Gönderen: adalarpostasi | 10 Ekim 2017

asırlık çınar İksidas da giderse Büyükada’dan hiçbir hatıra kalmayacak geriye… 

Asırlık çınar İksidas da giderse
Büyükada’dan hiçbir hatıra kalmayacak geriye…

Büyükada İskelesi’ndeki dükkânlara tahliye ihtarı!

Büyükada İskelesi, 6.10.2017. )O(

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından İBB Emlak Yönetimi Daire Başkanlığı Emlak Müdürlüğü aracılığı ve Emlak Müdürü Faruk Eren imzasıyla Büyükada Vapur İskelesi’ndeki dükkânlara 18 Eylül 2017 tarihinde,

[…] Belediyemiz hüküm ve tasarrufunda bulunan Adalar İlçesi Büyükada Vapur İskelesi […] ada […] parsel sayılı taşınmazın dükkan olarak işgal edildiğinden dolayı Müdürlüğümüzde 2886 sayılı kanunun 75. maddesine göre adınıza geçmişe dönük alacakların tahsili için ecrimisil işlem dosyası oluşturulmuştur.

Bahse konu iskelenin bakım ve tadilatı yapılacağından işgalinizi 15.10.2017 tarihine kadar tahliye ederek İdaremize teslim etmenizi aksi halde yasal yollardan tahliye edileceğiniz hususunda bilgi ve gereğini tebliğ ederim. […]

içerikli birer ihtarname yollanmış!

‪Büyükada İskelesi’ndeki İksidas Kitabevi tam 100 senedir yerli yerinde, şimdi yerinden etmenin âlemi ne!?

Mâlûmunuz olduğu üzere Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin tersaneleri ve vapurları yanı sıra iskeleleriyle birlikte 2005‘te tastamam İBB’ye devriyle Büyükada İskelesi kiracıları ile kira kontratı yapmayıp işgaliye olarak ecrimisil alan İBB, 25.1.2006‘da internet sitesinden Büyükada İskele binası için restorasyon ihalesi duyurusuyla bir ilan vermişti; [ADALAR POSTASI-267 (22.1.2006): büyükada, bostancı, beşiktaş iskeleleri restorasyon ihaleleri hk. bilgi için…]

Büyükada İskelesi, 20.5.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 20.5.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 10.8.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 15.8.2006. )O(

ihaleyi alanların Ağustos 2006‘da tarihi iskele binasının hemen önünde iskele üzerine inşa ettikleri demir aksamlı güneş tentesiyle binanın tarihi kimliğini gölgede bırakması üzerine “1914-15 yılları arasında İzmitli mimar Mihran Azaryan tarafından yapılan Büyükada İskele binasının önüne yığılan bu demir yığınının kaldırılması, ihtiyaç halinde ancak tarihi yapıyla oran ve uyum içinde bir güneş tentesinin uygulamasına izin verilmesi,” yönünde yapılan tüm eylem ve başvurulara [Ek-1] da aldırmayan sorumsuz sorumlular ise bu suça âdeta ortak olup göz yummuşlardı.

Büyükada İskelesi, 18.8.2006. )O(

Çelik Gülersoy (Hakkâri, 23.9.1930-6.7.2003 Büyükada)

Tiraje Dikmen (Büyükada, 22.9.1925-1.9.2014 İstanbul), Büyükada Turing İskele Cáfe, 14.7.2017. )O(

Aralık 2006‘ya gelindiğindeyse vaktiyle Türkiye TURİNG ve Otomobil Kurumu (TTOK) Yönetim Kurulu Başkanı Çelik Gülersoy’un, Ada’nın tarihi ve kentsel kimliğine yaraşır bir mekân oluşturabilmek düşüncesiyle, Ada Dostları Derneği’nin kurucularından olup gerçek bir Ada sevdalısı olarak Adalar’ın Kentsel ve Doğal SİT Alanı bütünü olarak tesciliyle korunmasında nice emeği geçen Tiraje Dikmen’e danışarak aldığı fikir ve öneriler doğrultusunda Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusuna son derece duyarlı ve uygun bir biçimde tasarlanmış olup yıllardan beri de Adalılar yanı sıra yerli yabancı tüm Büyükada ziyaretçilerinin âdeta bir gemi güvertesinde seyredermişcesine eşsiz günbatımlarını, Heybeli üzerinde salınan hilâlleri, mehtapları, yıldızları, vapurları, martıları ve daha nice doyumsuz manzarayla türlü güzellikleri, huzur ve keyif içinde seyrede geldikleri Büyükada’nın saygın ve özgün bir simgesi haline gelen TURİNG İskele Cáfe’nin sessiz ve sedasızca tahliye edilmesini haber alan Ada sakinleri ilgili kişi ve kurumlara gereken başvurularının [Ek-2] olumlu sonuç vermesiyle TURİNG İskele Cáfe yeniden açılıp hizmet vermeye başlamıştı.

Bir dem TURİNG İskele Cáfe’den günbatımı seyri, 10.5.2006. )O(

7 Nisan 2008‘de yine İBB tarafından Adalar Kaymakamlığı aracılığıyla Büyükada İskelesi TURİNG Cáfe’ye gönderilen söz konusu mekânın 15 gün içinde tahliye edilmesi kararına karşı “Büyükada İskelesi TURİNG Kahvehanesi’ni sahiplenen İstanbullular ve Adalılar, ne mülk sahibi ne de kiracı ancak tahliyeye kesinlikle karşı…” kampanyasıyla topladıkları 821 imzalı arzuhallerini ilgili kişi ve kurumlara göndermeleriyle birlikte Kınalıada sakinlerinden Gila Benmayor’un da Hızır misali imdada yetişip 24 Nisan 2008 günü İBB Başkanı Kadir Toplaş’la bu hususta bizzat görüşmesi akabinde kendisini arayan İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy’un TURİNG’le sözleşmenin yenileneceğini söylemesi  [Ek-3, Ek-4] üzerine TURİNG İskele Cáfe bir kez daha söz konusu mekâna dönerek kapılarını ziyaretçilerine açmıştı.

TURİNG İskele Cáfe

Oysa hemen ertesi 25 Nisan 2008 günü Büyükada İskelesi’ndeki dükkânları tahliye etmek üzere İBB’den gönderilen 20 kadar zabıta memurunun bu beklenmedik ve usulsüz tahliye dayatması karşısında neye uğradığını şaşıran 5 kapı numaralı dükkândaki Alem Büfe’nin işletmecisi CHP Adalar Kadın Kolları Başkanı Gönül Dinler’in rahatsızlanarak hastahaneye kaldırılması üzerine Ada sakinleri yeniden imza toplayarak ilgili makamlara başvuruda bulunmuşladı. [Ek-5] Çok geçmeden 7 kapı numaralı dükkânın kiracısı Ömer Katmer’e de Adalar Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından tebliğ edilen tahliye kararına karşı da aynı minvalde tepki gösterilmişti. [Ek-6]

TURİNG İskele Cáfe, 20.5.2006. )O(

2010 senesi Temmuz ayının son günlerinde Adalar Belediyesi TURİNG İskele Cáfe’ye gönderdiği zabıta aracılığıyla işletme müdiresine aylık kirayı kimin banka hesabına yatırdıklarını sormuş ve “İBB hesabına” yanıtını alınca da Adalar ilçesi sınırları içinde olması nedeniyle kiranın Adalar Belediyesi’ne ödenmesi gerektiği gibi bir takım laflarla lokalden ayrılmasını müteakiben birkaç gün içinde İBB’den tahliye emri gelmiş ve TTOK yönetimi de bu emre uyacaklarını bildirmişmiş. Böylelikle 1 Ağustos 2010‘a gelindiğinde ne yazıktır ki Çelik Gülersoy’dan yâdigar bu özel ve güzel mekânı en baştan beri sırtındaki küfede bir yük olarak görüp mülk sahibinin de çıkarttığı türlü güçlük ve engellemeler nedeniyle işletmesi için gereken ihtimamı gösteremeyen TTOK bir kez daha herhangi hukukî bir mücadeleye girmeksizin tahliye kararı doğrultusunda eşyalarını toplayıp da bu defa temelli giderken [ADALAR POSTASI-24773-4-5 (2.8.2010): Adalar Belediyesi ‘zorba’ zabıtasını esefle kınıyoruz!…] o cânım mekânı da öylece kaderine terk etmişti.

TURİNG İskele Cáfe, 20.5.2006. )O(

En nihayetinde emeline kavuşan BELTUR işletmelerinin yüzü suyu hürmetine vaktiyle TURİNG İskele Cáfe ile kira sözleşmesi yapmadığından mekâna bağlatılamayan doğalgaz tesisatı, bu defa yerin dibinden tarihi iskele binasının cephesine boylu boyunca çıkardıkları sarı renkli doğalgaz borusunu 90 dereceyle enlemesine doğrudan çini panoların tam ortasından geçirilip tarihi iskele binasının canına okumak suretiyle Şubat 2011’de bağlanmıştı. [Ek-7]

Büyükada İskelesi, 12.2.2011. )O(

Bunun üzerine Nisan 2011‘de İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği (İAKTVKD) yapının tarihi dokusuna mugayyir türlü eklentilerle âdeta çingene çadırına döndürülmüş bir vaziyette olan Büyükada İskele binasına dair tüm bu usulsüz ve uygunsuz eklenti ve düzenleMEler için İstanbul 5 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’ndan gerekli izin de bulunmadığından gereğinin gereği gibi yapılması gereğiyle ilgili kurumlara başvuruda bulunmuştu. [Ek-8] Bu tarihi mekânla yakın uzak ilgisi olmayan bir biçimde yerlere kırmızı halılar serip plastik döşemeli sandalye ve masalardan müteşekkil dekorasyonu ve bir o kadar uyduruk işletmesiyle yandaşların kimi etkinlikleri için de söz konusu mahal peşkeş çekilmekteyken —köy meydanında dinlemelere doyum olmayacak davul zurnanın da yüksel desibelli ses sistemiyle yeri göğü inletir bir vaziyette Büyükada’nın girizgâhında çalınmasıyla— kelimenin tam manasıyla zurnanın zırt dediği yere gelinmişken BELTUR da burada pek de ömürlü olamamıştı haliyle…

DSC03723

TURİNG İskele Cáfe, 12.4.2008. )O(

Nicedir kapalı Büyükada İskelesi’nin üzeri, hasret kaldık o eşsiz seyirlere ve eskisi gibi hiç değil bir hayli eksik yaşantı Büyükada’da şimdilerde, hele de bir dem bu keyfi bir kez dahi olsun sürmüşlere…

TURİNG İskele Cáfe, 14.7.2007. )O(

Ne demişti vaktiyle İBB Başkanı olan adamın biri “Adalar’ı istiyorum mutlaka” ancak doğalgazla uyutup Truva atı misal alavere dalavereyle içeriden fethedebilmişken de yitirdikleri Adalar kalesini düşürülebilmek için ellerinden geleni esirgemiyorlar nicedir… Doğal ve Kentsel SİT’e konu olan değerleri derken mekânlardan sonra Adalar tarihiyle özdeşleşmiş müesseseler ile insanlarda sıra şimdilerde… Yassıada’nın içler acısı hali ortada… [ADALAR POSTASI-2784 (4.2.2016): “YASSIADA neden ve nasıl YAMYASSI oldu…?”] Sözüm ona koruMa amaçlı imar planları da yolda… [Arif Çağlar, “Adalar İlçesi 1/1000 Ölçekli İmar Planı Masaya Yatırılmıştır…”, ADALAR POSTASI-2841 (16.9.2017).]

Uzun sözün özü, 1914-15 yılları arasında İzmitli mimar Mihran Azaryan tarafından yapılan Büyükada İskele binası Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusunun alışılagelmiş öğelerinden olup yıllardır güler yüzlerine, selâmlarına âşina olduğumuz, Büyükada ve tarihi iskele binasıyla âdeta özdeşleşmiş esnaftan, aralarında neredeyse iskele binasıyla yaşıt asırlık Nikolaki’nin gazete bayinin de bulunduğu İksidas kitapçımız Mihail Paşa, hediyelik eşyacımız Taylan Karaduman, büfemiz Gönül Dinler, telekom bayimiz Ömer Katmer, gözlükçümüz Ali Rıza Türkeş, baklavacımız Selahattin Bey ve Türk Kadınlar Birliği’nin usulsüz tahliyelerinin ivedilikle durdurularak kira sözleşmelerinin yenilenmesi dileğiyle…

Büyükada İskelesi’ndeki İksidas Kitabevi tam 100 senedir yerli yerinde, Ada sakinleri için anlam ve önemi ise 100 senelik bir müessesenin de çok ötesinde, peki şimdi durduk yerde yerinden etmenin âlemi ne?!

Tam bir asırlık İksidas da giderse Büyükada’dan hiçbir hatıra kalmayacak geriye… Mihail Bey’in dediği gibi “Burası bize tarihiyle ve anılarıyla birlikte emanet edildi.” [Ek-11]
Emanete hıyanet olur mu hiç!
)O(

$_57

E K L E R:


16 Ağustos 2006

İSTANBUL 5. NUMARALI KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU MÜDÜRLÜĞÜ’ne,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kensel Sit Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın, tarihi iskele binasının hemen önünde iskele üzerine inşa edilen demir aksamlı güneş tentesi, binanın tarihi kimliğini gölgede bırakmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ihaleye verilen sözkonusu uygulama ve iskele binası içindeki uygunsuz eklenti ve düzenlemeler için kurulunuzdan izin alındı mı?

1914-15 yılları arasında İzmitli mimar Mihran Azaryan tarafından yapılan Büyükada İskele binasının önüne âdeta yığılan bu demir yığınının kaldırılmasını, ihtiyaç halinde ancak tarihi yapıyla oran ve uyum içinde bir güneş tentesinin uygulamasına izin verilmesini, başvurumla ilgili gelişmelerin tarafıma iletilmesini rica ederim.

Saygılarımla,

Emine Çiğdem Tugay
[adres]

Büyükada İskelesi, 15.8.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 15.8.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 15.8.2006. )O(

Büyükada İskelesi, 18.8.2006. )O(


15 Aralık 2006

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’na,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kensel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın tarihi iskele binasında yer alan TURİNG İskele Kahve’nin tahliye edildiğini ADALAR POSTASI’nda yayımlanan ilgili haberlerden üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

Oysaki Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusuna son derece duyarlı ve uygun bir biçimde tasarlanarak hizmet veren TURİNG İskele Kahve’de, yıllardan beri Adalılar yanısıra yerli yabancı tüm Büyükada ziyaretçileri âdeta bir gemi güvertesinde seyreder gibi eşsiz günbatımlarını, Heybeli üzerinde salınan hilâlleri, mehtapları, yıldızları, vapurları, martıları ve daha nice doyumsuz manzarayla türlü güzellikleri, huzur ve keyif içinde seyrederlerken bu zarif ve güzel mekân da Büyükada’nın saygın ve özgün bir simgesi haline gelmişti.

1. Türkiye TURİNG ve Otomobil Kurumu’nun kira sözleşmesinin sonlandırılması ve tahliye nedeni,

2. Büyükada’nın tarihi iskele binasında sürmekte olan tamir ve tadilat çalışması için İstanbul 5. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’ndan gereken iznin alınıp alınmadığı, alındığı takdirde tarih ve karar numarası,

3. Söz konusu mekânın hangi kişi ve/veya kurum’a, hangi şartlarla ve ne amaçla kiralandığı,

4. Uygulanmakta olan projenin nitelik ve kapsamı
hakkında bilgi rica ederim.

Saygılarımla,

Emine Çiğdem Tugay
[adres]


Kimden: adalar.postasi@gmail.com
Kime: baskan@ibb.gov.tr, info@ido.com.tr, adalar@istanbul.gov.tr, turing@turing.org.tr
Cc: gbenmayor@hurriyet.com.tr, emine.cigdem.tugay@gmail.com
Tarih: 25 Nisan 2008 6:36:39 PM EEST
Konu: Büyükada İskelesi TURİNG Kahvehanesi için 821 imzalı arzuhalimiz…

Büyükada İskelesi TURİNG Kahvehanesi’ni sahiplenen İSTANBULLULAR ve ADALILAR,
ne mülk sahibi ne de kiracı ancak tahliyeye kesinlikle karşı…

7 Nisan 2008 günü Adalar Kaymakamlığı aracılığıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Büyükada İskelesi TURİNG Kahvehanesi’ne gönderilen söz konusu mekânın 15 gün içinde tahliye edilmesi kararına karşı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy, Adalar Kaymakamı Mevlût Kurban, Türkiye TURİNG ve Otomobil Kurumu Yönetim Kurulu (TTOK) Başkanı Uğur İbrahimhakkıoğlu yanı sıra 26 Nisan 2008 Cumartesi günü toplanacak TTOK Genel Kurulu’na sunulmak üzere 25.4.2008 17:45 itibariyle toplanan 821 imzadır!

ADALAR POSTASI adına
Emine Çiğdem Tugay
)O(

10 Nisan 2008

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’na,
İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne,
ADALAR KAYMAKAMLIĞI’na,
TÜRKİYE TURİNG ve OTOMOBİL KURUMU YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’na,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın tarihi iskele binasında yer alan TURİNG İskele Kahvehanesi’nin tahliye edileceğini ADALAR POSTASI’nda yayımlanan ilgili haberlerden üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

Oysaki Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusuna son derece duyarlı ve uygun bir biçimde tasarlanarak hizmet veren TURİNG İskele Kahvehanesi’nde, yıllardan beri Adalılar yanı sıra yerli yabancı tüm Büyükada ziyaretçileri adeta bir gemi güvertesinde seyreder gibi eşsiz günbatımlarını, Heybeli üzerinde salınan hilâlleri, mehtapları, yıldızları, vapurları, martıları ve daha nice doyumsuz manzarayla türlü güzellikleri, huzur ve keyif içinde seyrederlerken bu zarif ve güzel mekân da Büyükada’nın saygın ve özgün bir simgesi haline gelmişti.

Türkiye TURİNG ve Otomobil Kurumu’nun kira sözleşmesinin yenilenmesi suretiyle yaşatılması gereken vazgeçilemez bir kentsel kültür değeri olan Büyükada’nın bu son özgün mekânının, bu minvalde farkındalık ve ortak sorumlulukla Büyükada İskelesi TURİNG Kahvehanesi olarak işletilmeye devam edilmesini arz ederim.

Saygılarımla,

Emine Çiğdem Tugay, Özlem Yüzak, Gila Benmayor, Buket Uzuner, Tiraje Dikmen, Fatma Artunkal, Süheyl Açıkel, Ayşe Çağlar (Prof. Dr.), Huricihan İslamoğlu (Prof. Dr.), Mehmet Selim Tugay, Dilek Zaptçıoğlu, Jurgen Gottschlich, Rezan Peya Gökçen, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Tülay Çellek, Aynur Özışık (Dr.), İsmail Serdar Demir, Cengiz Karataş (Adalar Belediye Meclisi üyesi), Ruhan Çelebi, Tuna Öztürk, Selah Özakın, Emin Günay, Orhan Bursalı, Kubilay Beyhan, Fatma Safvet Özdil, Yalım Eralp, Ebru Senher, Sibel Kapancı, Sibel Barut, Defne Yanger, R. Talat Hıtay, Su Yücel, Ali Hıtay, E. N. Eren Glover, Jay Glover, Alex Glover, Azra Glover, Sumru Toydemir, Mukaddes Orçun, Alp Orçun, Suna Orçun, Faruk Salman, Beyza Salman, Oğuz Öztürk, Ebru Okan, Feriha Öztürk, Selen Manizade Saner, İlgen Manizade Çetin, Samim Saner, Haldun Çetin, Habib Kent, Eva Kent, Burçin Altınsay Özgüner, Ahmet Özgüner, Zeynep Kuban, Tuba İlkmen Şenay, Cengiz Kabaoğlu, Neşe Kıldacı, Ali Şenalp, Hülya Kazancı, Zeynep İnankur (Prof. Dr.), Eren Sagay, İpek Yagal Gül, Mehmet Cemal Beşkardeş (TTOK Onur Kurulu üyesi), Arif Çağlar (Dr.), Esra Kızıltuğ, Nimet Yalçınkaya, Yılmaz Yalçınkaya, Kaya Onur, Nur Baysal Çakmak, Demet İleri, Berken Çakmak, Musa Çakmak, Şener Akdemir, Özlem Keleş Akdemir, Rıza Akdemir, Fatma Akdemir, Şenay Akdemir, Suar Gazaroğlu, Begüm Yavuz (TKB Adalar Onursal Başkanı), Gökhan Akçura, Şebnem Aksan, Ayşe Orbay, Serda Etyemez, Silva Zorlu, Ced Öner, Nadya Hamamcıyan, Fatma Kendir, Raşel Levi, Arman Etyemez, Jilda Mezirciyan, Mehin Öner, Suzan Çağlı, Meltem Cansever, Temel Baltaoğlu, Ayşen Ekmekçi, Yiğit Ekmekçi, Okşan Paus, Michiel Paus, Fatma Arığ, Gülgün Ağabeyoğlu, Fikret Baltaoğlu, Aysun Baltaoğlu, İhsan Baltaoğlu, Makbule Cansever, İhsan Cansever, Derya Cansever, Sıla Cansever, Ersin Güneralp, Aysel Özakın Ingham, Gönül Doğu, Yusuf Bahar (GP Adalar İlçe Başkanı), Lily Washington, Sultan Gülyar, Engin Damcı, Cem Güler, Cevahir Karabulut, Aydın Karabulut, Ali Karabulut, Naciye Güler, Müslim Güler, Emre Güler, Suzan Karabulut, Latife Karabulut, Aytekin Karabulut, Erkan Karabulut, Ayhan Güler, Ali Güler, Fadime Güler, Burhan Yar, Fahri Akgün, Hakan Yürük, Gökhan Çevik, Sema Üstün, Cem Üstün, Ecem Üstün, Cemil Üstün, Haydar Akdağ, Süleyman Akdağ, Kazım Akdağ, Gülizar Akdağ, Süleyman Savaş, Hasan Selışık, Ahmet Ergelen, M. N. Aydın Deriş, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Çağla Ormanlar, Melda Keskin, Günnur Onay, Cemal Mersinli, Birsen Sezgün, Yusuf Sezgün, Vahide Ersu, Gülçin Ateşer, Zeynep Güzeldoğu, Reyhan Oksay, Ziya Cecan, Tunç Cecan, Ayhan Cecan, Besi Cecan, Nazan Sinoplu, Yasemin Sinoplu, İpek Sinoplu, Sibel Sicimoğlu, Süheyla Cezairli, Mine Sarper, Füsun Güzelöz, Ayşe Keskinel, Ayşe İnaydın, Ayşe Eyüboğlu, Mehmet İnaydın, Emre Moğul, Hale Figen, Leman Tuay, Şeyda Fulyaoğlu, Nesrin Yazıcı, Şendoğan Yazıcı, Gülden Ünlüer, Ülker Tümay, Murat Şahin, Abdurrahman Küçüksarı (İstanbul İl Genel Meclisi üyesi), Yasin Pekdemir, Zeynep Pekdemir, Emrah Ali Pekdemir, Can Pekdemir, Veli Uysal (Prof. Dr.), Mehveş Yardımcı, Kerim Yardımcı, Sema Sarpman, Ernie Verbowski, Tülay Ayangil, Çiğdem Yazıcıoğlu, Hasan Cevad Özdil, Neriman Erduman, Sezai Yavuz, Enif Yavuz Dipşar, İrem Berk, Memduha Kuban, Necla Çelikbaş, Nurcan Aslan, Şerife Özdemir (Av.), Merve Barıştıran, Nuray Özbal, Lütfiye Büyükyonga, Mukadder Şanlıtürk, Eda Yurdakul, Oğuz Argon, Esen Çamurdan, Damla Yılmaz, Pınar Çağlar, Gül Seferoğlu, Metin Karadağ, Barbaros Sarıbayraktaroğlu, Mehtap Tiram, Vilma Zekian, Kadir Çiloğlu, Manuk Etyemez, Ani Parmaksız, Arif Pırnal, Güzin Caner, Sami Caner, Güher Saruhan Direskeneli, Meliha Nüket Türel, Uğraş Salman, Mehmet Gözgücü, Necati Önel, Osman Öztürk, Nimet Bozdoğan, İclal Öztürk, Hüseyin Karayaprak, Mehmet Yıldız, Nihat Karaman, Necati Duran, Şahin Keleş, Mustafa Aydın, Kamil Gürcü, Ali Akdemir, Erdoğan Yılmaz, Güven Kızıltan, Pelin Alioğlu, Can Karabaş, Recep Özen, Alexan Grünberk, Şerefettin Aktugay, Nusret Uzunyurt, Hilmi Orhon, M. Yavuz Sezer, İlhami Çetin, Aydın Uğur, Halil İnce, Yeter İnce, Mehmet Öztürk, Şevket Aydemir, R. Ali Durmuş, Sabri Jöntürk, Engin Altıparmak, Ali Bayındır, Ömer Aydal, Aydın Garip, Binali Aydın, Mehmet Tellibaş, Ersin Kaya, Güçlü Yıldırım, Mehmet Yıldız, Özge Erten, Almin Belek, Fuat Uran, Affan Ginçay, İbrahim Ülger, Muharrem Demir, Kadriye Tugay, Ahmet Tugay, Bülent Tugay, Oğuz Köykıran, Burçin Özalp, Mete Özalp, Başak Bilgin, Selin Tessa Özalp, Ada Özalp, Can Özalp, Sinan Erhan, Teoman Özalp, Selmin Özalp, Aksel Katalan, Teri Katalan, Metin Katalan, Jacqueline Katalan, Selin Erensal, Ferhan Kaya Poroy, Kayhan Poroy, Cengiz Kaya, Reyhan Kaya, Ferhat Kaya, Selen Tabak, Lerzan Önen, Can Filibeli, Emine Baran, Begüm Cop, Yekta Öksüz, Ayça Özalp Öksüz, Emre Öksüz, Tülin Çavuş, Selen Binatlı, Yasemin Baran, Solin Ohanyan, Andre Ohanyan, Batur Saraçoğlu, Tuba Ünsal, Sami Kalveci, Şevket Yanar, Ayşe Yanar, Hakan Hamamcıoğlu, Alex Gazeryan, Leyla Celaylan, Şahan Celaylan, Gizem Yazıcı, Melis Yazıcı, Berat Eğilmez, Kadir Akkurt, Doğan Levi, Çulpan Erhan, Faruk Erhan, Esin Turhan, Cüneyd Turhan, Rifat Turhan, Emre Turhan, Arzu Turhan, Teoman Onat, Altan Onat, İsmail Gündüz, Övünç Anğun, Songül Murat, Nilüfer Kuyaş, Okşan Aytaman, Ayda Arel (Prof. Dr.), Murat Seçkin, Neriman Dinçer, Ayşen Şahmay, Güner Polat, Nurten Döşeyen, Neslihan Dereli, Tugay Kartal, Zerrin Pınar, Elif Şenel Münir, Zeynep Erkut, Ebru Tülümen Bulut, Murat Daryal, Dilek Pamir, Ümit Pamir, Ayşem Göktürk, Abdurrahman Göktürk, Alican Göktürk, Hanife Geçtogan, Esin Birkırgız, Ajlan Birkırgız, Figen Etüs, Güner Yüzak, Remin Gökgöz, Tahire Börekçioğlu, Atakan Göktürk, Bilsev Manav, Yaşat Manav, Meltem Akbalcı, Elvan Akbalcı, Ceylan Akbalcı, Yaşar Akbalcı, Atakan Göktürk, Nihal Gürevin, Ayşe Hattatoğlu, Handan Göktürk, Halil Göktürk, Nilgün Eryılmaz, Hakkı Yüzak, Kaan Zambakçı, Zeynep Zambakçı, Hale Sözmen, Barış Kaptanoğlu, Ruhat Sandıkçıoğlu, Işıl Bilger, Semra Türel, İkbal Türel, Ahmet Çakmak, Nuran Ataylan, Zafer Ataylan, Utku Ataylan, Ezgi Ataylan, Nursen Dönmez, İlgi Adalan, Ayfer Yavi, Erkal Yavi, Melis Akıllı, Coşar Büyükdığan (TMMOB GMO YK Sayman üye), Hayriye Karaca, İpek Büyükdığan, Lütfi Büyükdığan, Şayeste Büyükdığan, Sinan Koçak, Candan Kalender, Nazmi Üney, Beril Alataş, Bahar Özkan Eroğlu, Adile Yadırgı Seyman, Asef Kocabay, Hülya Tokmak, Fatma Ökçe, Şemsi Yazıcı, Yağmur Say, Fuat Akça, Hülya Akça, Abide Akça, Faika Savaş, Şirin Kahraman, Mahmut Aytaş, Bahriye Aytaş, Boran Aytaş, Onur Acar, İrem Portakal, Recep Yarlığan, Kerem Severcan, Safter Yalçın Atay, Senem Uğurlugil, Aysel Ayan Atay, Asiye Ilgaz, Zarif Atay, Talip Temel Atay, Meral Atay, İnal Çinko, Esin Esma Alagül, Salih Alagül, Rami Atılganer, Aleks Ohanyan, Serkan Özden, Andre Bardakçı, Sevan Donat, Gökhan Ertem, Hande Ertem, Gamze Özdağdeviren, Mehmet Aşık, Bülent Aşık, İlker Hasgül, Soner Hasgül, Sezer Güvenç, Şaban Tan, Firdevs Tan, Gülay Aykıt, Hasan Aykıt, Buse Aykıt, Metehan Aykıt, Ada Özalp, Mehmet Alagül, Gülay Erdemli, Haydar Erdemli, Sevinç Erdemli, Nazlı Erdemli, Nazan Karakaş, Murat Karakaş, Alara Karakaş, Leyla Karakaş, Tamar Karakaş, Selim Demiren, Mehveş Demiren, Mina Demiren, Deniz Pala, Sevan Özacar, Talin Etyemez, Oya Karagülle, Sırrı Ulaş Güzeldoğu, Erkut Emcioğlu, Gülsün Erbil, S. Kaya Konuray, Turgay Tuna, Hatice Yavuz, Sema Uçal, Arzu Saraç, Vicdan Celayir, Deniz Arıtürk, Cansu Başeski, Ertuğrul Kuban, Kâmuran Kuban, Tunç Kuban, Erzen Onur, Tuna Büyüksuda, Gökhan Büyüksuda, Ömer Bugay, İrem Senemoğlu, Figen Aydıntaşbaş, Hüseyin Pamuk, Beto Levent, Nuray Uzunören (Prof. Dr.), Erendiz Özbayoğlu (Prof. Dr.), Cengiz Pala, Nilgün Pala, Ayda Tandırcı, Arif Kızıldağ, Nazan Atasoy, Tilda Levi, Bilge Okutman, Nuşin Asgari, Gül Tokay, Sırma Kafalı, Hüseyin Ünal, Tülay Güreş, Bayram Kerşit, Funda Eraslan, Kevser Yalçın, Hacer Ceylan, Ramazan Özel, Ömer Şenol, Nermin Tamcı, Ali Korkmaz, Nihat Duman, Nurdane Kerşit, Şebnem Batur, Mehmet Şanlıtürk, Genç Ağa Yıldırım, İsmet Sert, Bülent Sönmez, A. Murat Gezgin, Hediye Barik, Ağa Yıldırım, Hıdır Uvaçin, Uğur Hararlı, Hasan Hararlı, Ayhan Culum, Ülkü Culum, Ümit Hararlı, Aytaç Öztuna, Alev Tasalıyan, Arslan Özçelik, Gönül Dinler, Mazlum Dinler, Veysel Almaz, Banu Atılgan, Binnur Yüceil, Servet Atılgan, Melek Şahin, Ahmet Nazif Aydın, Hatice Tokdemir, Savaş Furtuna, Süleyman Furtuna, Murat Elik, Zarife Bakan, Tayla Karaduman, Yaşar Çakır, Evren Taşçı, Murat Serin, Rasim Büyükkal, Hıdır Şen, Hasan Akay, Haluk Güner, Meri Samsg, Esra Hazinedar Bostancı, Necla Hazinedar, Berna Hazinedar, Ayşe Kapucu, Nihal Çiçek, Barış Yıdırım, Kristin Yıldırım, Yeşim Özsoy, Hülya Akpolat, Melek Akpolat, Yüksel Akpolat, A. Ercan Akpolat, Canan Akpolat, Tülay Almaz, Gönül Serin, Durdu Serin, Mesut Serin, Nalan Öge, A. Emre Öge (Prof. Dr.), Nevgül Güller, Ertan Dinçöz, Melda Tunçay, Ayşegül Bayraktar, Nezih Bayraktar, Damla Bayraktar, Tuna Şişkolu, Feride Özmat, Mustafa Özmat, Abidin Özmat, Handan Çakmak, Nevin Özsürücü, İsmail Özsürücü, Berkay Özsürücü, İrem Özsürücü, Mücahide Kaptanoğlu, Bülent Kaptanoğlu, Ayşenur Ateş, Şive Batırer, Avni Batırer, Burcu Batırer, Vildan Kaçar, Emre Öktem, Özlem Öktem, Niyazi Öktem, Ülkü Karslı, İhsan Karslı, Mehmetcan Karslı, Hasan Cem Karslı, Müjde Karslı, Ferhat Feriver, Nilgün Feriver, Polat Akbulut (TBMM Başkanı E. Danışmanı ve Milli Saraylar Dairesi E. Başkanı), Nilgün Akbulut, Tolga Akbulut (Y. Doç. Dr.), Dilek Akbulut (Y. Doç. Dr.), Burcu Akbulut Onur, Umut Onur, İsmail Yenigün, Sebahat Yenigün, Barış Yenigün, Ekin Yenigün, Sevgi Çiçek, Nuray Aksu, Gülsevil Tüzün, Yeşim Argun, Ayhan Argun, Umut Argun, Özçelik Argun, Nur Argun, Uygar Argun, Özdemir Argun, Feza Argun, Yasemin Argun, Altan Houssein, İnci Yıldız, Ferruh Yıldız, Gürcan Koçan, Tuğça Arkun, Fatih Yılmaz, Nilay Dilber, Nihat Dilber, Sevda Çavaş, Zehra Tasman, Sara Beşkardeş (Op. Dr.), Ali Fuat Beşkardeş (Dr.), Ahmet Can Beşkardeş, Samiye Beşkardeş, Selma Kurdakul, Cem Ertekin (Doç. Dr.), Nesrin Uçarlar, Gülçin Örgün, Yeşim Tetik, M. Ebru Angün (Yard. Doç. Dr.), Teoman Onat (Prof. Dr.), Altan Onat (Prof. Dr.), Suzan Onat Bayazıt, Tayfun Bayazıt, Erol Rasim Onat, Müge Şemsioğlu, Füsun Çelikbilek, Sabiha Çelikbilek, Işık Meriç, Ayşe Söbütay, Zeynep Günay, Nazlan Erdinç, Marsel Eskinazi, İlhan Günay, Jale Günay, Ayşe Hazal Günay, Emel Deniz, Jale Ertem, Gürsel Kablan, Selma Deniz, Meral Or, Gündüz Vassaf, Kamil Masaracı, Mustafa Karakuş, Selma Eker Karakuş, Hürriye Karakuş, Kemal Karakuş, Berrin Pirgon, Deniz Kafalı, İlhan Günay, Jale Günay, Josie Tuna, Mustafa Sütlaş, Nilüfer Yenigün Eviş, Berk İybar, Senem Göl, Eylem Öztürk, Aysan Ucta, Hülya Ucta, Murat Adalı, Erdoğan Adalı, Işık Adalı, Burak Adalı, Nil Adalı, Alara Adalı, Tuvana Adalı, Sim Sırmakeş, Çağla Diner, Çağrı Diner, Ebru Kayaalp, Asena Günal, Kaya Balamir, Nefise Bazoğlu (BM diplomatı), Nermin Saybaşılı, Olcay Başeğmez (ADD Berlin-Brandenburg Yön.Krl.Bşk.), Doğan Şahin, İlyas Tunaoğlu, Yaşar Acarlı, Hande Celaylan, Ruşen Türkoğlu, Mehmet Yersel, Koray Yersel, Demet Yersel, Ayşe Seçil Yersel Kosova, Erden Kosova, Kemal Zavaro, Nejat Anılmış, Ferihan Anılmış, Ziya Can Bilgin, Pınar Bilgin, F. Ferit Meriçten, Hatice Meriçten, Özgür Meriçten, Gökçe Meriçten, Deniz Meriçten, Ali Ekmekçi (Prof. Dr.), Sevgi Ekmekçi, Banu Ekmekçi, Arif Akgün, Semra Akgün, Erol Uzelli, Buğra Uzelli, Poyraz Uzelli, Mikail Dağlı, Dilek Sert, Adnan Erten, Berca Balkıs, Berna Müderrisoğlu, İlknur Yücel, Süleyman İnceoğlu, Selim Gazioğlu, Serdar Çiftçi, Osman Heybeli, Nalan Heybeli, Necip Girit, Vahit Nurülke, Lale Alatlı, Ali Rıza Öngören, Ahmet Yalçın Özalp, Selçuk Esenbel (Prof. Dr.), Nedim Yıldız, Deniz Orçun, Yeşim Atasagun, Z. Dehma Şallı, Zeynep Özoğuz, Nilgün Akoy, Ayşe Kuruoğlu, Ayşegül Yazan, Şen Akduman, İsmail Sağman, Mine Ünal, Kamuran Orçun, Ayşe Kandıra, Şükran Bengi, Beyhan Koç, Seden Koç, Gülden Koç, Melike Taş, İclal Gürsoy, Özge Taş, Şükran Alot, Emre Altınbaran, Tülay Ararat, Mürüvvet Ararat, Şebnnem Kaya, Cengiz Kaya, Güzin Yanmaz, Selma Demir, Sadık Olcaysoy, Nevin Özbaşı, Selin Özbaşı, Yaren Özbaşı, Handan Gülmez, Mehmet Gülmez, Saibe Diken, Zeliha Doğan, Zeliha Boyacıoğlu, Bilhan Uluçay, Rüksan Tuna, Sara Bahar, Cüneyt Uzunoğulları, Hülya İşbilir Behramoğlu, Ataol Behramoğlu, Müge Akgün, Dilek Alican, Aris Kyriazis, Sitare Şimşek, Sara Zavaro, Mesut Soyumert, Osman Sermet Kabasakal (Prof. Dr.), Nilgün Öztoprak, Taner Yurtkuran, Şükran Yurtkuran, Hüseyin Gün, F. Lale Göral, Teoman Göral, Yasemin Bilener, Nilüfer Ağırdır, Gizem Gürsel, H. Piynar Yücel, Perge Dündar, Sedef Kermen, Murat Yelken, Şule Hekimoğlu, Çiğdem Banu Ant, Süleyman Ferruh Başaka, Fersan Başaka, Orçun Başaka, Nezih Başgelen, Sema Başgelen, Sophie Quintin Adalı, Raife Polat, Ayşen Dönmez, Hüseyin Gün, Nazlı Fığlalı Soyumert, Meltem Çiftçi Kurgan, Sayat Arslanlıoğlu, Maral Arslanlıoğlu, Hüda Cereb, İsmail O. Uçak, Nazan Ölçer (Dr.), Çınar Tapan, Pınar Tapan, Marta Kalyoncu, Filiz Ali (Prof. Dr.), Serfiraz Ergun, Filiz Çağman (Dr.), Nils Rüters, Frank Lenhouts, Beate Becher, Michael Becher, Henry-Claude Cousseau, Deepak Ananth. (28.5.2008 11:51 itibariyle toplanan 839 imzadır.)


Süleyman Arat, “Adalılar Sesini Yükseltti”, Hürriyet, 24.4.2008.

Adalılar sesini yükseltti

Türk turizmine Hıdiv Kasrı, Soğuk Çeşme Sokağı, Yeşil Ev, Malta Köşkü, Emirgân Sarı ve Beyaz Köşkler, Kariye Camisi, Fenerbahçe Parkı gibi önemli eserler kazandıran merhum Çelik Gülersoy’un 2001 yılında bizzat restore ettirerek İstanbullular’ın hizmetine sunduğu tarihi Büyükada İskelesi TURİNG Cafe’nin tahliye edilmesi istemine Ada sakinleri tepki gösterdi.

Şehir Hatları’nın İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş’ye (İDO) devir olmasından sonra TURİNG’e bir tebligat geçen İDO, kurumun yasal süresi sonunda tarihi iskeleyi tahliye etmesini istedi. TURİNG de buna bir yazıyla itiraz edince konu mahkemeye intikal etti. Mahkeme de İDO lehine karar alınca tarihi TURİNG Cafe’nin Mayıs ayı başında kadar tahliye edilmesi kararı işletmeye tebliğ edildi. Bu aşamada konudan haberdar olan Ada sakinleri yerel gazeteleri olan Adalar Postası önderliğinde bir imza kampanyası başlatarak tesisin işletmesinin TURİNG’de kalmasını istediklerini belirttiler. Kampanya çerçevesinde yaklaşık 1000 imza toplandı. Toplanan imzalar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Adalar Kaymakamı Mevlüt Kurban, Türkiye TURING ve Otomobil Kurumu (TTOK) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur İbrahimhakkıoğlu’na sunulacak. İbrahimhakkıoğlu, “Aslında tarihi Büyükada iskelesini tamamen prestij için işletiyoruz. Buradan kâr etmemiz söz konusu bile değil. Tersine kısa yaz sezonu nedeniyle burası her yıl zarar etmekte. Ancak merhum Çelik Gülersoy’un hatırası ve kurumumuzun eseri olması nedeniyle burayı işletmeye devam etmeyi arzuluyoruz” dedi.


26 Nisan 2008

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’na,
İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne,
ADALAR KAYMAKAMLIĞI’na,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 sayılı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın tarihi iskele binasında yer alan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. sınıf eski eser işyeri olarak tescilli bulunan dükkânların kiracılarının, 25.4.2008 günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden gelen 20 kadar zabıta memuru tarafından tahliye edilmek istendiğini, bu beklenmedik ve usulsüz tahliye karşısında neye uğradığını şaşıran 5 kapı numaralı dükkândaki Alem Büfe’nin işletmecisi CHP Adalar Kadın Kolları Başkanı Gönül Dinler’in rahatsızlanarak hastahaneye kaldırılmış olduğunu ADALAR POSTASI’nın 26.4.2008 tarihli 2073. sayısında yayımlanan ilgili haberden üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

1. Büyükada İskelesi’nde 5 kapı no’lu dükkânın kiracısı Ali Akpolat tarafından İstanbul 1. İdare Mahkemesi’ne açılan dava reddedilmişti.

2. Bu iptal kararı uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ilgili yazısını takiben Adalar Kaymakamlığı’nın 01.4.2008 gün 2008/3 sayılı kararıyla sözkonusu dükkânın 15 gün içinde tahliye edilmediği takdirde zor kullanılarak boşaltılmasına karar verilmişti.

3. Ancak sözkonusu davanın reddi kararı, Ali Akpolat’ın vekili Av. Erol Tufan Akpınar ve Av. Can Akpınar tarafından temyiz edilerek Yüksek Danıştay’a gönderilmiştir.

4. Ayrıca açılmış ikinci bir dava neticesinde, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 9.3.2007/75 esas sayılı tensip kararıyla dava konusu kiralananın tahliyesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar halen yürürlükte olup Mahkemece kaldırılmış değildir. Bu tedbir kararı Mahkemece kaldırılıncaya veya geri alınıncaya kadar kiracının tahliyesi kesinlikle yapılamaz.

Buna rağmen 20 kişilik bir zabıta ordusuyla adeta gecekondu yıkımına gider gibi yapılan ve kiracısının rahatsızlanarak hastahaneye kaldırılmasına sebebiyet veren bu usulsüz tahliye girişimini esefle kınıyoruz! Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusunun alışılagelmiş öğelerinden olup yıllardır güler yüzlerine, selamlarına aşina olduğumuz, Büyükada ve tarihi iskele binasıyla özdeşleşmiş esnaftan, aralarında neredeyse iskele binasıyla yaşıt Nikolaidis’in gazete bayinin de bulundugu kitapçımız Vasiliki İksida, hediyelik eşyacımız Taylan Karaduman, büfemiz Gönül Dinler, telekom bayimiz Ömer Katmer, gözlükçümüz Ali Rıza Türkeş, baklavacımız Kafur Karaca ve Türk Kadınlar Birliği’nin usulsüz tahliyelerinin ivedilikle durdurularak kira sözleşmelerinin yenilenmesini arz ederim.

Saygılarımla,

Emine Çiğdem Tugay, Özlem Yüzak, Tiraje Dikmen, Orhan Bursalı, Cengiz Karataş (Adalar Belediye Meclisi üyesi), Abdurrahman Küçüksarı (İl Genel Meclisi üyesi), Ayda Arel (Prof. Dr.), Huricihan İslamoğlu (Prof. Dr.), Mehmet Selim Tugay, Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Nesrin Yazıcı, Şendoğan Yazıcı, İpek Yagal Gül, Cem Güler, Zeynep Erkut, Muharrem Demir, Fatih Yılmaz, Sema Sarpman, Ernie Verbowski, Tülay Ayangil, Meral Özdemir, Mehveş Dramur Yardımcı, Faruk Mersinoğlu, İsmail Serdar Demir, Figen Aydıntaşbaş, Mustafa Sütlaş, Songül Murat, Nur Baysal Çakmak, Cemal Mersinli, Oya Karagülle, Arif Çağlar (Dr.), Yasemin Bilener, Nilüfer Ağırdır, Aris Kyriazis, Turgay Tuna, Reyhan Oksay, Nalan Öge, A. Emre Öge (Prof. Dr.), Funda Oral, Suar Gazaroğlu, Yağmur Say, Nazmi Üney, Beril Alataş, Asef Kocabay, Hülya Tokmak, Mustafa Ökçe, Fatma Ökçe, Şemsi Yazıcı, Nebiye Yazıcı, Hasan Yazıcı, İrem Portakal, Selen Manizade Saner, Samim Saner, İlgen Manizade Çetin, Haldun Çetin, Erol Özdoğan, Ersin H. Güneralp, Dilek Zaptçıoğlu, Jürgen Gottschlich, Burçin Altınsay Özgüner, Neşe Kıldacı, Gülçin Örgün, Neriman Dinçer, Yeşim Tetik, Selim Tuna, Tülay Çellek, Tülay Ararat, Mesut Soyumert, Nazlı Fığlalı Soyumert, Melek Güngör, Şevkiye Sağbil (Dr.), Jale Güngör, İ. Yüksel Güngör, Gülsevil Tüzün, Taylan Karaduman, Nüvit Tüzel, İrini Noti, Didar Kaya, Banu Atılgan, Binnur Yüceil, Nuray Ödün, Yaşar Bozkaya, Şahabettin Şirin, Yeşim Özsoy, Safiye Özsoy, Şükriye Küçükoğlu, Hayri Küçükoğlu, Gülizar Polat, Zafer Şimşek, Şükrü Şimşek, Şadiye Neşe, Niki Çilingiroğlu, Ahmet Kaya, Nerminaz Çetin, Sedat Çetin, Zeynnep İnan, Songül İnan, Hülya Akpolat, Melek Akpolat, Şerife Dinler, Ali Dinler, Ayfer Demir, Adem Demir, Ayten Nergis, Yüksel Akpolat, Murat Çatal, Erol Köseler, Nazmiye Köseler, Sevgi Akbulut, Cafer Güler, Neslihan Hasbal, Mazlum Dinler, Sedat Çetin, Necati Akgün, Celal Güler, Hasan Kösebis, Yücel Yıldırım, Murat Köseoğlu, Halil Doğan, Murat Elik, Esma Elik, Ali Akpolat, Dursun Elik, Mustafa Bakan, Zarife Bakan, Gökhan Şen, İsmail Şen, Ahmet Çukur, İ. Hakkı Çukur, Veysel Almaz, Selahattin Almaz, Tülay Almaz, Hakan Almaz, Mustafa Elik, Sabahattin Altınkap, Mehmet Eşiyok, Hüseyin Ünal, Tülay Güreş, Bayram Kerşit, Funda Eraslan, Kevser Yalçın, Hacer Ceylan, Ramazan Özel, Ömer Şenol, Nermin Tamcı, Ali Korkmaz, Nihat Duman, Nurdane Kerşit, Şebnem Batur, Mehmet Şanlıtürk, Genç Ağa Yıldırım, İsmet Sait, Bülent Sönmez, A. Murat Gezgin, Hediye Barik, Ağa Yıldırım, Hıdır Uvaçin, Uğur Hararlı, Hasan Hararlı, Mustafa Şahin, Ramazan Kızıl, Emrah Kaya, Cemil Açıker, Ali Demirtaş, Ceyda Koru, Kemal Karadağ, Kemal Kaya, Erdoğan Bulut, İsa Kaya, Suat Midilli, Sezgin Yıldız, Kazım Çalık, Yavuz Bingöl, Mehmet Akif Dağ, Mustafa Akın, Dinçer Danışman, Engin Onpınar, Yavuz Kaya, Adem Keleş, Güzel Aydın, Ali Akgün, Metin Akgün, Hanım Akgün, İsmail Tek, Selvi Öcalan, Müslüm Öcalan, Feza Bakan, Orhan Bakan, Gülizar Karataş, Bergen Bakan, Rıza Polat, Sancak Çelik, Erdinç Tanrıverdi, Gökhan Çelik, Fatma Akpolat, Bülent Akpolat, Şükrü Şimşek, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Güzin Cengiz, Gülşen Sönmez, Rıdvan Satıoğlu, Haluk Satıoğlu, Kaya Onur, İsmail Baysal, Gökhan Baysal, Sema Baysal, Pınar Turhan, Özcan Katmer, Ömer Katmer, (Fenerbahçeli) Lefter Küçükandonyadis, Stavrini Küçükandonyadis, Rana Katmer, Eleniça Balkan, Özlem Katmer, Selahattin Almaz, Uğur Kaplan, Beyza Katmer, Mehmet Balkan, Vasilik İksida, Şerafettin Sönmez, Murat Elik, Metin Akbulut, Erol Köseibiş, Nafiz Güzeltepe, Sait Okumuş, Ömer Okumuş, Bahri Alyanak, Yılmaz Akbulut, (28.4.2008 15:00 itibariyle toplanan 235 imzadır.) Kamil Masaracı, Hasan Selışık, Ahmet Ergelen, Oral Çalışlar, Arif Pırnal, Ebru Tülümen Bulut, Ali Şenalp, Hülya Kazancı, Begüm Yavuz (TKB Adalar Onursal Başkanı), Neriman Erduman (TKB Kadıköy Onursal Başkanı), Yusuf Bahar (Genç Parti Adalar İlçe Başkanı), Nurettin Babakıray, Sadık Çiçek, Burak Çiçek, Meltem Kıyak, Nimet Kıyak, Metin Akbulut, Sakin Çolak, Mehmet Sena Keleş, Murat Yaylacı, Hüseyin Yıldırım, Lütfi Akan, Feyzullah Günay, Muzaffer Günay, Aysel Çülban, Mehmet Şirin, Aytaç Bayra, Feride Özmat, Abidin Özmat, Handan Çakmak, Nevin Özsürücü, İsmail Özsürücü, Berkay Özsürücü, İrem Özsürücü, Mücahide Kaptanoğlu, Bülent Kaptanoğlu, Füsun Kaptanoğlu, Avni Baturer, Şive Baturer, Burcu Baturer, Doğan Özgültekin, Deniz Özgültekin, Vildan Kaçar, Mete Kaçar, Ülkü Karslı, İlhan Karslı, Mehmetcan Karslı, Müjde Karslı, Hasan Karslı, Niyazi Öktem, Emre Öktem, Özlem Öktem, Çiğdem Yalkın, Macit Yalkın, Sonat Yalkın, Nirva Lafçıoğlu, Ayşenur Ateş, Filiz Ateş, Tevfik Fikret Kocamaz, Rejan, Keçeciyan, Tahir Yüksel, Ferah Yüksel, Elif Yüksel, Sevinç Tezer, Uğur Tezer, Cem Tezer, Fahri Batırer, Yeşim Batırer, Erdal Yıldız, Stathis Arvanitis, Uğraş Salman, Nesimi Büyükbabani (Prof. Dr.), Tilda Levi, Tuba İlkmen Şenay, Nimet Yalçınkaya, Semiha Baltacı, Baki Nedim Baltacı, Füsun Çelikbilek, Sabiha Çelikbilek, Ahmet Özgüner, Selmin Özgüner, Hasan Cevad Özdil, Olcay Başeğmez (ADD Berlin-Brandenburg Yön. Krl. Bşk.). (29.4.2008 16:05 itibariyle toplanan 318 imzadır.)


1 Ağustos 2008

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’na,
İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne,
ADALAR KAYMAKAMLIĞI’na,

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 sayılı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’nın tarihi iskele binasında yer alan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1. sınıf eski eser işyeri olarak tescilli bulunan dükkânların kiracılarından, 7 kapı numaralı dükkânın kiracısı Ömer Katmer’in, TC Adalar Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından tebliğ edilen tahliye kararını, ADALAR POSTASI’nın 01.8.2008 tarihli 2134. sayısında yayımlanan ilgili haberden üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Halbuki

1. Büyükada İskelesi’nde 7 kapı no’lu dükkânın kiracısı Ömer Katmer tarafından İstanbul 1. İdare Mahkemesi’ne açılan dava reddedilmişti.

2. Bu iptal kararı uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın (İBB) ilgili yazısını takiben Adalar Kaymakamlığı’nın 01.4.2008 gün 2008/3 sayılı kararıyla sözkonusu dükkânın 15 gün içinde tahliye edilmediği takdirde zor kullanılarak boşaltılmasına karar verilmişti.

3. Ancak sözkonusu davanın reddi kararı, Ömer Katmer’in vekili Av. Erol Tufan Akpınar, Av. Can Akpınar, Av. Canan Akpınar tarafından temyiz edilerek Yüksek Danıştay’a gönderilmiştir.

4. Ayrıca açılmış ikinci bir dava neticesinde, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.6.2008/110 esas sayılı tensip kararıyla dava konusu kiralananın tahliyesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar halen yürürlükte olup Mahkemece kaldırılmış değildir. İlgili müteakip davanın tarihi ise 14.10.2008’dedir. Bu tedbir kararı Mahkemece kaldırılıncaya veya geri alınıncaya kadar kiracının tahliyesi kesinlikle yapılamaz.

5. Ayrıca ve önemle her ne kadar TDİ ile İBB arasında bir devir protokolu yapılmış olsa da halihazırda Tapu İdaresi kayıtlarında mülk sahibi sözkonusu dükkânların da bizzat kiracısı bulundukları Türkiye Denizcilik İşletmeleri’dir. Hal vaziyet böyleyken İBB ne sıfatla TDİ’nin kiracılarını tahliye edebilir?

Tüm bu koşullara rağmen yapılmakta ısrar edilen usulsüz tahliye girişimini esefle kınıyoruz! Oysaki 26.4.2008 tarihli 235 imzalı başvurumuz akabinde Büyükada İskelesi’ndeki 5 kapı no’lu dükkânla birlikte diğer tüm dükkânların da tahliyesi durdurulmuştu. Bir kez daha Adalar’ın tarihi ve kentsel dokusunun alışılagelmiş öğelerinden olup yıllardır güler yüzlerine, selamlarına aşina olduğumuz, Büyükada ve tarihi iskele binasıyla özdeşleşmiş esnaftan, aralarında neredeyse iskele binasıyla yaşıt Nikolaidis’in gazete bayinin de bulundugu kitapçımız Vasiliki İksida, hediyelik eşyacımız Taylan Karaduman, büfemiz Gönül Dinler, telekom bayimiz Ömer Katmer, gözlükçümüz Ali Rıza Türkeş, baklavacımız Kafur Karaca ve Türk Kadınlar Birliği’nin usulsüz tahliyelerinin ivedilikle durdurularak kira sözleşmelerinin yenilenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla,

Emine Çiğdem Tugay, Özlem Yüzak, Tiraje Dikmen, Orhan Bursalı, Cengiz Karataş (Adalar Belediye Meclisi üyesi), Abdurrahman Küçüksarı (İl Genel Meclisi üyesi), Ayda Arel (Prof. Dr.), Huricihan İslamoğlu (Prof. Dr.), Mehmet Selim Tugay, Melek Kızıldağ, Arif Kızıldağ, Keklik Kızıldağ, Deniz Kızıldağ, Derya Kızıldağ, Çağlar Kızıldağ, Nesrin Yazıcı, Şendoğan Yazıcı, İpek Yagal Gül, Cem Güler, Zeynep Erkut, Muharrem Demir, Fatih Yılmaz, Sema Sarpman, Ernie Verbowski, Tülay Ayangil, Meral Özdemir, Mehveş Dramur Yardımcı, Faruk Mersinoğlu, İsmail Serdar Demir, Figen Aydıntaşbaş, Mustafa Sütlaş, Songül Murat, Nur Baysal Çakmak, Cemal Mersinli, Oya Karagülle, Arif Çağlar (Dr.), Yasemin Bilener, Nilüfer Ağırdır, Aris Kyriazis, Turgay Tuna, Reyhan Oksay, Nalan Öge, A. Emre Öge (Prof. Dr.), Funda Oral, Suar Gazaroğlu, Yağmur Say, Nazmi Üney, Beril Alataş, Asef Kocabay, Hülya Tokmak, Mustafa Ökçe, Fatma Ökçe, Şemsi Yazıcı, Nebiye Yazıcı, Hasan Yazıcı, İrem Portakal, Selen Manizade Saner, Samim Saner, İlgen Manizade Çetin, Haldun Çetin, Erol Özdoğan, Ersin H. Güneralp, Dilek Zaptçıoğlu, Jürgen Gottschlich, Burçin Altınsay, Neşe Kıldacı, Gülçin Örgün, Neriman Dinçer, Yeşim Tetik, Selim Tuna, Tülay Çellek, Tülay Ararat, Mesut Soyumert, Nazlı Fığlalı Soyumert, Melek Güngör, Şevkiye Sağbil (Dr.), Jale Güngör, İ. Yüksel Güngör, Gülsevil Tüzün, Taylan Karaduman, Nüvit Tüzel, İrini Noti, Didar Kaya, Banu Atılgan, Binnur Yüceil, Nuray Ödün, Yaşar Bozkaya, Şahabettin Şirin, Yeşim Özsoy, Safiye Özsoy, Şükriye Küçükoğlu, Hayri Küçükoğlu, Gülizar Polat, Zafer Şimşek, Şükrü Şimşek, Şadiye Neşe, Niki Çilingiroğlu, Ahmet Kaya, Nerminaz Çetin, Sedat Çetin, Zeynnep İnan, Songül İnan, Hülya Akpolat, Melek Akpolat, Şerife Dinler, Ali Dinler, Ayfer Demir, Adem Demir, Ayten Nergis, Yüksel Akpolat, Murat Çatal, Erol Köseler, Nazmiye Köseler, Sevgi Akbulut, Cafer Güler, Neslihan Hasbal, Mazlum Dinler, Sedat Çetin, Necati Akgün, Celal Güler, Hasan Kösebis, Yücel Yıldırım, Murat Köseoğlu, Halil Doğan, Murat Elik, Esma Elik, Ali Akpolat, Dursun Elik, Mustafa Bakan, Zarife Bakan, Gökhan Şen, İsmail Şen, Ahmet Çukur, İ. Hakkı Çukur, Veysel Almaz, Selahattin Almaz, Tülay Almaz, Hakan Almaz, Mustafa Elik, Sabahattin Altınkap, Mehmet Eşiyok, Hüseyin Ünal, Tülay Güreş, Bayram Kerşit, Funda Eraslan, Kevser Yalçın, Hacer Ceylan, Ramazan Özel, Ömer Şenol, Nermin Tamcı, Ali Korkmaz, Nihat Duman, Nurdane Kerşit, Şebnem Batur, Mehmet Şanlıtürk, Genç Ağa Yıldırım, İsmet Sait, Bülent Sönmez, A. Murat Gezgin, Hediye Barik, Ağa Yıldırım, Hıdır Uvaçin, Uğur Hararlı, Hasan Hararlı, Mustafa Şahin, Ramazan Kızıl, Emrah Kaya, Cemil Açıker, Ali Demirtaş, Ceyda Koru, Kemal Karadağ, Kemal Kaya, Erdoğan Bulut, İsa Kaya, Suat Midilli, Sezgin Yıldız, Kazım Çalık, Yavuz Bingöl, Mehmet Akif Dağ, Mustafa Akın, Dinçer Danışman, Engin Onpınar, Yavuz Kaya, Adem Keleş, Güzel Aydın, Ali Akgün, Metin Akgün, Hanım Akgün, İsmail Tek, Selvi Öcalan, Müslüm Öcalan, Feza Bakan, Orhan Bakan, Gülizar Karataş, Bergen Bakan, Rıza Polat, Sancak Çelik, Erdinç Tanrıverdi, Gökhan Çelik, Fatma Akpolat, Bülent Akpolat, Şükrü Şimşek, Pınar Satıoğlu, Hakan Satıoğlu, Güzin Cengiz, Gülşen Sönmez, Rıdvan Satıoğlu, Haluk Satıoğlu, Kaya Onur, İsmail Baysal, Gökhan Baysal, Sema Baysal, Pınar Turhan, Özcan Katmer, Ömer Katmer, (Fenerbahçeli) Lefter Küçükandonyadis, Stavrini Küçükandonyadis, Rana Katmer, Eleniça Balkan, Özlem Katmer, Selahattin Almaz, Uğur Kaplan, Beyza Katmer, Mehmet Balkan, Vasilik İksida, Şerafettin Sönmez, Murat Elik, Metin Akbulut, Erol Köseibiş, Nafiz Güzeltepe, Sait Okumuş, Ömer Okumuş, Bahri Alyanak, Yılmaz Akbulut, Kamil Masaracı, Hasan Selışık, Ahmet Ergelen, Oral Çalışlar, Arif Pırnal, Ebru Tülümen Bulut, Ali Şenalp, Hülya Kazancı, Melda Keskin, Begüm Yavuz (CHP Parti Meclis Üyesi), Neriman Erduman (TKB Onursal Başkanı), Av. Şerife Özdemir (AÇOK Başkanı), Hasan Cevad Özdil, Fatma Safvet Özdil, … (01.8.2008 22:00 itibariyle toplanan 249 imzadır.)


gazı kaçmış gazoz akıllıların
gazabı…

Büyükada İskelesi, 12.2.2011. )O(

Büyükada İskelesi, 12.2.2011. )O(

Tarihi Büyükada İskelesi’ne bu reva görülenler de ne? 
Geçenlerde “Büyükada İskelesi’nin üst kat teras balkonunun —üstelik deniz değil ada tarafındaki— parapetlere Şehir Hatları’nca heyyula bir tabela asılmıştı ya! Büyükada İskelesi! Sahi Büyükada’dakiler karıştırıp da Kınalıada İskelesi’nden vapura binmesinler diye! Tabelanın yersizliğiyle gereksizliğine mi asanların kifayetsizliğine mi şaşmalı! Akıllara ziyan vesselam!” derken…
Tarihi Büyükada İskelesi’ne gazı da verdiler! Gazaları ‘mübarek’ olsun!
Rivayet o ki en nihayetinde Turing İskele Cafe’yi Beltur geçirmiş ele! Eh! Turing’e bir türlü veremedikleri o gazı Beltur’a verecekler şimdi! Gazı kaçmış gazoz misali akıllıların öyle tarihi eserleri korumaya falan basmaz kafaları! Ver gazı! Yerin dibinden tarihi iskele binasının cephesine boylu boyunca çıkardıkları sarı renkli doğalgaz borusunu 90 dereceyle enlemesine doğru çini panoların tam ortasından geçirip görgü-bilgilerini bir kez daha cümle aleme ispatladılar! Peki ya Adalar Belediyesi, Anıtlar Kurulu vesaire nerede? Gazel söyleyip dinlemede!
Şu fotoğraflara bakın hele… Olmayacak ne varsa tepiştirilmiş bu çerçeveye… Evvel zeman içinde yolcuların yağmura kara, rüzgâra fırtınaya, güneşe sıcağa maruz kalmadan jeton/bilet alabilmeleri düşüncesiyle iskele binasının iç avlusuna yerleştirilmiş gişeleri… Olacak iş mi? Artık Akbil dahi doldurmayan gişe oldukları bir hayli şüpheli bu bölümler binanın ön cephesine taşınınca casscavlak ortada kalan ‘seyredenler’e tente koymak derken bir de gişeye benzemediklerinden olsa gerek en olamazından ‘Gişe’ levhası asmak gereği… Yazık günah, takke-takunya şu tabelacıya 3-5 kuruş kazandıralım diye kendileri gibi gazı kaçmış gazoz akıllılar Büyükada’da yanlışlıkla Kınalıada İskelesi’nden (!?) vapura binmesinler diye de iskele binasının deniz değil ada cephesine boylu boyunca “Büyükada İskelesi” tabelasını da gazladılardı ya böylelikle…
Geçenlerde vapurda iki adam iskeleye halat verilirken yüksek tonda aralarında konuşuyorlardı:
— Hani ya Şehir Hatları’na geçtiydi vapurlar? Bak İDO kaptanları gibi yanaşamıyor bunlar da!
— Sahi Şehir Hatları’nın kaptanları da böyle miydi?
Herşey birbirine derken girdi yerin ta dibine! Oradan da doğalgaz olarak verilmekte yeryüzüne!
Gazı kaçmış gazoz akıllıların memletinden akıllara ziyan manzaralar vesselam… Ne denebilir ki? Gazanız ‘mübarek’ olsun!
Emine Çiğdem Tugay
)O(

A. Metin Yıldırımlı / 5. İKTVKK Müdürü
İSTANBUL 5 NUMARALI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU
Büyük Postane Cad. Eski Sümerbank Binası
Sirkeci Istanbul
Tel/Faks: 0212 528 31 13

TC KTVK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU
II. Meclis Binasi yanı
Ulus Ankara
Tel: 0312 310 53 64
Faks: 0312 310 91 12
kurullardairesi@kultur.gov.tr

Ertuğrul Günay / Kültür ve Turizm Bakanı
TC KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
Atatürk Bulvarı No:29
Opera 06050 Ankara
Tel: 0312 311 19 32
Faks: 0312 311 14 31
ertugrul.gunay@kulturturizm.gov.tr
ozelkalem@kulturturizm.gov.tr

Mustafa Farsakoğlu / Adalar Belediyesi Başkanı
ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Altınordu Caddesi No:21
Büyükada İstanbul
Tel: 0216 382 78 50 (dahili 184)
Faks: 0216 382 67 85
belediye@adalar.bel.tr
belediyebaskani@adalar.bel.tr

Kadir Topbaş / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Saraçhane İstanbul
Tel: 0212 455 14 00-01
Santral: 0212 455 13 00
Faks: 0212 455 27 00
baskan@ibb.gov.tr

Sami Yılmaztürk / TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri
TMMOB MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ
Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası
Barbaros Bulvarı
Besiktaş 34349 İstanbul
Tel: 0212 227 69 10
Faks: 0212 236 85 28
samiyilmazturk@mimarlarodasi.org.tr
mimarist@mimarist.org.tr

Arif Atılgan / TMMOB Mimarlar Odası Anadolu I. Büyükkent Bölge Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı
TMMOB MİMARLAR ODASI ANADOLU I. BÜYÜKKENT BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ
Rıhtım Caddesi İskele Sokak No:27
Kadıkoy Istanbul
Tel: 0216 348 14 05
arifatilgan@gmail.com
kadikoy@mimarist.org

7 Nisan 2011

İSTANBUL 5 NUMARALI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU,
/
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI,
/
ADALAR BELEDİYE BAŞKANLIĞI,
ilgisine;

TC KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI,
/
TC KTVK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU,
/
TMMOB MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ,
/
TMMOB MİMARLAR ODASI ANADOLU I. BÜYÜKKENT BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ,
bilgisine;

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu’nun 31.3.1984 tarihli 2234 numaralı kararı uyarınca “Doğal ve Kentsel SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiş olan İstanbul Adaları’ndan Büyükada’da, 1914-15 yılları arasında mimar Mihran Azaryan tarafından yapılan tarihi iskele binası, yapının dokusuna mugayyir türlü eklentilerle adeta çingene çadırına dönmüş bir vaziyettedir.

1. İskele binasının ana salonuna boylu boyunca konulan turnikeler yanı sıra gecekondu misali kontrolör kulübesi nedeniyle aslen her iki yanında 4 gişesi bulunan büyük kapalı orta salon ve gişeleri akıllara ziyan bir vaziyette kullanılamaz hale geldiğinden;

2. Binanın adaya bakan cephesinin sol taraftaki kapılarına 2 gişe açılıp —ki yine akıllara ziyan bir vaziyette bu gişede de akbil dolumu yapılmayıp ola ki binanın orta avlusundak turnikede akbiliniz boş sesi verince vapura yetişe yazmaktayken, ilkin avludaki gişenin kapalı olduğuna, derken gerisin geriye binanın dışına koşup buradaki gişenin de atıl olduğunu ve dahi her ne demekse akbilin ilerideki gazete bayiinden doldurduğunu öğrenip soluk soluğa yüreğiniz ağzınıza varmış bir vaziyette ya vapura ya kalp sektesinden öbür diyara yolcu edilmektesiniz— bu defa da pencerelerin üzerine pencere bütün ve detaylarını bölecek uygunsuz güneş tenteleri eklendiğinden;

3. Aslen yaz sıcağında gölgede, üstelik de rüzgâr koridorunda vapur bekleyebileceğiniz yan cephelerdeki alanların girişi demir parmaklıklarla kapatılarak çöp bidonlarına tahsis edilerek işgal altına alınan iskele binasının alternatifi olarak da Adalılar’ın tüm itirazlarına rağmen iskele üzerine konulan ağır metal konstrüksiyonlu gölgelik de tümden binanın tarihi dokusunu gölgelediğinden;

4. Binanın adaya bakan cephesinin balkonuna boylu boyunca kime neye hizmet ettiği kendinden menkul ve meçhul Büyükada İskelesi tabelası asıldığından;

5. İskele Cafe’yi işleten Beltur’ca binayı sarsan matkaplarla kolonlar delinerek elektrik kabloları çini levhalar üzerine çakılıp sütunlara uyduruktan aplikler kondurulduğundan;

6. Beltur’a gaz vermek üzere binanın adaya bakan cephesinin sol köşesinden başlayıp yukarıya çini panoların tam da ortasından ve sonra sahanlık boyunca dükkânların üzerinden doğalgaz borusu geçirilmek suretiyle binanın mimarisi rezil rüsva edildiğinden;

7. Binanın iç ve dış cephelerinde gerekli/gereksiz cümlesi de eserin kimliğine uygunsuz eklentilerle tarihi eser kimliğini yitirdiğinden;

Tüm bu usulsüz ve uygunsuz eklenti ve düzenleMEler için İstanbul 5. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’ndan gerekli izin de bulunmadığından gereğinin gereği gibi yapılması gereğini önemle arz ederiz.

Kaygılarımızla,

İSTANBUL ADALARI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI
KORUMA DERNEĞİ


Hayati Ferdi Kocal, Büyükada Hâtıralarım, İstanbul (2001)20, 88.

[…] Gazete Bayii Nikoladidis: Mademki şimdi iskele yakınında bulunuyoruz, iskele çıkışındaki sol köşede, Ada’nın tek gazete ve mecmua bayisini anlatayım. Burasını Nikolaidis işletirdi. Dükkânın alış veriş için açık olan kısmı hariç her tarafı mandallarla tutturulmuş, yerli ve yabancı mecmualarla donatılırdı. Kapıların camlarına romanlar yerleştirilmişti. O zamanların haftalık mecmualarından olan meşhur polisiye romanlarından Natpinkerton ve Şarlok Holmes’i itina ile seçip almak en büyük zevklerimizdendi. Nikolaidis, altmışın üstünde kır saçlı ve keyfine çok düşkün bir kişi olarak benim dikkatimi çekerdi. Mesela, sıcak yaz günlerinde, biraz ileride bulunan Orman Birahanesi’nden getirttiği buz gibi soğuk birayı, saplı bardağın kenarından taşan köpüklere dudaklarını değdirerek büyük bir zevkle içişi hâlâ gözlerimin önündedir. Vefat ettikten sonra gazete bayini kendisi gibi iri yapılı olan oğlu Hrisafi çalıştırdı.

Günümüzde bir kitâp dükkânına dönüşen bu dükkân Büyükada’mızın yetiştirdiği kıymetli ressamlardan Ferruh tarafından, aşağı yukarı eski günlerin çizgisini muhafaza ederek işletilmektedir. Ben Ferruh arkadaşımızı, ufak tefek yapısı, çenesinin ucundaki küçük ve beyaz bıyıkları ile tipik bir Fransız ressamına benzetirim. Kendisine has bir resim tekniği ve renk anlayışı olan bu değerli arkadaşımız Ada’nın bağrından çıkmış kıymetli yeteneklerdendir. […]

İskele çıkışında, sol köşedeki Hrisafi’nin gazete bayii. Karısı Hristina dükkânın penceresinde görülüyor. Dükkânın önü birbirlerine böyle çamaşır mandalı ile tutturulmuş gazete ve mecmualarla doluydu.


Tilda Levi, “Ferruh Ertürk Anısına”, Şalom, 13.7.2011.

[…] Yaz mevsiminde bazı Şalom aboneleri gazetelerinin Adalar’a gönderilmesini ister. Yıllar boyu Büyükada ve Burgaz’a gidecek olanları biz Şalomcular aramızda paylaşarak taşıdık. Zaman içinde gazetelerin sayısı artıp, paketler ağırlaşmaya başlayınca bu yöntemden vazgeçtik. Kurye sistemini devreye soktuk. Ancak kimi zaman aksamalar olmuyor değil. Söz konusu gazeteler Burgaz’da Kulüp’e, Büyükada’da ise vapur iskelesinin çıkışındaki kitapçıya bırakılır; okurlarımız da gidip oradan alırlar. Bu aslında Adalı’nın Adalı’yla yaptığı bir centilmenlik anlaşmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir hizmet göremezsiniz. Gerçi dükkan Gözlem’in kitaplarını satar, ancak gazetelerin dağılımı için bir ücret talep etmez. Üstüne üstlük gazeteler geciktiğinde onca insana açıklama yapmak da onlara düşer.

Büyükada’nın bu tek kitapçısını —ki senelerce gazete bayiliği yapmış, sonradan nedense başkalarına devretmişti— birkaç nesilden beri Ksidas ailesi, müşterileriyle dostane ilişkiler içerisinde çalıştırıyor. Önce baba Niko, ardından Hristafi Ksidas, eşi, öğretmen olan kızları Vaso, Zangoç Mihal ve aralarına sonradan katılan Ferruh Ertürk. Hem yazar hem de ressam olan Ferruh Bey’in Ada temalı tabloları kitapçı dükkânının içinde daimi bir sergi oluştururdu. Bembeyaz sakalı ve dürülmüş beyaz bıyıklarıyla okuma gözlüklerinin üstünden bakar, “Nasıl yardımcı olabilirim?” diye gülümserdi. Üç kuşak Kadıköylü olan Ferruh Ertürk yaşamının büyük bölümünü Büyükada’da geçirdi. Ne yazık ki Ferruh Bey’i ocak ayında yitirdik. Gülümseyen bir yüz, bilge bir adam daha eksildi Ksidas’ın dükkânından. Huzur içinde yatsın.

Kitapçıda şimdi Mihal Bey’le Bayan Vaso çalışıyor. Kapıları her zaman dostlara açık.

Ve hâlâ Şalom abonelerine hizmet veriyorlar. […]


Vedat Özdan, Melce-i Üdebâ, Tarihi İskele Kitapçısı, Büyükada”, T24, 13.10.2012.

T24, 13.10.2012
Vedat Özdan

Melce-i Üdebâ, Tarihi İskele Kitapçısı, Büyükada

Büyükada’da iskele girişinde hemen sağda köşede beş adım eninde, üç adım boyunda, küçük bir kitabevi vardır. Ön tarafındaki gölgelikte “İksidas Kitabevi, Since 1917” yazar.

Aşağıdaki satırları, İstanbul’a dönmekle Ada’da bir gün daha kalmak arasında kararsız kaldığım bir sonbahar günü sabahında;

Akşamdan kalma zakkum ağaçlarının altından, yaklaşan mevsimin soğuğunu, yiyecek verecek ve başını okşayacak insan kıtlığını henüz tecrübe etmemiş; ama güne serçe cıvıltıları ve seher güneşiyle başlamış, mutlu ve enerjik, yavru sokak kedilerinin oyunlarını izleyerek indiğim çarşıda;

Belki ilgimi çekecek bir kitap bulur ve bir gün daha kalırım umuduyla girdiğim;

Bulduğum ve aksanından merak ederek nereli olduğunu sorduğum, güleryüzlü ve iyi kalpli hemşehrimin tatlı bir heyecanla beni de davet ettiği…

Ve kendi elleriyle yaptığı köpüklü sabah kahvesini, üzerinde büyük bir zevkle içtiğim o küçük masanın kenarındaki sandalyeye oturmuş…

Orta yaşlı, hafif kilolu ve yorgun görünen bir kadınla, kitabevinin yeni sahibi olduğunu öğrendiğim Micail Paşa’nın ayakta çekilmiş fotoğrafının arkasında gördüm:

Sayın Beyefendi,

Eşime ve şahsıma çok kibar ve dostane yaklaştınız. Bir turist olarak çok memnun oldum. Biz de sizlerle burada misafirimiz olarak şeref duymak isteriz. Çayınıza ve keklerinize teşekkürler.

Yaşasın insanlık.

Yaşasın barış.

Yaşasın güzel yürekli insanlık ve insanlar

Saygılarımla,

Helmut Strunz

Meisenheim

Çektiği fotoğrafı zarfa koymadan bir kartpostal gibi göndermiş olan Helmut Strunz, fotoğraftaki, benim de üzerinde kahve içtiğim masanın kenarında oturan Ankara kökenli kadının Alman eşiymiş.

Adını hatırlayamadığını tahmin ettiğim Micail’in nazik davetine, biraz da Helmut Strunz’un isteğiyle icabet ederek oturmuş ve anlaşılıyor ki, o kısacık zaman diliminde yaşananlar bu duygu yüklü satırlara vesile olmuş.

O satırlar ki, Gotik kilisesi, mimarisi ve şehir dokusuyla adeta Romantic Road’un Orta Çağ’dan kalma küçük şehirlerinden farksız Meisenheim’den, şu adresle ulaşmış İksidas Kitabevi’ne:

Türkei, Istanbul Büyükadada sahilde kitapçı dükkanı olan beyefendiye vermenizi rica ederim.

İksidas Kitabevi, 1917 yılında Nikolaki İksidas tarafından başta eczane olarak kurulmuş. Altı ay sonra da kitabevine dönüşmüş.

Küçük olduğundan mı, yoksa uzunca bir süre Ada’nın tek kitapçısı olmasından mı bilinmez, yıllarca isimsiz kalmış. O gün bugündür, hacmen küçük bu mekân, Büyükada’yı seven yazarlar için gönlü geniş bir sığınak olmuş.

Bay Nikolaki her zaman çok temiz ve şık giyinen gerçek bir İstanbul beyefendisiymiş. O küçük mekâna takım elbise giymeden ve kravat takmadan geldiği vaki değilmiş. 1966 yılında vefat edince, kitabevini 1992 yılına kadar oğlu Hrisafi İksidas yönetmiş. Daha sonraki yıllarda yönetimi kızı Vasiliki İksidas almış ve nihayet 2011 yılında Bay Micail Paşa’ya devretmiş.

Uzunca bir süre isimsiz yaşayan kitabevinin hikâyesini şöyle anlatıyor Micail Paşa:

Burası her zaman Ada’nın uğrak yeridir. Bir zamanlar emanetçisiydi. Sonra santralı oldu. Ada’nın 026 numaralı telefonu buraya aitti. Şimdi de telefon numaramızın son üç rakamı 026’dır. O zamanlar herkeste telefon olmadığı için insanlar zorda kalınca gelip buradan telefon ederlerdi. Dışarıda jetonlu telefon yok. Para da almak ayıp. Tabii uzun konuşmalar da olurdu ara sıra. Hrisafi’nın bir kardeşi vardı, Yorgo diye. Lafı uzatan oldu mu hemen aşağıya yaptırdığı mandala ayağıyla basar ve telefonu keserdi. Sonra da gülümseyerek “Yaa Büyükada’da telefonlar hep böyle kesiliyor,” derdi. Herkes anlardı ne olduğunu.

Eskiden buraya insanlar çok değerli eşyalarını, parasını, ziynetini emanet ederdi. Raflarda kutular, poşetler durur, kimse içinde ne olduğunu dahi merak etmezdi. Bir zamanlar bu dükkândan 20-25 kadar çocuk ekmek yerdi. O zamanlar yabancı gazeteler ve dergiler gelirdi ve çocuklar evlere bu dergileri ve gazeteleri götürürlerdi. Üç-beş kuruş da harçlık alırlardı.

Ada’da herkesin çok güzel hatıraları vardır burasıyla ilgili. O nedenle biz burayı hiç başka tür bir dükkâna dönüştürmeyi düşünmedik. Bize, komşu esnaf geliyor ve “Siz enayisiniz. Burayı kitapçı yerine başka şeyler yapsanız para basarsınız,” diyor. Para her şey demek değil. Burası bize tarihiyle ve anılarıyla birlikte emanet edildi.

Micail Paşa, Hatay’ın Altınözü ilçesinin, eski adı Cunta, yeni adı Tokaçlı köyünden. Altınözü’nün Saraylı Mahallesi ve birkaç köyü Ortodoks Hristiyan’dır. Yaz aylarında dünyanın bin bir yerinden memleketi ziyarete gelenlerle Ortodoks Hristiyan nüfus beş bine kadar çıkar.

Aklıma Cunta takılıyor. 1980 darbesini düşünüyor ve bir alâkası olabilir mi diye soruyorum.

Micail Paşa:

“Bizim aile köken olarak Ayvalık tarafından. Cunta, sanırım Cunda Adası’ndan geliyor. Ama benim nüfus cüzdanında Yonta yazıyor.”

Gülümsüyor Micail Paşa.

Sohbetimiz devam ederken sık sık telefon geliyor ve birileri uğruyor kitabevine. Telefonu “Kalimera” diyerek açıyor. Kimileriyle Rumca konuşuyor, kimileriyle Arapça, kimileriyle yöresel aksanlı Türkçe’siyle. Gelenler de Kalimera (Rumca, günaydın) diyor. Ayrılırken “hayırlı günler” demeleri çekiyor dikkatimi.

Kızı Eleni ve oğlu Engin’den bahsederken bir başka gülümsüyor Micail:

“Ben”, diyor, “Hayata Amik Ovası’nda pamuk işçiliğiyle başladım. Onları yetiştirmek için her türlü işi yaptım. Her zaman çocuklarıma ‘Aslınızı unutmayın, bir gün kuru ekmek ve soğana muhtaç olsanız bile Tanrı’ya şükredin. Onu da bulamayan var,’ derim.”

O gün, Adalı bir Ortodoksun vefat ettiğini öğreniyorum. Saat ikide cenazesi varmış. Biraz da telaş ondanmış.

Mevtanın yoksul eşi görünüyor kapıdan ve yaptıkları için Micail’e şükran, hüzün ve yaş dolu gözlerle bakarak “Yaptıklarını biliyorum. Allah senden razı olsun…” diyor.

Aya Dimitri’de papaz yardımcısıymış Micail Paşa. “Zengine yardım eden çok olur. Fakire yardım etmek lazım,” diyor.

Ada caddelerindeki at pisliğinden duyduğum rahatsızlıktan bahsediyorum bir ara. Devam ediyor:

Bir zamanlar (1970’lerin başı diye hatırlıyor) bu iskelede Polis Hilmi dururdu. Kılığını kıyafetini beğenmediği insanları aynı vapurla geri gönderirdi. Ada çok nezihti. Yine bir zamanlar Turgay Zileli diye bir kaymakam vardı. İlk onun zamanında, pislik yerlere dökülmesin diye atların arkasına torba bağlandı. O zamanlar utanma vardı. Pislik dışarıya mı döküldü, hemen inip süpürge ve faraşla toplarlardı. Ada hiç böyle pis kokmazdı o zamanlar.

Aklıma rahmetli babamın fötr şapkalı, rugan ayakkabılı ve takım elbiseli siyah-beyaz fotoğrafları geliyor. Elimde duran yeni aldığım kitaba bakıyorum bir süre. Raflardaki kitaplara takılıyor gözlerim.

Kitap soran, harita almak isteyen, plajın yolunu merak eden değişik milletlerden tür tür insana mükemmel Arapçası, Rumcası, bir kaç kelimeden oluşan İngilizce’siyle ve olanca kibar ve dostane ses tonuyla yardım ediyor Micail. Sonra bana dönüyor. “Buraya sık sık başka ülkelerden birileri gelir ve isim sorarlar. Sabah da Atina’dan birisi uğradı ve birisini sordu. Öğlen saat ikide cenaze var. Gel orada tanıştırayım dedim,” diyor ve gülümsüyor.

Zaman zaman artan müşteri trafiğiyle kesilen sohbetimiz masanın diğer ucundaki genç delikanlıyla devam ediyor. Onun da Antakyalı olduğunu öğreniyorum.

“Ruhban Okulu’ndayım. Bir gün bizim oraya da gelin. Beklerim,” diyor ve cep telefonunu veriyor.

“Gelirim, mutlaka gelirim, çok merak ediyorum Ruhban Okulu’nu,” diyorum.

Kitabevinin hikâyesinden, fotoğrafın arkasından okuduklarımdan, Antakya’nın iyiliksever ve tok gönüllü esnafını hatırlatan mimiklerinden, aksanından, davranışlarından, cenazeyle ilgili gelen telefonlardan ve anlattıklarından etkilendiğimi görünce bir olay daha anlatıyor Micail:

Bir gün bir adam geldi. Yanında da oğlu vardı. Çocuk Türkçe bilmiyor. Adamın Türkçe aksanından anladım hemen Rum kökenli olduğunu. Nerelisin, diye sordum ‘Ben İmroz’luyum (Gökçeada)’ dedi. Kendisine bizim burada da bir İmrozlu var, isterseniz sizi tanıştırayım, dedim. Güldü. ‘Bir zamanlar burada bir yeğenim vardı. Ama öldü’ dedi. Adı ne diye sordum. ‘Adı Dimitri’ydi’ dedi.

Profesör Dimitri ölmedi, halen yaşıyor, dedim. İnanmadı. Hemen telefona sarıldım. ‘Bay Dimitri burada bir misafiriniz var. Hemen gelmenizi çok isterim’ dedim. O da hemen geldi. Birbirlerini gördüler ve ağlayarak sarıldılar. Elli yıldır birbirlerini görmemişler. Onlar birbirlerine sarılırken ben de onların fotoğraflarını çektim. Sonra kahve yaptım. Onlar kahvelerini içip sohbet ederlerken ben de şu karşıdaki fotoğrafçıya gittim. Hemen fotoğrafları yaptırdım. Ayrılırken bana da sarıldılar. Çok teşekkür ettiler. Fotoğrafları verdim. Çok mutlu oldular…

“Hayatı hep, ihtiyacımız olmayan şeyleri istemek, satın almak ya da elde etmek üzerine” kurguladığımıza dair düşünceler; “mutlu olmanın yolunun hayatı yavaşlatmaktan, istekleri azaltmaktan, paylaşmak ve yardım etmekten geçtiğini” söyleyen bir dostumun gözleri geliyordu aklıma.

Bir süre sessizlik oldu. En üst rafta duran çerçevelenmiş bir “levha” takıldı gözüme. Ayağa kalkıp baktım ve “Melce-i Üdebâ ne demek,” diye sordum.

Uzandı ve levhayı bana verdi. “Çelik Gülersoy’u tanır mısın” diye sordu. “Bilirim, ama tanışmadım rahmetliyle,” dedim. “Buraya sık gelirdi. Bir gün bana buranın neden bir adı yok,” dedi ve sonra da ‘Sana bir ad önereceğim,’ dedi ve birkaç gün sonra da bunu getirdi.”

Tarihi İskele Kitapçısı

Büyükada

MELCE-İ ÜDEBȂ

İsim babası olduğum bu mekânın,

(Eskiden, yani “edvârı saadette, ediplere sadece yağmurlu günlerde vapur beklerken bir “manevi sığınak” olduğunu tahmin ederdim. Şimdilerde ise, insan mahşerine ve aşırı güneşe karşı, kalem erbabına bir moral barınağı oluyor).

Tarih boyunca müdâvimleri ve mültecileri (tahmin ve karine ile!): Faik Ali Ozansoy, Ziya Paşa, Ziya Gökalp, Ahmet Refik, Tahsin Nahit, Yahya Kemal, Reşat Nuri Güntekin, Yunus Nadi, Yakup Kadri, Halil Nihat Boztepe, İbrahim Alâaddin Gövsa, Orhan Seyfi, Nurullah Ataç…

İmza

Çelik Gülersoy

Not: Bu yazı için Micail Paşa’nın iznini aldım. Kitabevinin ismini neden İksidas koyduğunu sorduğumda “Aileye ve kitabevinin mazisine hürmetten,” dedi. Melce sığınak, barınak; Üdebâ ise edipler, yazarlar demekmiş. Aldığım kitap Orhan Pamuk’un “Saf ve Düşünceli Romancı” kitabıydı. Orhan Pamuk’un da İksidas’a uğradığını öğrendim. O gün Ada’da kaldım. Kitabı çok beğendim. Günü okuyarak, ara ara her insanın en “edvârı saadeti” olan çocukluk günlerime dönerek ve bu yazıyı nasıl yazacağımı düşünerek geçirdim.


Viktor Albukrek, Bir Zamanlar Büyükada (1931-1961 Anıları), İstanbul (2013)49-50.

[…] Az sonra yokuşu inerken, bahçıvan Kosoro’nun bir kemer patlıcana batırdığı çubukların ucuna bağladığı çam iğnelerine tek tek soktuğu “mis kokulu yasemin” veya “Ada’nın mimozası” çığlıklarıyla sattığı çiçeklerin nefis bahar kokusu, etrafı şenlendirirdi. Gişelere varmadan önceyse, Ksidas’ın dükkânının önünde mürekkebi henüz kurumamış sabah gazetelerini ellemekten parmakları simsiyah olmuş gazete satıcısının yerlere serdiği taze neşriyattan yayılan keskin gaz-mazot karışımı matbaa kokusu hissedilirdi.

Son olarak da iskeleden vapura doğru yürüdüğümüzde, sabahın serin esintisiyle Marmara’mızın sularından gelen ve sevgili Adamızın denizine has insanı zevkten sarhoş eden taze yosunlardan yayılan iyot kokusu hâkimdi.

Onu içimize çeke çeke vapura girerdik. […]


Semiha Akpınar, Büyükada (Bir Ada Öyküsü), İstanbul (2014)228-229.

HRİSAFİ KSİDA (1910-1992):
İskele’deki tütüncü-gazeteci-kitapçı

Hrisafis Ksidas’ın köşesinde gazete ve dergilerle eski zaman anıları (Fotoğraf: H. Iosifidis, 1975, Akillas Milas Arşivi.)

Ben 1910 doğumluyum. Babam Nikolaki Ksida da tütüncülük yapardı bu dükkânda daha önceleri de sarraflık yaparmış. İskeleden çıkışta sağ köşedeki Divan Gazinosu’nun yanında bir sarraf dükkânı varmış babamın. Sonra 1900’de sarraflığı bırakarak karşıda sol köşedeki Yvonne’un dedesi Yani Delakurudis’in pansiyonunun alt katında bir tütüncü dükkânı açmış. O pansiyonun altındabir de kahve vardı ve Yvonne’un dedesinin dairesine bugünkü otel girişinin olduğu yerden çıkılırdı. Burayı şimdi Madam Yvonne kullanıyor ve sadece alt katı “Café Chez Yvon” olarak çalıştırıyor. 1915’te şimdiki iskele binası inşa edilince o yıl bugünkü dükkânımızın yerinde bir muhallebici açılmış fakat tutulmamış, bir yaz ancak açık kalmış, çalışamayınca kapanmış ve babam da karşı pansiyondaki dükkânı bırakıp bugünkü dükkânımızı kiralamış ve yirmi beş yıl tütüncülük yapmış bu dükkânda.

Divan Gazinosu

Biz iki kardeştik, babam 1946’da, kardeşim Yorgo 1985’te öldü. Ben ilkokulu burada Büyükada Rum İlkokulu’nda okudum. Sonra Karaköy’deki Saint Benoit Ortaokulu’nu bitirdim, 1928’de mezun oldum. Sabahları Ada’dan kalkan ilk vapurla giderdim. 1928’den beri de bu dükkândayım. […]


Akillas Millas, Büyükada (Prinkipo, Ada-i Kebir), İstanbul (2014)170-171.

Hrisafis Ksidas’ın köşesinde gazete ve dergilerle eski zaman anıları (Fotoğraf: H. Iosifidis, 1975.)

[…] Vapur iskelesinden çıkarken sol tarafta, bugün de varolan Hrisafis Ksidas’ın gazete bayiine rastlardınız. Hemen bitişiğinde Todori Niklanoviç’in çiçekçi dükkânı, karşısında ve sağ tarafta Dimitri Karo ve Stelyo İkonomidis’ın berber dükkânları vardı. Birkaç adım ilerleyince Delakuridis Gazinosu’nun önünde seyyar çiçekçi, sempatik Stefani Amca’ya ve amberleriyle Alindayı’ya rastlardınız. […]


Rita Ender, “Çocuklarınıza Çoğulla Konuşmayı Öğretin” Derdi”, Agos, 13.6.2015.

“Çocuklarınıza çoğulla konuşmayı öğretin” derdi

Değişen dünya “Prinkipo”yu “Büyükada”ya çevirmiş olsa da, bazı kadınlara Ada’da hâlâ “Madam” diyerek hitap ediliyor…Hitap şekilleri ve kendi ismi üzerine, Büyükada İksidas Kitabevi’nin sahibi Mihail Paşa ile söyleştik…

Dünya ve evren değişiyor, sözcükler değişmiyor.
Gündüz Vassaf

Ne demek Mihail?

Bir melek ismi. Türkçesi Mikail, Rumcası Mihail. Kimse beni Mikail olarak çağırmaz. Nüfus memuru kayda işlerken Mikail olarak işlemiş, ama herkes bana Mihail der.

İnanışınıza göre Mihail nasıl bir melek, neyi simgeliyor?

Ölümü. Canları almak için geliyor. Herkes ona dua eder; daha rahat bir ölümü olsun diye, daha rahat canı alınsın diye.

Siz de eder misiniz?

Hem de çok.

Size neden bu meleğin adını vermişler? Bu ismi sizin için nasıl seçmişler?

Bana dedelerimin değil, bir akrabamızın ismini vermişler. Bu akrabamız çocuksuzmuş ve bir gün dedeme yemin ettirmiş; “Aileden bir Mihail çıksın, bir çocuğa benim ismim verilsin” demiş. Dedem de “tamam” demiş ve ona yemin etmiş. Dedemin adı Yani idi, ben doğduğumda bana bu adı verdirtmemiş ve yemin ettiği akrabamızın adını; Mihail’i verdirtmiş. Ben sonradan öğrendim ki, bizim Antakya’daki evimizin arsasını dedeme, bu adını taşıdığım akrabamız bırakmış, dedemden de bize kaldı.

Adını taşıdığınız akrabanız ile siz tanışıyor musunuz?

Yok, benim babam bile tanımamış onu. Genç ölmüş. Çok kuvvetli bir adammış. Pehlivan gibiymiş. Arapça bir kelime var; .., güçlü demek. Bana böyle bir lakap takmışlardı ama buna sinirlenirdim. İstemezdim dedemden öyle bir lakap işitmek.

Neden?

Öyle bir ismim yok, benim kendi ismim var diye…

Mihail, Antakya’da yaygın bir isim mi?

Evet, Hristiyan cemaatinde çok yaygın. Epeyce var. Dayım var, eniştem var, bir eniştem daha var. Ben Antakya’nın kazasında yaşardım, okula gittiğim zaman 200 talebe vardı. Fakat maalesef şimdi 15 talebe bile yok, okulu kapattılar. Bu okulda babamın zamanında yani aslında Fransızların zamanında üç lisan öğretirlermiş; Fransızca, Arapça ve Türkçe. Atatürk gelince bu bitiyor, yalnız Türkçe öğretiliyor. Fakat düşünün, dağ başında bir köyde 3 lisan öğretilen okul vardı. Bu okullar da, Antakya da, Ortodoks cemaati için önemliydi. Patrikhane vardı Antakya’da, sonra Suriye’ye Şam’a taşıdılar. Taşındı ama hâlâ oraya Antakya Patrikhanesi deniyor, Suriye Patrikhanesi denmiyor.

Antakya’da Mihail ismi ile yaşamak nasıl bir durumdu?

Ben 1978’e kadar orada yaşadım ve doğrusu kolaydı çünkü orada insanlar hep beraber yaşıyorlar. Ada gibi.

İsminizin neden Mihail olduğu size sorulmuyor muydu?

Yok, o ancak askerde soruldu, askerde biraz zorluk çektik. Ben Kıbrıs zamanında askerlik yaptım… Siyaseten zor bir dönemdi. Gayrimüslim erkekleri hep Doğu Anadolu’ya gönderiyorlardı. Balıkesir’de dağıtımım yapıldı, orada yüzümüze karşı söylemişlerdi. “Gayrimüslimsiniz Doğu’ya gitmeniz lazım” demişti üstümdeki subaylar. Bir arkadaşım Kars’a, bir arkadaşım Sarıkamış’a, öbür arkadaşım Erzurum’a gitti. Bu 90lara kadar devam etti ama şimdi doğrusu bu yok. Oğlum rahat askerlik yaptı.

Oğlunuzun, çocuklarınızın isimleri ne?

Oğlum, Engin. Dayım Engin ismini çok severdi, ondan koyduk. Kızım Eleni, annemin ismi. Eşim kızıma hamileyken Büyükada’ya geldik biz.

Neden?

Çalışmak için, Antakya’dan İstanbul’a önce ben geldim. Amcam İstanbul’da oturuyordu, bana iş buldu. Ben de geldim, 4 ay İstanbul’da çalıştım. Sonra eşimi getirdim. O dönem ev arıyorum, bulamıyorum. Bir gün Apoyevmatini gazetesinde bir ilan gördüm, Büyükada’da okul ve kilise için adam arıyorlardı. Amcam dedi; “Gider misiniz?”, giderim. 21, 22 yaşındayım, çok gencim. Rahmetli amcam sordu; “Bu işte epeyce sorumluluk var, yapabilecek misin?”, ben de amcama cevap verdim; “Askerlikten daha zor değildir.” Askerliğini çok zor şartlarda yapan biri için bu zor değildir. Ve geldim, Aya Dimitri kilisesinde göreve başladım. Eşim geldi, kızımız burada doğdu. Sonra 79, 80 senesinde bu dükkân (Büyükada, İksidas Kitabevi) için benden yardım istediler. O zaman yaz, kış açıktı dükkân, kapatmıyorduk. O zaman burası baş gazete bayiiydi, fakat 77’den başlayarak siyaset yüzünden durum değişmiş, bazı gazeteleri buradan almışlar.

Gazete satarken başka türlüydü. Herkes, bütün müşteriler kendi gazetelerinin yerini bilirdi, kendileri gelir yerinden alırdı. Bazen parasını akşama öderlerdi, vapura yetişirlerdi. Şalom vardı, İHO vardı, Apoyevmatini, Jamanak, Marmara… O zaman Agos yoktu. Bunları satmaya devam etseydim ben de Ermenice öğrenecektim, o zaman ufaktım. Gelirlerdi; “Mek Jamanak, mek Marmara” yani “Bir Jamanak, bir Marmara.” Dede yani buranın sahibi Hrisafi İksidas, —biz ona dede derdik— bütün lisanları biliyordu; Fransızca, Judeo Espanyol… Herkesle konuşuyordu. O zamanlar hayat daha iyiydi. Kültür çok yüksekti. İskelede sanki balo olurdu. Karşılama yapmak için iskeleye inenler öyle güzel giyinirlerdi ki…

Dede; Hrisafi İksidas müşterilerine nasıl hitap ederdi? İsimlerinin yanına “madam” ya da “bayan” getirir miydi?

Bize hep çoğul konuşmayı; yani “sen” değil “siz” demeyi tembihlerdi. Biz biriyle tekil konuştuğumuz zaman çok kızardı. “Böyle konuşmayın ve çocuklarınıza çoğulla konuşmayı öğretin” derdi. Cemaatlere göre hitap şekli de değişir… Rum bir kadına “Madam” diyebilirsin ama bir Türk’e diyemezsin, kavga çıkar. Çıkmıştı. Bunu yaşadık. Benim ikizim var, o bir gün, bir müşteriye “Madam” dedi. Kadın sinirlendi ve dedi ki; “Burası Yunanistan değil, bana hanımefendi demeniz lazım.”

Bunu söyleyenler de oluyor, Büyükada’ya Prinkipo demeye devam edenler de…

Evet evet… Benim arkadaşlarım, müşterilerimiz var, Ankara’dan emekli elçiler mesela. Bana mektup yolladıkları zaman mutlaka adrese şöyle yazarlar: Büyükada (Prinkipo). “Prinkipo”, parantez içinde…


Burak Kuru, “Herkes Gider Ksidas Kalır”, Yeni Deniz Mecmuası 2 (2016).


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: