanmıyorum şimdilerde “gözleri yine gülüyor” olsun Tiraje’nin zira hatırlı hâtırasına yazıklar oldu, yazıklar olsun! Paris’te Léopold Lévy’den yâdigâr atölyesinin bulunduğu ‘Cité Verte’’in yıkımına karşı Comité de Défense de la ‘Cité Verte’ olarak verdikleri yaman mücadele peşi sıra Ada Dostları Derneği’nin kurucularından olup gerçek bir Ada sevdalısı olarak Adalar’ın Kentsel ve Doğal SİT Alanı bütünü olarak tesciliyle korunmasında nice emeği geçen Tiraje’ye dair –1985’te Ankara Galeri Nev’de açılan sergisiyle hem zamanlı olarak yayımlanan resimlerinden oluşan Tiraje veya Zamanların Hafızası (Tirajé Ou Les Traces Memoriales) adlı sınırlı baskı serigrafi kitabında Waldberg, Aralık 1984’te Paris’te kaleme aldığı yazısına “Tiraje, zamanların hafızasındaki izleri keşfetmek gibi nadir bir imtiyaza sahip.”[10] diye son vermişken– evinde hayatına dair bıraktığı benzeriz izleriyle hâtırasını, “zamanların hafızasındaki izleri” yok etmek niye?

Vefatının birinci sene-i devriyesinde o çok sevdiği Büyükadası’nda, Splendid Palas’ta hem onun anısına saygı göstermeyi, hem de dostlarını biraraya getirerek ona dair izleri daha görünür kılmayı hedefleyerek düzenlediğimiz “Zamanların Hafızası” Ressam Tiraje (Dikmen) İçin Anma Toplantısı’na[11] yurtdışında olduğu için katılamayan ancak duyurulmasını istediği mesajını okumamız ricasıyla gönderen İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı (İAKTVKD) Arif Çağlar şöyle sesleniyordu:

Tiraje (Dikmen), İAKTVKD toplantısında, Büyükada Turing İskele Cafe, 16.7.2010.
)O(

[…] Elimde bir fotoğraf var, Tiraje Hanım bir toplantı masasında oturuyor. O toplantıyı hatırlıyorum, hiç konuşmuyor ama onun orada oturuyor olması Adalar’ın korunmasıyla ilgili söylenebilecek tüm sözlerden daha ağır, daha etkili, daha önemli, bunu o gün o toplantıya katılan hepimiz Tiraje Hanım’ın o masada, ricamız üzerine kabul edip oturduğu baş köşede sessiz ve vakur duruşunda hissediyoruz.

Tiraje Hanım’ın doğup büyüdüğü, başka yerlerde de olsa hiçbir zaman bırakamadığı, gittiği her yere kendisiyle birlikte taşıdığı Adalar … severek, anlatarak, korunması için hiçbir şeyi esirgemediği, gücünü ve zamanını severek ayırdığı İstanbul’un bu semti için yapılan ve yapılabilecek doğruları yanlışlardan ayırabilmekteki sağlam yargı gücü bugün her zamankinden fazla hepimiz için yol gösterici.

Adına en çok kendisinin layık olduğu İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin kuruluşundaki payı, desteği ve heyecanı unutulamaz. Tıpkı Tiraje Hanım’ın Ada Dostları Derneği’nin kurulması, oradaki çalışma heyecanı ve yılmazlığı ve nihayet Adalar’ın Doğal ve Kentsel SİT Alanı olarak tescilindeki emekleri gibi.

Tiraje Hanım bu yılmazlığı ve yanılmazlığıyla bugün hepimiz için Adalar’ı sevmeyi sanatı sevmenin heyecanıyla bütünleştirebilen herkes için yol gösterici oluyor.

Kendisini güçlü sanatçı kişiliği ve doğup büyüdüğü, üzerine titrediği Adalar’ı için yaptıklarıyla anıyoruz, her zaman anacağız. […][12]

Levent Yılmaz ise şöyle ifade ediyor:

[…] Tiraje, Ada’da çizmeye devam ediyor. Her onu ziyaret ettiğimde bir hafta sonra Paris’e geri döneceğini anlatıyor. Güzin Dino ise, her hafta, Tiraje’nin gelecek hafta artık geleceğini söylüyor (Tiraje bir daha Paris’e hiç dönmedi). Bana kızıyor Tiraje, onu yeterince aramıyorum diye. Haklı, son zamanlarda hele hiç aramadım: Çünkü onunla ölümden konuşmak çok üzüyordu beni ve her seferinde ölümden, ölümünden konuşuyorduk. Sonra, yeni yaptığı resimleri gösteriyordu: Muhteşemdiler. Bunca büyük bir ustalığı insan büyük bir sükûnet içinde yakalayabilir diyordum kendime. Yine kimse görmeyecek bu resimleri, yine göstermeyecek. Ve yine ölümden konuşacağız, o müthiş güzel kokan manolya ağacının yanı başındaki balkonda. […][13]

Tiraje Dikmen Evi, Büyükada, 05.5.2009.
)O(

Sabahlara değin süren çalışma ve sohbetlerimiz esnasında ekseriya gece geç vakit arardı Güzin (Dino) Hanım… Tiraje yeşil salamander bir sobayla ısınan yemek odasından üst kata çıkar Güzin Hanım’la uzunca konuştuktan sonra Apostol Usta’nın yaptığı o hârikulade ahşap merdivenlerden kulaklarımdan sesi hiç gitmeyen o adım adım o tok tok ayak sesleriyle iner, sol elini hafifçe göğsüne kalbinin üzerine koyup diğeriniyse hizasında dikey olarak tutup usulca indirip kaldırarak “pek mahçubum şekerim, Güzin aradı yine ne zaman geliyorsun artık Paris’e diye sordu yine ve yine… Artık ne diyeceğimi bilemiyorum hakikaten de… Geleceğim diyorum her seferinde de…” diye serzenişte bulunurdu biçare… Güzin Hanım usanmaksızın sorardı Tiraje ise gideceğine dair inancını yitirmeksizin yaşamına varlığına, evine bahçesine türlü cihetten akıl almaz saldırılarla yılmaz bir mücadele içinde kalesini direnerek savunan bir nefer misali terk edemeyip bilinç altı bir dirençle de pasaportunu kaybediverir, uzun vakitler de arar da arar bulmaz, bulamaz neden sonra misal gardrobunun üst rafının gerisinde bulsa da gitmezdi, gidemezdi Paris’e bir türlü yine! Seneler senesi birlikte üzerinde çalıştığımız özgeçmişine ise çok geçmeden Paris’e nasılsa döneceği inancıyla: “Resim çalışmalarına ara vermedi. Paris’ten ayrılmadı, sanat hareketlerinin ve sanat çevrelerinin içinde yaşamını sürdürdü.” diye yazdırırdı mutlak surette. Bu defa Necmi (Sönmez) arar onun iyiliğini isteyen sahici dostluğu ve kendine has üslûbuyla “Tiraje kendini âdeta yaşarken öldürüyorsun orada, Paris’te üretmeye devam edeceğine kala kaldın Ada’da…” diye diye… Necmi, Tiraje Hanım’ın vefatı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında bu hususa da kısaca şöyle değinmiş:

[…] 1925 yılında Büyükada’da doğan ressam Tiraje Dikmen’i 1 Eylül 2014’te kaybetmemiz, sadece Türk resmi açısından değil, giderek çoraklaşan kültür ortamamız açısından da önemli bir kayıp. Çünkü kelimenin tam anlamıyla ‘sıradışı’ bir yaratıcı olan Tiraje, Paris ve İstanbul arasında şekillendirdiği sanat ve yaşam modeliyle ayrıcalıklı bir konuma sahipti. Son kişisel sergisini 2002 yılında Ankara Galeri Nev’de açan sanatçının resimlerinde geliştirmiş olduğu ‘anlatım dili’, ülkemizin sanat gündemine uymadığı; dahası bu sığ gündemi aşan uluslararası bir boyuta sahip olduğu için anlaşılamamış, bu yüzden de yadırganmıştı.

GERÇEK BİR ÖNCÜ

Hiçbir gruba katılmadan, herhangi bir akımın peşinde giden yolda değil de, ‘kendi doğruları’ çerçevesinde sıkı bir kumaş gibi dokuyarak oluşturduğu resim diliyle Tiraje, farklı açılımları olan bir kurgu ve renk anlayışı geliştirmişti. Bu özellikleriyle Türk Sanatı içinde tekil bir konuma sahipti. Onu bu denli farklı kılan elbette yaşam öyküsünden kaynaklanan değerlerinin üzerine kurduğu ‘karakteriydi’. Mutlak doğrunun peşinde, erişilmez kompozisyonları kurgulayarak daha önce yapılmayanın, görülmeyenin şekillendirilmesinde Tiraje gerçek bir öncüydü. […] 1980’li yılların tamamını elinde kalması için mücadele ettiği Büyükada’daki doğduğu [Maden’de Malûl Gazi Caddesi No: 13’teki 19. yy sonu ile 20. yy başlarının aydın ve varlıklı eşhasından Cemal Bey’in, kızı Şefika Hanım (şâir Tahsin Nâhit’in eşi, Minâ Urgan’ın annesi) ve oğlu için yaptırdığı ikiz köşklerden Konak Sokağı’nın köşesinde olup 1921’de ailesince Şefika Hanım’dan satın alınan köşkte doğmuş olup 1914-1919 yılları arasında (akabinde Maden’de Bahçıvanoğlu Sokak’taki evlerine dönen) ailesinin kalmış olduğu Castelli Evleri’nde mukimken satın aldıkları Bahçelerönü’ndeki arsaya 1934’te yaptırıldığının ertesi senesi taşındıkları] köşkte geçirdi. […][14]

Tiraje Dikmen, Adora Bakımevi, 25.01.2014.
)O(

Rahatsızlığında her türlü imkâna sahipken vesayet altına alınarak yatırıldığı bakımevindeki esaretinden Ada’daki evine dönmeye dair sıklıkla yinelediği yegâne arzusuna rağmen kendisine yaşatılanlara –özel hayatına dair her türlü mâlûmatı özenle muhafaza ettiğini bilmekliğimden hatırlı hâtırasına hürmeten– burada değinmeyeceğim yine…

Gerçek bir Ada sevdalısı olarak Adalar’ın Doğal ve Kentsel SİT Alanı olarak tesciliyle korunmasında nice emeği geçen 21 Eylül 1925 Büyükada doğumlu Tiraje, 2014 Eylülü’nün biri saat 14:30 suları idi, çok sevdiği Büyükadası ve evine ne yazık ki hasret gitti… Ve 3 Eylül günü Büyükadası’nın toprağına anca bu surette kavuşabildi!

Büyükada Mezarlığı, 03.9.2014.
)O(

Duruşu, adımı, bakışı, sesi, seslenişiyle her mânâda bu dünyada bıraktığı iz yerli yerinde, bakıp da görebilene… Bir başka açıdan bakıldığındaysa ne yazık ki yerinde yeller esmede!

Tiraje’nin, evin sâkinleri olan Dikmen Ailesi ve yakın çevresi yanı sıra Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan, Germain Bazin, Yves Bonnefoy, George Braque, Victor Brauner, André Breton, Blaise Cendrars, Jean Cassou, Marc Chagall, Andre Derain, Georges Duthuit, Max Ernst, Charles Estienne, Alberto Giacometti, George Herold, Prof. Dr. Gerhard Kessler, Jacques Lassaigne, Man Ray, Ord. Prof. Dr. Umberto Ricci, Ord. Prof. Dr. Philipp Schwartz, Tristan Tzara, Patric Waldberg değilse de mutlak surette Madam Agnidis, Cengiz Akıncı, Semiha Akpınar, Evrim Altuğ, Madam Angel ve oğlu balıkçı Hakkı, Hakkı Anlı, Oğur Arsal, Ali Artun, Deniz Artun, Nur Altınyıldız Artun, Fazıl Ahmet Aykaç, Müjde Aykaç, Ayşe Ataman, Osman Bahadır, Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan, Nüveyre Bayraktar, Aliye Berger, Angela Berzeg, Korhan Berzeg, Muharrem Nuri Birgi, Arif Çağlar, İpek Çalışlar, Oral Çalışlar, Gönül Dervişoğlu, Nejad Devrim, Şirin Devrim, Cafer Fahri Dikmen, Halide Dikmen, Hamdi Dikmen, İnci Dikmen Asral, Selçuk Dikmen Saruhan, Şükriye Dikmen, Hristo (Dimopulos) Kalfa, Güzin Dino, Abidin Dino, Güzin Duran, Feyhaman Duran, Amelie Edgü, Dr. Enis Erdem, Zafer Ertaş, Sabahattin Eyuboğlu, Füreya, Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, tesisatçı Andon Franguli, Füreya, Ziya Gökalp, Prof. Dr. Macit Gökberk, Muhterem Gökberk, Nilüfer Gökberk, Saadet Gökberk, Turgut Gökberk, Ülker Gökberk, Zahide Gökberk, Rezan Peya Gökçen, Çelik Gülersoy, Mehmet Güreli, May Hamson, Muhsine Helimoğlu, İhap Hulusi, Fahir İz, Koço Kantakuzinos, hemşire Saliha Karanfil, Yaşar Kemal, Tilda Kemal, Hasene Kıbrıslı, Kâmil Kıbrıslı, Ömer Koç, Ahmet Koçoğlu, Leziz Koçoğlu, Léopold Lévy, Dr. Akil Muhtar, Dr. Celâl Muhtar, Asım Mutlu, Leyla Yunus Nadi, Nilüfer Yunus Nadi, Nikola Nikolaidis, M. Nuriciyan, Ayşe Orbay, Fethi Okyar, Galibe Okyar, Osman Okyar, Mukaddes Orçun, Aysel Özakın Ingham, Güner Özalp, Teoman Özalp, emektârları Zeliha ve Mustafa Özcan, veteriner hekim Murat Özhavala, tesisatçı Sokrat Poridis, tesisatçı Niko Poridis, Dilek Ramazanoğlu, Samih Rıfat, Metehan Sökeli, Londra Şehbenderi Refet Bey ve eşi “Madam Refet” (Feride Kıbrıslı), Melahat Saka, Hasan Saka, Defne Sandalcı, Emil Galip Sandalcı, Zekeriya Sertel, Yıldız Sertel, Necmi Sönmez, Defne Suman, Arif Suyabatmaz, İsmail Hakkı Suyabatmaz, Leyla Tara Suyabatmaz, İlhan Şevket, emektârlarından (1989-2007) Zehra-Şevket-Hüseyin Şenyüz, Yves Tanguy, Dr. Ahmet Tanrıverdi, Nilüfer Tapan, Emine Çiğdem Tugay, Mehmet Selim Tugay, Selim Turan, Mina Urgan, “Madam” Mary Vasiliadis, Gündüz Vassaf, Tunç Yalman, Levent Yılmaz ve daha ola ki atladığımız veyahut bilmediğimiz kimlerin izleri… Pek sevdiği köpeklerinden Kuçu ile Kömür ve kedisi Pamuk’un pati izlerini de es geçmeyelim tabi…[15]

Boş yere dememişler “Eşek hoşaftan ne anlar” diye!

[…] Diğer taraftan burayı otel yapma niyetimin olduğu da doğrudur ve sizler tarafından da bilinendir. İsmini Hotel Traje Dikmen veya Traje Dikmen Evi koymak istediğim, odalara onun tablolarıyla adlandırmak istediğim ve yine Traje Dikmen hakkında bilgilendirici bir köşe hazırlamak istediğim ise bilinmeyen hususlardır. […] Ama burası için herkesin içinin rahat olmasını istiyorum. Her ne kadar yapılacak yatırımların dönüşü için bir ticaret konusu olsa da Traje Dikmen’in hatırası yaşatılacaktır. […][16]

İşte rüyâsında tüm bu sayıkladıklarını duyunca da Tiraje Hanım’ın “Eşeğin Rüyâsı” tablosu akla geliverdi evvela! Baytar Mekteb-i âlisi müderrislerinden, Bakteriolojihane ikinci müdürlerinden, Baytar Umûm müdürlerinden, Türkiye’nin ilk mikrobiyoloji uzmanlarından, Ada Çamlarını Muhafaza ve Teksir Cemiyeti murahhas âzalarından, Büyükada Yat Kulübü murahhas âzası sonradan Büyükada Anadolu Kulübü müdürlerinden, Tavukçuluk Rehberi, Ameli Tavukçuluk, Tavuk Hastalıkları, Savaş ve Polis Köpekleri, Kanarya, Yeni Arıcılık, Vebai Bakari Seromu, Av ve Salon Köpekleri, Keçi Beslemek Usülü kitaplarının yazarı olan Veteriner Hekim Cafer Fahri Dikmen’in (Batum, 07.7.1876-İstanbul, 07.10.1962) yaptırmış olduğu evinde küçük kızı Tiraje Hanım’ın da itinayla muhafaza ettiği veteriner hekim odası da hemen peşi sıra…[17]

Pierre Loti, Jean-Michel Othoniel, Eşek Postu Küçük Tiyatrosu Sergisi, Dolmabahçe Sarayı Müzesi, 21.9.2007.
)O(

“Altın sıçan bir eşek”

[…] Eşek Postu “Peau d’Anne” masalı burada tam yerine oturuyor. La Manakine adıyla da bilinen Konstantinopolisli Güzel Helen’in Romanı ve Kesik Elli Kız gibi ortaçağ metinlerinden esinlenen [Charles] Perrault’nun bu masalında “Tersine Dünya”ya lâyık bir hikâye anlatılıyor.

Kızına âşık bir baba, altın sıçan bir eşek, depresyonlu bir Prens ve pasaklı bir Prenses… Demoiselles de Rochefort’un yapımcısı Jacques Demy, bu hikâyenin filmini çevirdi. Sinemacı olarak bu konuya ilgi gösteren Demy de Loti gibi kukla tiyatrosunun büyüsüne kapıldı. [Jean-Michel] Othoniel bu hikâyeyi sahipleniyor. “Prenses babasıyla evlenmek istemiyor, eşek altın sıçıyor, konuşan bir gül gözlerinizin içine bakamıyor, peri âşık oluyor ve prens çekici kalmayı beceriyor. Ayrıca bu parmak ve yüzük hikâyesi de garip. Bundan dolayı Eşek Postu’nun hikâyesinin anlatılması gerekiyordu. […][18]

[temsili bir resim]

“Eşek sudan gelinceye dek…”

Ada’da turda bir gün Bedia Şekip (Muhavvid) Hanım’ın susaması üzerine Sadrettin Celâl Antel koşarak ona su getirmeye çalışır. Neden sonra terli terli dönüp de aralarına karışınca da Yahya Kemal’in (Beyatlı) hicvinden kurtulamaz:

Sadri, Bedia aşkına tek bekletir bizi
Eşek sudan gelinceye dek bekletir bizi.[19]

Mirasyediler

Konu “miras” olmaya görsün, Adalar Postası arşivinden gereğince künye vermekten imtinayla âdeta mirasyedi refleksiyle “kes-kopyala-yapıştır”da uzmanlaşan diyeceğiz ya onu dahi beceremeyip eline yüzüne bulaştıran niyeti ve imlâsı bozuklara da yine gün doğmuş, neden sonra haberdar olduklarında “dostlar alışverişte görsün” makamından olarak Dikmen Evi’nin inşa tarihini “1914” yazmak raddesinde yalan yanlış cahil cesaretiyle çala kalem sade suya tirit! Neymiş “1914 senesinde Cafer Fahri Dikmen tarafından, dönemin önemli mimarlarından Mikael Nurican’a yaptırılan denize kadar uzanan büyük bahçesiyle , tescilli bir modern mimarlık mirası olan bu yalı evin akıbeti ne”ymiş?![20]

Adalar Postası’nın deyişiyle “Paris’te Léopold Lévy’den yadigâr atölyesinin bulunduğu ‘Cité Verte’in yıkımına karşı Comité de Défense de la ‘Cité Verte’ olarak verdikleri yaman mücadele peşi sıra Ada Dostları Derneği’nin kurucularından gerçek bir Ada sevdalısı olarak Adalar’ın Doğal ve Kentsel SİT Alanı bütünü olarak tesciliyle korunmasında nice emeği geçen”[21] cümlesi oluvermiş size “Prens Adaları’nın KENTSEL VE ARKEOLOJİK [!?] SİT ALANı ilan edilmesinde Türk resim sanatının en önemli sanatçılarından,Tiraje Dikmen’in emeği vardır.”?![22]

İstanbul Adaları’nın tescil statü ve tarihinden dahi bihaber bir “Dünya Mirası Adalar” tam da ifade ettiği daha doğrusu Tiraje Dikmen’in adını doğru yazmaktan dahi acziyetiyle ifade edemediği gibi “Tiraja [!?] Dikmen’in bize bıraktığı mirasın farkına varmadan” soruyor “Peggy Guggenheim Müzesi! Max Ernst’ın bir zaman eşi olan Peggy Hanım’ın evi belki biliyorsunuz, şu anda Venedik’e hayat veren en önemli yerlerden biri. Büyükada’daki Dikmen evini lokanta, otel yapmak yerine. Neden olmasın?”[23]

“Şunun iyi bilinmesi gerekir”

“Tiraje Dikmen’in sanatı, anıları, hatırası İstanbul Adaları’yla sıkı sıkıya bağlıdır. Adalar’ın SİT Alanı ilan edilmiş olması büyük çapta Tiraje Dikmen’in girişimi ve emeğinin eseridir.” diye kendilerinin cümlesiymiş gibi yazmakta[24] hiçbir beis görmedikleri cümle de cümle âlemden utanmaksızın Arif Çağlar, “Tiraje Dikmen’in Adıyla ve Mirasıyla Oynanan Oyunlar”, Adalar Postası-2998 (10.8.2020). künyeli yazıdan künyesiz çalıntıymış!

🍄 Kültür nesi nesi⁉️

“Uyyy!.. yesun oni nenesi / Yesun oni nenesi”[25]
Yeter ki dostlar alışverişte görsün sizi!

Bir aldanma ve aldatma enstrümanı olarak “UNESCO Dünya Kültür Mirası Adalar” terânesi, 34 (şimdi 36) yıldır bu listede yer almakla –tam da bu esnâda doğal ve kentsel, tarihî ve arkeolojik cümle değerleri talan ve târumarla ranta kurban edilmiş içler acısı hal ve vaziyeti ortada sözümona “2010 Avrupa Kültür Başkenti” de olan– İstanbul misali! Yersen tabi![26]

Şehr-i İstanbul’un UNESCO Tarihi Alanlar Dünya Mirası Listesi’ndeki 30. sene-i devriyesinde UNESCO, genel müdürü Irina Bokova eliyle –İstanbul’un 8500 yıllık tarihine ait bilgilere ulaştığımız Yenikapı’da, 1 milyon metrekare deniz alanının doldurulmasına göz yuman ve tarihi görmezden gelen İstanbul’daki talandan sorumlu– dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş’a da kültürel mirasın korunmasına [?!] kişisel katkılarından [?!] dolayı sertifika vermişti![27]

📷: Büyükada’da uzuneşek oyunu, 1965.

Uzuneşek…

2020 yazında Adalar Belediyesi Başkan yardımcısı da Tiraje Dikmen Evi’ni “balık lokantası” yapacağını rüyâsında görmüş derken kendisine uzatılan mikrofona şunları gevelemiş: “Ev Tiraje Dikmen Evi eee güzel Barok [?!] bir yapı dolayısıyla onun bir değeri yok, Tiraje Dikmen Evi olduğu için bir değeri yok zaten. [?!] Biz buraya sadece beton ve ağaç gözüyle [?!] bakamayız orada kültürel miras çok kıymetli…”[28]

Derken kendi deyişiyle “dünya çapında tanınmış bir yönetmen”, Adalar Belediyesi’nin gül gibi başkanı olan “abi”sinin himâye ve yardımlarıyla Tiraje Dikmen Evi’ni “balık lokantası olmak kaderinden kurtarmak” üzere “kamuoyu oluşturmak” derken “Tiraje belgeseli çekmek” kisvesinde –altında akülü arabasıyla seyir halinde– Tiraje Dikmen’in şahsiyeti ve sanatından tamamiyle bihaber salt söz konusu eve bir biçimde kapağı atmak hevesine kapılmış! Yalnız da değilmiş…

Hemzamanlı bir biçimde o güne kadar Tiraje Dikmen’le yakın uzak ilgi ve âlakası olmayan tiyatrocu, ressam, sanat hâmisi emprezaryo heveslilerinden müteşekkil bir gürûh ada sâkini de ayrı ayrı ve hep beraber aniden “Tiraje Dikmen ve Evi Sevdası”na kapılarak uzuneşek misali traji-komik bir oyun sahneye koymuş!

Tiraje Dikmen’in adını bile yazmaktan aciz kimesnelerin “düzenledikleri” hayalî çalıştayın –Emine Çiğdem Tugay ve Necmi Sönmez misal kimi katılımcılarının dahi bihaber olarak izinsiz isimlerinin “kullanıldığı”– sözde programı!

Tiraje Dikmen’in adını dahi yazmaktan aciz, kendisini Ada sâkini sanatçıların ve sanatlarının hâmisi ilân eden pek tuhaf bir şahıs “Trajenin 6. Ölüm Yıldönümü Münasebetiyle – Kültürel Devamlılık ve Tirajenin Mirası Çalıştayı” başlığıyla 01.9.2020 tarihinde yapılacağını duyurduğu çalıştay konuşmacıları arasına Emine Çiğdem Tugay (çalıştay hayalî programında yazıldığı gibi mesleği “sanat tarihçisi” değil arkeolog’tur) ve Necmi Sönmez yanı sıra –Adalar Postası’na ulaşan bilgiler doğrultusunda– çalıştay gözlemcileri arasına da Asu Aksoy (soyadı yanlış olarak “Göksu” yazılmış), Aslı Öymen, Mahir Polat’ın ayrıca çalıştay düzenleyicilerinin logoları arasına da Adalar Sanat ve Kültür Evi Derneği ve Dünya Mirası Adalar’ın, çalıştayın “düzenleneceği” mekânı “Splendit Oteli” olarak yanlış yazılan Splendid Palas Oteli’nin de bilgisi ve onayı olmaksızın adı geçen tüm bu kişi ve kurumların isimlerini izinsiz kullanarak kişilik haklarına saldırı suçu işlediği gibi söz konusu çalıştay programının üçüncü şahıslara dağıtımını da yaparak bu hayalî çalıştay programının kimi sosyal medya hesaplarında yayımlanmasına sebebiyet vermiş.[29]

Tiraje Dikmen Evi’nin terekesi hakimliğince kiraya verileceği söylentisinin haber alındığı geçtiğimiz seneye değin sanatçının adını dahi anmayan bu gürûh altıncı sene-i devriyesi olan 1 Eylül’de de başkaca bir programları bulunmakla başını Kent KonŞeysi Başkanı’nın çektiği bir takım zevatla 31 Ağustos’ta Tiraje Hanım’ın –sosyal medyada davul zurna çalınarak yaptırılan– mezarı başında, babası Cafer Bey’in baş taşına sarılıp teatral nutuklar atmak suretiyle hiç utanmadan hâtıra fotoğraf ve videoları da çektirmeyi meziyet zannederek ihmal etmemiş![30]

Bu traji-komik oyunun bir sahnesinde ise sanat hamsisi pardon hâmisi, gül gibi belediye reisinin odasına girip de kendi deyişiyle “dünyaca tanınmış yönetmen”i de orada görünce vay efendim sen ne cüretle Tiraje Dikmen Evi’ni kiralamaya yeltenirsin diye birbirlerine giridikleri esnada belediye reisi de kendi halinde telefon mesaisindeymiş!

Tiraje Dikmen, Teoman Özalp, Sebahat, Güner Özalp, Mariko, Tunç Yalman arkadaşların merkeplerle hâtırası, Büyükada, 193?.

Eşeği dama çıkaran yine kendi indirir…

Peki ya ne olacak şimdi? Eşek cenneti bir memleket ki ölüsüne de dirisine de rahat huzur yok vallahi! Bir kez daha ve bin birinci defa İstanbul Destanı’nın nihâyetiyle kulakların çınlasın Bedros Reis, “Ey! Benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim.”[31]

İAKTVKD yakın takipte…

Bahçelerönü Sokak No: 14 Büyükada adresinde ve Fatma Tiraje Dikmen Tereke Hakimliği’nin mührü altındaki evinden çalınmak suretiyle 19.7.2020 tarihli Artium Modern tarafından düzenlenen müzayedeye sunulmuş (https://www.artiummodern.com/urun/2457365/tiraje-dikmen-tiraje-dikmen-e-ait-8-adet-gunluk-imzali-1945-46-yillari) olduğu şüpheye mahal bırakmayan Tiraje Dikmen’in günlüklerine dair haber 10.7.2020 Cuma günü saat 13:00’te Adalar Postası’na ulaştığı andan itibaren –İstanbul Adaları’nın Doğal ve Kentsel SİT Alanı olarak tescilindeki girişim ve emekleri misali– İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin (İAKTVKD) de kuruluşundaki değerli katkıları dolayısıyla konuyu aciliyetle ilettiğimiz İAKTVKD Yönetim Kurulu, 121 sayı ve 15.7.2020 tarihli kararıyla derhal harekete geçerek 16.7.2020 tarihli dilekçelerle 17.7.2020 tarihinde ilgili kurumlara suç duyurusunda bulunmuş ayrıca tereke avukatına da gereken uyarının yapılmasını sağlamış olması yanı sıra imkânlar dahilinde mâni olabilmek gayretiyle tüm bu yağma sürecinin de yakın takipçisidir.

“Tiraje Dikmen’in Adıyla ve Mirasıyla Oynanan Oyunlar” başlıklı, 10.8.2020 tarihli yazısında İAKTVKD başkanı Arif Çağlar:

[…] Ama bilinen bir şey var: kısa bir süre önce mahkeme Büyükada’daki evin “korunabilmesi için” kiralanması kararı almış ve kiralama işini tereke memuru avukata vermiştir. Bu kararın hemen ardından ne Adalar’la ne de Tiraje Dikmen’le hiçbir ilgisi olmayan bir takım kimesne ortaya çıkmış, evi müze-lokanta-büfe yapmak için kiralamak işinin tezgahını hazırlamaya koyulmuştur. Kendilerine “sanatçı”, “sanat işletmecisi” gibi kisveler takınan bu zevatın Adalar’ı fiilen SİT Alanı konumundan çıkaran İBB ve Adalar Belediyesi’nden ortak ve destek arayacağı aşikârdır çünkü bu sonuncular baştan beri akılları sıra sanat gösterisiyle Adalar’a yaptıkları kötülüğü perdelemek peşindedir. Ve şimdiden bu kurumların adları hempaları kişi ve kuruluşlarla her tarafta geçmektedir. Geçersiz seçimle Adalar Kent Konseyi Yönetimi’ni ele geçirmiş olanlar da kendilerine verilen halkı aldatma/oyalama görevini sanatçının adını kullanarak ifa etmek üzere harekete geçmiştir. […][32]

Sonuç olarak bir kez daha ve önemle:

İAKTVKD başkanı Arif Çağlar:

[…] Şunun iyi bilinmesi gerekir Tiraje Dikmen’in sanatı, anıları, hatırası İstanbul Adaları’yla sıkı sıkıya bağlıdır. Adalar’ın SİT Alanı ilan edilmiş olması büyük çapta Tiraje Dikmen’in girişimi ve emeğinin eseridir. Sanatçının sanatıyla ve hayatıyla büyük bir bağ içindeki bir izi yasalara aykırı şekilde ortadan kaldıran, o Adalar’ı ve kendini bilmezler bir de üstelik sanatçının adını kullanarak yaptıkları kötülüğü örtbas etmeye kalkmaktan utanmalıdır. Şunu iyice bilmelidirler ki Tiraje Dikmen bütün yaşamı boyunca tam da bu gibi insanlardan uzak durmuş, kendisine ait hiçbir şeyin böyle seviyesizce kullanılmasına asla izin vermemiştir. Büyük bir fiyasko ve talandan başka bir şey olmayan sözüm ona Avrupa Kültür Başkenti İstanbul soytarılıkları sırasında Büyükada sahilinde fotoğrafının kullanılmasından nasıl da rahatsız olduğunu bilenler, sanatçının adını kullanarak şimdi yapılan bu şarlatanlığa elbette izin vermek istemeyecektir. Sanatla uzaktan yakından ilişkisi olmadığı âşikâr, sanat kelimesini kendi teşhir ve çıkarları için kullananların seviyesizliği ancak faytonlardan boşalan meydanda yazlık sinema işletmeye yeter. […][33]

📷: “Kral Midas’ın eşek kulakları var!”

“Kral Midas’ın eşek kulakları var!”

[…] Pan ile Apollon’un müzik yarışması, Anadolu’da, Bozdağ’da (Tmolos Dağı) yapıldı. Hakem Kral Midas ile dağ tanrısı Tmolos idi. Tmolos, dağın en başat yerinde oturdu ve iyice işitebilmek için kulaklarını parmağıyla orman ağaçlarından temizledi. İşaret verilince Pan, yedi düdüklü Syrinks’e üfledi. Ağaçlar, dağ hayvanları hayran hayran dinlediler. Ondan sonra Tmolos Dağı başını Güneş Tanrısı Apollon’a eğdi, ağaçlar da onunla birlikte eğildi. Apollon, alnı Parnassos Dağı’nın defne yapraklarıyla çelenklenmiş olarak yavaş yavaş ayağa kalktı. Tira alı ile boyanmış olan harmanisi yerleri süpürdü… Sol elinde lirini tutuyordu; sağ eliyle tellere dokundu. Müzikle kendinden geçmiş olan Tmolos Dağı zaferi Apollon’a verdi. Bu hükme Kral Midas itiraz etti. Apollon bu kadar duygusuz kulakların insan kulağı biçiminde kalmasına izin vermeyerek, onları eşek kulağına çevirdi. Tüylenip uzayan kulaklar köklerinden oynuyor, dikiliyor, sağa sola dönerek başının üzerinde birbirine şak şak diye vuruyorlardı.

Kulakları görünmesin diye Kral Midas geniş ve yüksek bir taç yaptırıp kulaklarını içine sakladı, ne var ki saçları uzadığı için bir berber çağırmak zorunda kaldı ve kulaklarının eşek kulağı olduğunu kimseye söylememesini tembih etti. Bu sır berbere ağır geldiği için ıssız bir yerde bir taşı kaldırıp deliğine “Kral Midas’ın eşek kulakları var” diye fısıldadı ve gene taşı örttü. Orada büyüyen bir kamış, bu sırrı saklayamadı. Kuruyunca esginlere iletti. Esginler de “Kral Midas’ın eşek kulakları var!” diye herkese ilan etti. […][34]

Büyükada çamlıklarında bir taşı kaldırıp deliğine fısıldıyoruz tüm bu yağmayı böylelikle…

Sahici bir gazeteci aranıyor…

Sürüncemeye sürüklenen bu süreçte mesleğinin hakkını verecek sahici bir gazeteci aranıyor nicedir, Tiraje Hanım’ın tüm arzu ve imkânlarının vesayet ve esaret altına alındığı rahatsızlığı esnasında kendisine revâ görülenlerden başlayarak ince düşünüşle vasiyet ederek bıraktığı mirasının yağmalanması hadsizliğine değin –ucuz bir sansasyon haberciliğine kurban edilmeksizin– gereğince araştırıp yazmak suretiyle eşekbaşıları da yedikleri tüm bu herzeyle teşhir ederek kamuoyunun gözleri önüne serecek…

“1930′lu yıllardı, Adalı bir kız denizde taş sektirdiğinde,
Aya Nikola Koyu’nda…” Tiraje Dikmen Albümü’nden…
Fotoğraf: Muharrem Nuri Birgi

Bu rüyânın sonu nasıl biter?

Evinde hayatı ve sanatına dâir bıraktığı benzersiz izleriyle aziz hâtırasını bir başka deyişle de “zamanların hafızasındaki izleri” –akıllara estiğince değil de Tiraje Dikmen’in vasiyeti gereğince– koruyup yaşatabilmek üzere davalar bitinceye değin Tiraje Dikmen Evi’nin (nakledilen eşyası, yağmalanan evrakı ve eserleriyle birlikte) kiraya verilmeksizin olduğu gibi muhafazasıyla; davaların nihayetinde ise vasiyeti uyarınca öğrencilere burs olmak üzere tüm gayrimenkulüyle birlikte Büyükada’daki evinin de satışında sahip çıkıp satın alarak Tiraje Dikmen Müzesi olarak lâyıkıyla açıp yaşatacak bir kurumun bulunması ümidiyle…

Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde 16 Ocak-11 Şubat 1996 tarihleri arasında açılmış olan “Tiraje” sergisinin kataloğunda Levent Yılmaz’ın kaleme almış olduğu ön metnin girizgâhından bir de yaman sual nihayetinde: “Geçmiş ile geleceğin içindeki yangın bir gün söner mi?”[35]

Tiraje Hanım’ın hatırlı hâtırasına hürmetle…

Emine Çiğdem Tugay
)O(

Tiraje Dikmen Evi, Büyükada, 05.5.2009.
)O(


  1. Tiraje Dikmen’in “Eşeğin Rüyâsı” tablosunun bu fotoğrafı, “Çiçek Adam” ve “Macbeth” tablolarının da fotoğrafıyla birlikte isimleri belirtilmek suretiyle kendisi tarafından Emine Çiğdem Tugay’a verilmiştir.
  2. Semiha Akpınar, Büyükada (Bir Ada Öyküsü), İstanbul (2014)139-140. künyeli kitapta yer alan “Tiraje Dikmen” bölümü yazarının seneler senesi itinayla emeği yanı sıra ve önemle bizzat Tiraje Dikmen tarafından düzenlenmiş olması açısından ziyadesiyle doğru ve dolayısıyla da pek mühim bir kaynaktır.
  3. Tiraje Dikmen’le birlikte kaleme alınan özgeçmişine dair bkz. Emine Çiğdem Tugay, “1930′lu Yıllardı, Adalı Bir Kız Denizde Taş Sektirdiğinde, Aya Nikola Koyu’nda…”, Adalar Postası-2713 (19.4.2013).
  4. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, “Kamuoyu Açıklaması: Müteveffa Fatma Tiraje Dikmen Hanımefendi’nin Vasiyetnamesi ile İlgili Açıklama”, 06.08.2020-18:15.
  5. Dünya Mirası Adalar, “Tüm Sanatçıların ve Adalılar’ın, Adaların Sit Alanı İlan Edilmesini Sağlayan Türk Sanatının En Önemli İsimlerinden Ressam Tiraje Dikmen’in Mirasına Sahip Çıkma Zamanı!”, Facebook, 02.6.2021. künyeli paylaşım akabinde Tiraje Dikmen Evi kiracısının Adalar Postası’na da iletilen mesajı.
  6. Emine Çiğdem Tugay, “Zamanların Hafızasındaki İzleri” Yok Etmek Niye?”, Adalar Postası-2853 (17.12.2017).
  7. Semiha Akpınar, Büyükada (Bir Ada Öyküsü), İstanbul (2014)140.
  8. Emine Çiğdem Tugay, “Zamanların Hafızasındaki İzleri” Yok Etmek Niye?”, Adalar Postası-2853 (17.12.2017).
  9. Mehmet Güreli, “Tiraje”, Taraf, 4.9.2014.
  10. Patrick Waldberg, Tiraje veya Zamanların Hafızası (Tirajé Ou Les Traces Memoriales), İstanbul (2002).
  11. Emine Çiğdem Tugay, Necmi Sönmez, “Zamanların Hafızası” Ressam TİRAJE (DİKMEN) İçin Anma Toplantısı…”, Adalar Postası-17.7.2015.
  12. Arif Çağlar, “Tiraje İçin…”, ‘Zamanların Hafızası’ Ressam Tiraje (Dikmen) İçin Anma Toplantısı, Büyükada Splendid Palas Oteli, 01.9.2015.
  13. Levent Yılmaz, “Tiraje’nin, Resimlerini Göstermeyen Bir ‘Fauve’ Olarak Portresi”, Taraf, 4.4.2012.
  14. Necmi Sönmez, “Kelimenin Tam Anlamıyla Sıradışı: Tiraje”, Radikal, 02.9.2014.
  15. Emine Çiğdem Tugay, “Zamanların Hafızasındaki İzleri” Yok Etmek Niye?”, Adalar Postası-2853 (17.12.2017).
  16. Dünya Mirası Adalar, “Tüm Sanatçıların ve Adalılar’ın, Adaların Sit Alanı İlan Edilmesini Sağlayan Türk Sanatının En Önemli İsimlerinden Ressam Tiraje Dikmen’in Mirasına Sahip Çıkma Zamanı!”, Facebook, 02.6.2021. künyeli paylaşım akabinde Tiraje Dikmen Evi kiracısının Adalar Postası’na da iletilen mesajı.
  17. Emine Çiğdem Tugay, “Cafer Fahri Dikmen”, Adalar Postası, 25.4.2020.
  18. Pierre Loti, Jean-Michel Othoniel, Eşek Postu Küçük Tiyatrosu, Dolmabahçe Sarayı Müzesi, İstanbul, (2007)42.
  19. “Scampolo’nun ‘Bücür’ü Bedia Muvahhit Büyükada’da…”, Adalar Postası-2865, 27.3.2018.
  20. Dünya Mirası Adalar, 03.6.2021.
  21. Emine Çiğdem Tugay, “Zamanların Hafızasındaki İzleri” Yok Etmek Niye?”, Adalar Postası-2853 (17.12.2017).
  22. Dünya Mirası Adalar, 03.6.2021., Dünya Mirası Adalar, 08.6.2021.
  23. Dünya Mirası Adalar, 04.6.2021.
  24. Dünya Mirası Adalar, 03.6.2021.
  25. Bedri Rahmi Eyuboğlu (yay. haz. Mehmet Hamdi Eyuboğlu), “Sakal Makal Yahut Aferin Oğlum Ahmet Bu Yolda Devam Et”, Beşi Birden ve Dol Karabakır Dol (Bütün Şiirleri), Ankara (1990)131.
  26. Arif Çağlar, “Göle Yoğurt Çalanlar – Adalar’a Bir Kaşık UNESCO Mayası”, Adalar Postası-2890 (11.02.2019)Ek-2.
  27. “Mayor of Istanbul and the Director-General Celebrate the 30th Anniversary of the Inscription of the Historic Areas of Istanbul on the World Heritage List”, UNESCO World Heritage Center, 08.4.2015., Arif Çağlar, “UNESCO Kötü Bir Şey midir?”, Adalar Postası-2892 (17.2.2019)res.2.
  28. Işıl Açıkel, 04.9.2020.
  29. Arif Çağlar, Emine Çiğdem Tugay, “Cengiz Akıncı’nın Tiraje Dikmen Terekesiyle İlgili Açıklamasına Dair (Adalar Postası’nın Tashih ile Tekzibi)”, Adalar Postası-3002 (24.8.2020).
  30. “Ressam Tiraje Dikmen Mezarı Başında Anıldı”, BirGün, 01.9.2020.
  31. Bedri Rahmi Eyuboğlu (yay. haz. Mehmet Hamdi Eyuboğlu), “İstanbul Destanı”, Beşi Birden ve Dol Karabakır Dol (Bütün Şiirleri), Ankara (1990)190.
  32. Arif Çağlar, “Tiraje Dikmen’in Adıyla ve Mirasıyla Oynanan Oyunlar”, Adalar Postası-2998 (10.8.2020).
  33. age
  34. Cevat Şakir Kabaağaçlı (yay. haz. Şadan Gökovalı), “Midas ve Dionysos”, Anadolu Efsaneleri, Halikarnas Balıkçısı Bütün Eserleri-14, Ankara (1989)105-106.
  35. Levent Yılmaz, Tiraje, Milli Reasürans Sanat Galerisi (16.01-11.2.1996), İstanbul (1996).

📷: Aksi belirtilmedikçe yazıda kullanılan fotoğraflar Emine Çiğdem Tugay tarafından çekilmiştir.
)O(


🌈 Tiraje Dikmen’e dair Adalar Postası’nda yayımlanan yazılardan bir seçki…

• Emine Çiğdem Tugay, “1930’lu Yıllardı Adalı Bir Kız Denizde Taş Sektirdiğinde, Aya Nikola Koyu’nda…”, Adalar Postası-2713 (19.4.2013).
https://wp.me/s2Emvm-2713

• Emine Çiğdem Tugay, Necmi Sönmez, “Zamanların Hafızası” Ressam TİRAJE (DİKMEN) İçin Anma Toplantısı…”, Adalar Postası-2777 (17.8.2015).
https://wp.me/s2Emvm-2777

• Emine Çiğdem Tugay, “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri… (Dikmen Evi, 1934)”, Adalar Postası-2803 (13.8.2016).
https://wp.me/s2Emvm-2803

• Emine Çiğdem Tugay, “Zamanların Hafızasındaki İzleri” Yok Etmek Niye?”, Adalar Postası-2853 (17.12.2017).
https://wp.me/s2Emvm-2853

• Arif Çağlar, “Tiraje Dikmen’in Adıyla ve Mirasıyla Oynanan Oyunlar”, Adalar Postası-2998 (10.8.2020).
https://wp.me/s2Emvm-2998

• Arif Çağlar, Emine Çiğdem Tugay, “Cengiz Akıncı’nın Tiraje Dikmen Terekesiyle İlgili Açıklamasına Dair”, Adalar Postası-3002 (24.8.2020).
https://wp.me/s2Emvm-3002

Necmi Sönmez, “Kozanın İçinde Kalmak (Tiraje’nin Sanat ve Hayat Kurguları Üzerine)”, Art Unlimited-59, (Eylül-Ekim 2020)16-18.
+ Adalar Postası-3007 (20.9.2020).
https://wp.me/s2Emvm-3007

Nergis Abıyeva, “İyi Ki Doğdun, İyi Ki Ürettin Tiraje!”, Argonotlar, 21.9.2020.
+ Adalar Postası-3008 (21.9.2020).
https://wp.me/s2Emvm-3008

• Emine Çiğdem Tugay, “Portmantoda Öylece Asılı Kalmıştı Şapkası Seneler Senesi taa ki…”, Adalar Postası-3031 (06.12.2020).
https://wp.me/s2Emvm-3031

• Emine Çiğdem Tugay, “Eşeğin Rüyâsı”, Adalar Postası-3088 (09.6.2021).
https://wp.me/s2Emvm-3088

Ayrıca bkz.
• Koço Kantakuzinos, Amelia Burci, Tiraje Dikmen, Samih Rifat, Emine Çiğdem Tugay, “ADAm: Koço Kalfa (Kantakuzinos)…”, Büyükada, 22.7.2005.
/
• “Ben Burda Öleceğim Bir Yere Gidemem…”, Adalar Postası-2412 (23.4.2010).
https://wp.me/p2Emvm-13N

Older Posts »

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: