Gönderen: adalarpostasi | 19 Aralık 2019

Marmara’nın Peri Kızları ADALAR

Osman Cemal [Kaygılı], “İstanbul’un Köşe, Bucağı: Marmara’nın Peri Kızları! (Adalar; Şafaklarda, Mehtaplı Gecelerde Gene Bütün Güzelliğinin ve Füsununun Cümbüşü İçinde!..)”, Yeni Gün, 05.9.1931.

İstanbul’un Köşe, Bucağı:

Marmara’nın Peri Kızları!

Adalar; şafaklarda, mehtaplı gecelerde gene bütün güzelliğinin ve füsununun cümbüşü içinde!..

Gündüzü gecesinden, gecesi gündüzünden, güzel olan Adalar’ın her biri birer tabiî çadırı andıran nefti çamlarını kaldırınız. O zaman acaba Adalar’da bu güzelliklerin zerresi kalır mı?

İşte biraz ötedeki çıplak Hayırsız ve işte biraz daha ilerideki Sivri adalar!

Berikiler de ada, onlar da ada… Bunların eteklerini çepeçevre deniz yalıyor, ötekilerin de etrafnı, aynı mavi atlas kuşatmış… Fakat nerede Burgaz, nerede Hayırsız, nerede Sivri, nerede Büyükada?

Coğrafyada adaları ada yapan denizdir; fakat Marmara’daki bizim küçük ve kızıl adaları mehtaplı gecelerde peri kızlarının esrarlı gelin odalarına döndüren çamlardır. Çamlar olmasa idi, Büyükada’da şimdi kimbilir kaç yağ ve sabun fabrikası, Heybeli’de kaç tuğla, kiremit harmanı, Burgaz’da kaç kömür deposu, Kınalıda kaç boyahane ve kalafat yeri bulunurdu. Sabahleyin gün ve akşam üstü ay doğarken onlardan fışkıran keskin reçine kokularını Flördamur lavantasına değişmeyelim.

Adalar bu sene ne pek fazla kalabalık, ne de biraz tenha, Heybeli olsun, Büyükada olsun kalabalık cihetinden bu sene orta hallidirler. Cuma ve pazarları vapurlarda iğne atacak yer yoksa da geceleri ve yabancı günler Adalar’da bir kaç sene evvelki izdiham hissedilmiyor. Çamlimanı hâlâ o eski güzel, hâlâ o eski gözağrısı, hâlâ o eski nazenin… Yıllar var ki kendisini görmemiştim, ne olur, zamanla bir parça güzelliğinden kaybetsin, yüzü buruşsun, ihtiyarlasın, hayır… Bu, körfezlerin dilberi hâlâ karşısındaki Büyükada’nın Nizam limanına güzellik cihetinden nispet vermekle meşgul!

Heybeli’nin eski sakinlerinden Bekir Fahri Bey diyor ki:

— Yalnız Çamlimanımız değil Şafak bahçemiz, Arşeniyosumuz, Papaz mektebinin bulunduğu tepemiz, hulâsa bütün Heybelimiz ab-ı hayat içmiş güzel bir kadına benzer. Onun için burası ne ihtiyarlar, ne çirkinleşir. Daha doğrusu Adamızın hamuru vaktiyle güzellikle yoğrulmuştur.

Büyükada’dan bir hanımefendi de şunları söylüyor:

— Yeni Gün’de çıkan İstanbul’un Köşe Bucakları‘nı okudukça bu güzelim yerlerin bir çoğuna bayılıyor, gıyaben meftun oluyor, fakat bir Cuma veya Pazar olsun kıyıp da bir türlü güzel Adamızı terkederek oralara gidemiyorum!

Evet öyledir, insan yazın Büyükada gibi bir bağ-ı iremde olduktan sonra, nasıl kalkar da başka yerlere, başka mesirelere, başka güzellikler seyretmeye gider?

Ayıp değil a, ben de Büyükada’nın en çok Maden cihetini severim. Hele akşamları, güneş Hristos tepesini aşıp da bu tarafa serin gölge çöktükten sonra deniz kenarında oturup karşıdaki dumanlı sahilleri seyretmeye bayılırım. Şimdi burada, iskeleye yakın pilâjımsı yer, daha ilerlerde, meselâ kadastro müdürü Halit Ziya Bey’in köşkünün olduğu taraflarda olsa idi, daha enfes olurdu.

Adalar’ın her tarafı şimdiye kadar çok yazılıp çizilmiş olduğu için biraz da Büyükada’daki simalardan bahsedeyim:

Bakınız, iskelede vapur bekleyen şu yüz elli kiloluk şişman zatın ismi Büyükada’dır. Adalılar onun şişmanlığından kinaye olarak kendisine bu ismi vermişlerdir: “Büyükada” kendisi daima vapurlarda gezer, Köprü ile Ada arasında mekik dokur. Dehşetli vapur meraklısıdır. Tek başına o dimdik Aya Yorgi bayırını tırmanan düşünceli gencin ismi de “Münzevi”dir. Ona da bu ismi çamlar arasında hep kendi başına dolaştığından kinaye olarak gene Adalılar koymuşlardır.

Nizam Caddesi’nin alt başında kız çocuklarına çikolata dağıtan zabıta Mr. Corç’tur. Onun da merakı her gün çocuklara çikolata dağıtmaktır. Kendisi Ermeni’dir fakat Türkçe’yi, Fransızca’yı mükemmel bilir, edebiyata merakı fazladır. Ayda hiç değilse kırk elli lira gazete ve mecmua parası verir.

İskele’de pijamayla gezen şu genç kadını mı soruyorsunuz, ismini bilmiyorum fakat bu Madam, bu senenin son modası mucibince Ada’da pijamayla gezen ikinci kadındır. Öyle bir kadın daha vardır ki, o da nerede şimdi sokağa çıkar.

Önümüzden geçen margizet entarili, çıplak bacaklı, lâstik iskarpinli matmazellerden birisi aslen Haliç Fenerli’dir, buradaki akrabasına yazlık misafir gelmiştir, yanındaki esmeri ise buranın balıkçılarından birinin kızıdır. Zaten bu sene Ada’da kadın modası ekseriyetle böyledir:

Margizet entari, örme beyaz bere (*) çıplak bacak, lâstik iskarpin! Böyle olduğu birkaç cihetten iyi oldu, evvelâ iktisat, ikincisi sıcaktan korunma, üçüncüsü eşeklere binildiği zaman hayvanların yüklerinin hafif olması!

O. C.

____________*

Ada kadınları bu sene başlarına giydikleri bu örme bereleri hep vapurlarda İstanbul’a gelip giderken örüyorlar.

___________________________________________

Osman Cemal [Kaygılı], “İstanbul’un Köşe, Bucağı: Marmara’nın Peri Kızları! (Adalar; Şafaklarda, Mehtaplı Gecelerde Gene Bütün Güzelliğinin ve Füsununun Cümbüşü İçinde!..”, Yeni Gün, 05.9.1931. künyeli gazete kupürünü Adalar Postası’yla paylaşan Tekin Deniz’e 1001 teşekkürlerimizle…

)O(


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: