Gönderen: adalarpostasi | 21 Eylül 2019

İstanbul’umuzun at ve fayton zenginliğini bilelim ve koruyalım

İstanbul’umuzun at ve fayton zenginliğini bilelim ve koruyalım

Bu resmi “Ada” serisinden 25 sene önce yaptım, benim belleğimde kalan Ada hep atlar, faytonlar, yeşil ve mavi ile bütünleşmişti. Bugün faytonların yok olması benim belleğimin de yok olması, Adalar’ın hâfızasının da tökezlemesidir!!!
Su Yücel

İstanbul Adaları’nın mahalleleri içi ve arası ulaşım aracı faytondur.(1) Yasal olarak böyledir ve Adalar İlçesi’nin SİT alanı olarak korunabilmesinin en temel taşıyıcısıdır. Adalar’da fayton ne nostaljik gösteri ne de turistik faaliyet aracıdır.(2)

İstanbul Adaları’na fayton yerine “elektrikli fayton” ucubesi(3) yerleştirmeye çalışmak Adalar’ı motorlu araç ulaşımına açmaya ve Adalar’ın SİT Alanı konumunun en önemli temelini ortadan kaldırmaya hizmet eder.(4)

İstanbul Adaları’nın en büyük özelliği yerleşim alanlarının küçüklüğüdür ve iskelelerden en uzak yerleşim yerine mesafe 2 km’yi geçmez.(5) Tüm Adalar’ın toplam yapı sayısı 6400 kadardır(6) ve fayton bu binaların hemen hemen hepsinin kapısına kadar ulaşım sağlayan 4 yolcu kapasiteli taksi konumundadır. Faytonun bu ulaşım gücüne toplu ulaşım ne güzergah, ne durak sayısı ne de sefer sayısı açısından alternatif olamaz. Toplu taşıma alternatifi Adalar’a motorlu araç getirme ve fayton taşımacılığının belini kırma planıdır.

İnsanın en yakın dostu ve yardımcısı olarak evrilmiş(7) ve asil bir hayvan olan at ile insanın bu derece iç içe ve gözle görülür, elle dokunulur bir yakınlıkta ve yoğunlukta yaşadığı dünyadaki yegâne yer İstanbul Adaları’dır.(8) Adalar dünyada bu yoğunluktaki en büyük at stoğuna sahip tek yerleşim yeridir.(9) Adalar’ın bu önemli özelliği İstanbul gibi bir dünya metropolünün en önemli zenginliklerinden biridir; üzerine titrenmesi ve asla yitirilmemesi gerekir.(10)

At ile insanın birlikte yaşadığı, insanın hayvanla birlikteliğinin en güzel ve güçlü bu örneğinin dünyada bir başka eşi daha yoktur. Yanlış politikalar nedeniyle Türkiye’nin birçok yerinde yitirilmiş bu zenginliğin, Adalar’da daha da geliştirilerek sürdürülebilmesi için Gıda ve Tarım Bakanlığı’nın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve Adalar Belediyesi’nin bu eşsiz zenginliğin korunması ve iyileştirilmesi için üzerlerine düşen görevin bilincinde olarak gerekli desteği ve özeni sağlıyacaklarından emin olmak istiyoruz. İstanbul’un ve dünyanın bu biricik güzelliğini ve zenginliğini korumak hepimizin sorumluluğundadır, hepimizin görevidir.(11)

O halde hedef olarak

Adalar Belediyesi’nin ve İstanbul Büşükşehir Belediyesi’nin Adalar’ın yegâne ulaşım aracı olarak faytonları, faytonculuk mesleğini ve atları koruması, geliştirmesi ve iyileştirmesi gerekiyor. Motorlu araç trafiğiyle bu hedefe aykırı bir alternatifin gündeme gelemesine engel olması gerekiyor.(12)

Şu andaki yasal durum ve uygulama zaten bu hedefle örtüşmektedir. Yasaya aykırı denetimsizlik ve görev ihmaliyle Adalar’da yaygınlaşan motorlu araç trafiğinin derhal ortadan kaldırılması gerekmektedir.(13) Fayton arabaları, atları ve faytoncular meslek odası(14) da dahil olmak üzere her iki belediye, kaymakamlık ve buna bağlı Gıda ve Tarım Müdürlüğü tarafından yasaların gerektirdiği şekilde denetime alınmalı, gereken yönetmelik ve talimnameler çıkartılmalı ve uygulanmasında gerekli personel sağlanarak(15) yardımcı olunmalıdır. Faytoncular meslek odasının düzgün çalışması sağlanmalı ve denetlenmelidir. Faytonculuk mesleği geliştirilmeli ve icrası için uyulması gereken koşullar talimname ve yönetmelikle(16) denetim altına alınmalıdır.(17) Atların sağlık durumları ve çalışma koşulları için gereken ortam (ahırlar, padok alanı vb.) yaratılmalı, iyileştirilmeli, atlar için hayvan hastahanesi kurulmalı ve 24 saat veterinerlik hizmeti verilmelidir.(18)

Adalar’ın geleneksel yapısının, gürültü ve görüntü kirliliği baskısına taviz vermeden, sâkin belde özelliğinin korunması hepimizin ödevi olmalıdır.

İAKTVKD Yönetim Kurulu Üyeleri ile

At ve Atçılık Uzmanı Dernek Yetkilisi Emin Mâhir Başdoğan

_____________________________________________________________Açıklamalar:

(1) Adalar İlçesi’nde fayton ulaşımı Adalar’ın SİT Alanı yapısını koruyan en temel unsurlardan biridir dolayısıyla da 2863 sayılı yasa ve bu yasanın emredici hükümleri ve denetimi altında Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları’nda da her zaman çok açık şekilde fayton ulaşımının bu haliyle korunması ve sürdürülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Adalar’da faytonculuğun ve atçılığın çok kısa tarihsel özelliği ve önemi üzerine Emin Mâhir Başdoğan’ın yazısını okumanızı öneriyoruz: Mâhir Başdoğan, “Ada Faytonlarındaki Atlar”, Adalar Postası-2902 (21.9.2019).

(2) İstanbul Adaları’nı Marmara Takım Adaları Doğal ve Kentsel SİT BÜTÜNÜ olarak koruma altına alan Anıtlar Yüksek Kurulu ilke kararlarında ve bu konudaki denetimi uygulamakla görevli İstanbul V Numaralı Koruma Bölge Kurulu kararlarında fayton ulaşımı her zaman sürdürülmesi gereken tek ulaşım aracı olarak desteklenmiştir. Yasa ve koruma ilke ve kararlarından bihaber ve kasıtlı olarak bunları uygulanamaz hale getirmek isteyen kimi sorumsuz kamu kuruluşu yöneticileri SİT Alanı ilânının ilk gününden başlayarak korunması gereken tarih, kültür ve doğa varlığını kemirme ve kemirtme gayretkeşliğine girmiştir. Bugün Adalar’ın atlarına ve faytonlarına karşı yürütülen kampanya Adalar’ın SİT Alanı olarak korunmasını ortadan kaldırma emelinin yeni bir saldırısıdır. Derneğimiz atların bakımı ve faytonların denetlenerek korunması konusunda birçok girişimde bulunmuş, kamu yöneticilerine dilekçelerle sorular yöneltmiş, bilgi almaya çalışmış, alınan bilgileri kamuyla paylaşmış, Adalar ilçesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne, İBB birimleri TUHİM’e ve UKOME’ye, Adalar Belediyesi Başkanlığı’na ıslah ve denetimle ilgili çözüm önerileri sunmuştur. Konuyla ilgili uzmanlarla birlikte 2014 Mayıs’ında yapılan geniş katılımlı ve uzun erimli “Ada, At ve Biz” toplantısının içeriği, sonuçları ve öneriler kamu oyuna duyurulmuştur (bkz. Ada, At ve Biz Çalışma Grubu, “Fayton Taşımacılığı Uygulama Esasları…”, Adalar Postası-2800 (27.6.2016). Bu konudaki bilgilendirmelerin, başvuru ve önerilerin hepsi internet haberleşme ağı Adalar Postası’nda yayımlanmıştır, bugün bile bu adresten bulup okunabilir, bilgi alınabilir.* Kamu kuruluşları yöneticileri ne yazık ki SİT Alanı’nı ortadan kaldırmak için geniş çaplı inşaat ve bunun alt yapısı olarak motorlu araç trafiğinden yana olduğu için atların ve faytonların islahı ve denetimi için bugüne kadar hiçbir çaba göstermemişlerdir. (bkz. Arif Çağlar, “Adalar’ı Motorlu Taşıt Trafiğine Açmak Hevesine Yeni Plan”, Adalar Postası-2891 (12.02.2019).

(*) ADA, AT ve BİZ’e dair Adalar Postası’nda yayımlanan yazılar…

“İstanbul Adaları’nda Trafik Canavarının Usulsüz Seyrine Seyirci Kalmayacağız!… Faytonlarımızı da Vermeyeceğiz!…”, Adalar Postası-2684 (21.3.2012).

Emin Mâhir Başdoğan, “Ada, At ve Biz”, Adalar Postası-2756 (10.5.2014).

Ada, At ve Biz Çalışma Grubu, “At ve Faytondan Yana”, Adalar Postası-2766 (27.8.2014).

Emin Mâhir Başdoğan, “Hariçten Bir Gazel ve/ya Taaa İçten Bir Sesleniş”, Adalar Postası-2767 (5.9.2014).

Arif Çağlar, “Adalar’da Motorlu Araç Trafiği İcat Etmek İsteyen Kim?”, Adalar Postası-2794 (30.4.2016).

Hakkı Taşdemir, “Adalar’da Sürdürülebilir Ulaşım(mış), Adalar Postası-2796 (3.5.2016).

Ada, At ve Biz Çalışma Grubu, “Fayton Taşımacılığı Uygulama Esasları…”, Adalar Postası-2800 (27.6.2016).

Arif Çağlar, “İAKTVKD’nin Adalar’da Çalıştırılan Atlarla İlgili Güncel İki Girişimi…”, Adalar Postası-2801 (15.7.2016).

Tekin Deniz, “At”, Adalar Postası-2873 (15.9.2018).

Şahika Savran, “BirGün Gazetesi ÖDP’nin At Ölümlerine Dair Zırvasını Nihaî Hakikatmış Gibi Yayımlamış”, Adalar Postası-2881 (05.01.2019).

Arif Çağlar, “Adaları Motorlu Araç Trafiğine Açmak Hevesine Yeni Plan…”, Adalar Postası-2891 (12.2.2019).

“Fayton Yasağı Öğünülecek Bir Şey Değildir, ‘Atları Kurtarmak’ Hiç Değildir! (Yeşil Gazete’nin Sorularına Melda Keskin ile Mâhir Başdoğan’ın Verdiği Cevaplar…)”, Adalar Postası-2900 (18.8.2019).

“İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği ile Ada, At ve Biz Platformu’ndan Kamu Oyuna Duyurulur!”, Adalar Postası-2901 (21.9.2019).

Mâhir Başdoğan, “Ada Faytonlarındaki Atlar”, Adalar Postası-2902 (21.9.2019).

H. Cevad Özdil, “Adalar ve Faytonlar”, Adalar Postası-2903 (21.9.2019).

Arif Çağlar, “İki Belediyenin Operasyonu”, Adalar Postası-2904 (21.9.2019).

(3) “Elektrikli fayton” hem empoze edilen örnekleriyle hem de bu ucube araca takılan yanlış adla birlikte temelden yanlış bir ulaşım aracıdır. Her şeyden önce fayton kelimesi ve kavramı yalnızca atla çekilen bir binek arabası için kullanılabilir. Atla çekilmeyen, akaryakıtlı ya da elektrikli tüm binek arabaları için kullanılan ve kullanılması gereken kelime ve kavram otomobildir. Nitekim ‘cin’ bir üreticinin kendisine pazar yaratmak için sözüm ona faytona alternatif olarak imal ettiği ilkel görünüşlü elektrikli otomobiller, günümüzde kullanılan otomobillerin ilk ve en ilkel modelleridir, bunun da ötesinde Avrupa ve Amerika’da üretilen bu ilk modeller kadar güvenli ve teknik yeterliğe bile sahip olmadıkları açıktır. İşte 1900 yılında üretilmiş elektrikle çalışan Lohner-Porsche marka ilk otomobilin resmi (internet’te gezen nevzuhur uyduruk “elektrikli fayton”larla karşılaştırabilirsiniz):

Bu ve benzeri ilkel elektrikli araçların ancak eğlence parklarında kullanabilineceği aşikârdır, o da eğer yeterli teknik güvenliği varsa. Adalar’ın yolları ne trafik, ne zemin yapısı ne de yokuşlarının eğimi dolayısıyla bu tür ilkel motorlu araçlar için uygun değildir. Adalar çok özel ve çok önemli bir SİT Alanı’dır, Adalar eğlence parkı değildir. Kaldı ki çevre korunumu açısından doğaya en yakın donanıma sahip faytonun alternatifi olarak ileri sürülen bu elektrikli otomobiller onarımları da dahil olmak üzere çevre kirliliği açısından Adalar’ın bugünkü doğal yapısına son derece zararlı makinelerdir.

(4) Fayton ulaşımının kaldırılması Adalar’ın Doğal SİT Alanı yapısına tamamen aykırıdır çünkü herşeyden önce faytonun adı üzerinde “beygir gücü” tamamen doğaldır, bu gücün yeniden üretimi atın beslenmesi ve fışkısı olarak doğanın kendisine aittir. Fayton arabası döşeme kaplamasının plastik olmasının ve çok az miktardaki demir aksamı dışında tamamen doğal malzeme olan ahşap ve sepetten üretilmektedir. Hangi güçle çalışırsa çalışsın fayton dışındaki tüm ulaşım araçları malzeme, görüntü ve ses kirliliği kaynağıdır, Adalar’ın solunan havasına ve sessiz huzuruna düşmandır. Bu düşmanlığı bugün yasak olmasına rağmen hâlâ kullanımına izin verilen elektrik şarjlı araçlarda görmek mümkündür. Sadece bu motorlu araçların seyir ve park etmiş halindeki görüntü ve ses kirliliğini görmek Adalar’ın SİT Alanı yapısına ne denli aykırı olduğunu anlamaya yeter. Görev emriyle ve görev emri dahi olmadan keyfe keder kullanılan kamu araçlarının çevreye ve SİT Alanı’na verdiği her anlamda kirlilikten söz etmiyoruz bile.

(5) Adalar’daki yerleşim alanının boyutları, yol yapısı ve mesafeler toplu ulaşım araçlarının çalıştırılmasına hem uygun değildir hem de böyle bir çözüm gereksizdir. En geniş yerleşim alanına sahip Büyükada’da bile en uzak mesafe iskeleden 2 km kadardır. Bu mesafenin ötesinde yalnızca tekil birkaç ev, lokanta ya da plaj bulunmaktadır. Bu noktalara ulaşım için süreklilik gösterecek tarifeli bir toplu ulaşım belirli sıklıkta düzenlenecek olsa bile ne otobüsle ne de dolmuşla sağlanabilir. Özellikle Adalar’ın koruma altındaki en büyük özelliği olan geniş parsellere dağılmış konutlar düzenli durakları ya da dolmuş gibi istenilen her noktada durup kalkmayı da pratik olarak olanaksız kılmaktadır. Kaldı ki ulaşım gereksinimi duyan müşteri şimdiye kadar olduğu gibi evinin önünde ya da buna en yakın noktaya ara yollarda dahil olmak üzere faytonla ulaşabilmektedir. Büyük yerleşim yerlerinde geçerli olan “ana arter” denilen ve toplu ulaşımın işleyeceği bir ana yol ya da hat Adalar için son derece sınırlıdır. Dolayısıyla toplu ulaşım hattı Adalılar’ın çoğu için yetersiz kalacağından taksi şeklinde işleyen fayton yine gerekli olacaktır. Motorlu araç trafiğinden başkasını düşünemeyenler motorlu toplu ulaşım aracı yanı sıra taksi olarak motorlu araç hayal etmekte ve böylelikle Adalar’ı tümüyle motorlu araca açma hevesindedir. Taksinin işleyeceği en uzak mesafenin şu anda İstanbul’da geçerli taksi asgarî ücreti olan 13 TL bu denli az müşteri ve bu denli düşük bir bedelle hiçbir taksinin iktisaden çalışmayacağı bir ücrettir. İlaveten Ada yolları otomobillerin dönüş yapabileceği genişlikte değildir, dingil yapısının farklılığı nedeniyle faytonlar Adalar’ın en dar yollarında bile manevra yapıp dönebilir. Dolayısıyla tüketici ihtiyacı, taşıma ekonomisi ve ada yollarının koruma altındaki ve zinhar bozulmaması gereken yapısı açısından Adalar’da fayton dışında ulaşım aracı Adalar’ın SİT Alanı olarak korunmasına aykırıdır.

(6) Üzerinde yerleşim bulunan 5 adadaki toplam yapı sayısı 6400 kadardır. Değişik büyüklükte ve yerleşim yoğunluğundaki her adanın ne denli az sayıda yapıya ve hatta tüm adalarda bu yapıların barındırdığı yaklaşık 22 bin bağımsız bölümün dahi her adaya düşen konut sayısının azlığına bakılacak olursa Adalar’ı toplu ulaşım ya da tekil motorlu araç kullanımına açmanın ne derece anlamsız olduğu açıktır. Kaldı ki Adalar’ın yerleşik ve hatta yazlıkçı nüfusu son yarım yüzyıl içinde artmamıştır, azalmıştır. Yarım yüzyıl önceki ulaşım gereksiniminin üzerine hiçbir ek yük gelmemiştir. Ticaret temelinde izin verilen lojistik motorize haller şu anda çok sınırlı olarak izinli olmasına rağmen üzerinde tartışılmayı ve eskiden olduğu gibi pekâlâ motorize olmayan alternatiflere açıktır ve böyle bir SİT Alanı’nda olması gereken de budur, dünyadaki benzer birçok örneğinin ötesinde Adalar’ın çok yakın bir tarihe, 10-12 yıl öncesine, kadarki geçmişi dahi buna örnektir.

(7) At ve faytonun ne olduğu konusunda bilgi eksikliğini gidermek için lütfen Melda Keskin ve Mâhir Başdoğan’ın 21.07.2019 tarihinde Yeşil Gazete’de yayınlanan yazısını okuyunuz: “Fayton Yasağı Öğünülecek Bir Şey Değildir, ‘Atları Kurtarmak’ Hiç Değildir! (Yeşil Gazete’nin Sorularına Melda Keskin ile Mâhir Başdoğan’ın Verdiği Cevaplar…)”, Adalar Postası-2900 (18.8.2019).

(8) Halihazırda 1800 adet bilfiil çalışan at nüfusuyla ilçemiz, yurdumuzda ve dünyada eşi görülmemiş bir yoğunluktaki at zenginliğine sahiptir. Tarihten gelen atçılığımızın yaşaması tabiatıyla at varlığımızla mümkündür. Ada faytonlarında çalışan atlar çok büyük ekseriyetle Anadolu’muzda yetiştirilen ve düz koşu yarışları dışında kullanılan yegâne hayvanlardır. Neredeyse yaşayan tek yerli at cinsimizdir. Aslında atçılığı gelişmiş bir ülke için muhteşem bir hazine değerindedir. Üzerine eğilinirse hem Anadolu’nun değişik yörelerinde hem de Adalar’da çalışılıp pekâlâ bir aile tipi at ırkı bile başlatılabilir. Tarihte bu topraklarda var olmuş olan atçılığa yaklaşabileceğimiz gerçek bir uygulama için emsalsiz değerde bir mirastır.

Üstelik bu at varlığı kamu denetimine açık bir şekilde alenen gözler önünde yaşamaktadır. Kamunun denetimine açık bu miktardaki atın, “Atçılık Kültürü”nün yaygınlaşması ve dünya atçılığı içerisinde haklı bir yer alınabilmesi için üstünde özellikle durulması gereken bir keyfiyet olduğu aşikârdır. Kıymetini bilmemiz ve koruyup geliştirmemiz elzemdir. Türkiye Binicilik Federasyonu’nun (TBF), 2 ve 3 Eylül 2019 tarihlerinde Türkiye Olimpiyat Komitesi’nin İstanbul’daki Olimpiyat Evi’nde yaptığı bilgilendirme toplantısına katılan Avrupa Atçılık Federasyonu’nun (EEF) onursal başkanı Dr. Hanfried Haring’e Adalar’daki 1800 attan bahsettiğimizde kendisi bu miktarın büyüklüğünden etkilenip onların teşkilatıyla hemen temasa geçmemizi bizden istemesi dikkat çekicidir. Mesele dünya çapında bu kadar önemlidir. Dünya atçılığının tepe kurumları duyarlı davranırken, bizim bu varlığa sırtımızı dönmemiz kabul edilemez bir hata olacaktır. Sahip çıkarak kollayıp geliştirmek vazifemizdir.

(9) 1800 adet canlı, çalışan ve bir çeşit bakımlı atla Adalar İlçesi’nin at envanteri yurdumuzda askeriye dahil başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz bir yoğunlukta, sosyal hayatın içerisinde ve Adalar İlçesi meskûn mahalinde yaşamaktadır. Düz koşu sisteminde TJK bünyesindeki değişik haralardaki üretim rakamları ile yurdun birçok şehrindeki hipodromlar silsilesinde belki adet olarak daha fazla at bulunsa dahi hem bu atların 0-4 yaş aralığı dışındakilerinin pek azının yaşamaya devam etmesi ve hem de verilen herhangi bir zamanda yurt coğrafyasına dağılmış olması sebebiyle etkili bir stok gücünden bahsedebilmek mümkün değildir. Engel Atlama, At Terbiyesi, Dayanıklılık vs Olimpik sporların TBF bünyesindeki kulüplerde yapıldığı şekliyle at varlığı yüzlü rakamlarla ifade edilmektedir. Hele hele bu spor dallarında müsabık olarak yarışan lisanslı atlar bu sayının pek ufak bir bölümünü temsil etmektedir. Rahvan Yarışları ve Atlı Okçuluk sporlarını bünyesinde barındıran Geleneksel Sporlar Federasyonu bir miktar daha fazla atın kaydolduğu bir yapıdır. Bu federasyon da yurt sathında yaygın şekilde teşkilatlandığı için envanteri gayet dağınık bir şekilde coğrafyamıza yayılmıştır. Hobi maksatlı atlar ve köylerde kullanılan at varlığı neredeyse yok mertebesindedir. Türkiye’de at varlığı yıllar içinde düşmektedir. At soyu yakın bir gelecekte tükenme riskiyle karşı karşıyadır. Adalar tam mânâsıyla hayatın içerisinde at bulunan yegâne yurt köşemizdir. Konuşmaya değer bir atçılığımız olacak ise bu at varlığının korunması gerekmektedir.

(10) Dünyanın değişik köşelerinde ve birçok bakımdan örnek almaya devam ettiğimiz gelişmiş batılı toplumlarda at ve at arabası kısıtlı alanlarda ve kısıtlı sayılarda kullanılmaktadır. Sadece İstanbul Adaları’nda yasal ulaşım aracı olarak at ve fayton vardır. Adalar’ın tarihî ve coğrafî özelliğinden dolayı bu böyle olagelmiştir ve böyle olması tercih edildiği için devam etmektedir. Kullanılan atlar 1800 adet gibi hatırı sayılır bir rakam tutmaktadır. Bu gerçek başta Adalar İlçesi olmak üzere İstanbul şehrimize de dünyada emsali bulunmayan bir tek olma üstünlüğü vermektedir. İhtiyaca dayanarak rakamın gerektiğinde artırılması daha da faydalı olacaktır.

Bu haliyle İstanbul şehrimizin Adalar İlçesi dünya araba atçılığının —hem de günlük hayat içerisinde kullanılıyor olması gerçeğiyle birlikte— haklı bir kutbu olma özelliğini taşımaktadır. Başka hiçbir atçılık dalında böyle bir önem sırası üstünlüğüne yaklaşabilmemiz bile hayal dahi edilemezken, bu arabacılık kültürünü gerektiği değeri vererek yaşatmamız ve geliştirmek için her çabayı göstermemiz neredeyse dünya atçılığına olan bir borcumuzdur. Bu görevimizi yapmamak ve bu birikimi yok sayarak ortadan kaldırmak son derece yanlıştır.

İçerisinde at arabası bulunan dünya şehirlerinin belediyelerinin bir grup oluşturması durumunda —tabiki var olan eksikliklerin tamamlanması koşuluyla— İstanbul Büyükşehir Belediye’miz bu oluşumda yer alabilmenin ötesinde mevcut yasal düzenleme ve fiilen atlı taşımada kullanılan emsalsiz büyüklükteki at varlığıyla lider olma özelliğini taşımaktadır. Kolayca reddedilemeyecek bir sorumluluk bizi beklemektedir.

(11) İstanbul’un ve dünyanın bu bahsedilen biricik güzelliğini ve zenginliğini korumak hepimizin sorumluluğundadır, hepimizin görevidir.

Evvela atların yaşama ve çalışma şartlarını modern bir anlayışla koruyarak tanımlayan bir normlar sisteminin, çalışabilir bir talimatnameyle tespit edilmesi gerekir. Burada dikkat edilecek husus işlevsellik ile korumanın, bu belgede denge içinde yer almasıdır. Talimatnameyle tespit edilen esaslara uyulması sıkı denetimlerle sağlanmalıdır. Burada Adalar’da kullanılması ve bulundurulması yasaya aykırı akülü araçlarla ulaşım ve taşıma yapılmaması ve böyle araçların Ada yollarından men edilmesi şarttır. Zaten yazılacak talimatnamede üzerinde durulacak olsa da, atların ahırları, istirahat alanı padokları ve veterinerlik sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyor olması, elimizdeki sorumluluğun olmazsa olmazıdır, önem verilemesi gereken mübrem bir ihtiyaçtır! Maalesef hal-i hazırda bütün bunlar eksiktir.

Bütün bunlara ilaveten at kültürünün eksikliği nedeniyle kamu oyunda yer bulan bazı yanlış bilgi ve bunlardan yola çıkan bazı kasıtlı yorumların, ortamda bilgi kirliliğine neden olduğu görülmektedir. Atların ayaklarına “çivi çakıyorlar”dan tutun da “atların ağzına demir mandal takıyorlar”a kadar bazı yanlışlar, bilerek veyahut bilmeyerek her türlü medyada karşımıza çıkmaya başladı. Ayrıca bazı sözde “hayvan-severler” atın bir hizmet hayvanı olduğunu bilmezden gelerek atın çalıştırılmasına ilkesel düzeyde karşı gelmekle başlayıp madem çalıştırılıyor o halde yasaklansın noktasına kadar ilerlemiş bulunuyor. Bu baskı grubuna karşı çıkıp at çalışmasının kategorik olarak zulüm olmadığının altını iyice çizmek gerekir. Mevcut aksaklıkları kullanarak, onları düzeltmek için hiçbirşey yapmayıp atları yasaklayalım diyen zihniyetin yanlışlığı hemen her mecrada dile getirilmelidir. Atlar-ölüyor-öyleyse-onları-yasaklayalım diyenlere “kurtaracakları” atlarla ne yapacakları, onları nasıl yaşatacakları sorulduğunda asla tatmin edici bir cevap verilemediği ve verilemeyeceği gerçeği kamuoyuyla her mecrada bütün açıklığıyla paylaşılmalıdır. Bugüne kadar kurtarıldıktan sonra hayatta kalan atların nerede olduğu ısrarla sorulmalı ve cevabı araştırılmalıdır. At sevgisi —hemen her sevgi gibi—öncelikle sorumluluğu taşıyabilmekle ilgilidir. Şuursuz bir “atlar madem eziyet çekiyor, öyleyse faytonları yasaklayarak atları kurtaralım” mantığı at kültürü ve Adalar üzerinden İstanbul için zararlıdır. Yapılması gereken şey çalışma şartlarındaki kötülüklerin ortadan kaldırılmasıdır. Yoksa bunları bahane ederek “çalışma”yı yasaklamak olmamalıdır.

(12) Fayton arabalarının uzun yıllar içinde Adalar’da ulaşım ve taşımacılığa uygun şeklinin özelliği ve önemi ve ayrıca bunun fayton yapımı ve onarımı mesleği olarak önemi ve istihdamı hakkında Hasan Cevad Özdil’in yazısını lütfen dikkatle okuyunuz: H. Cevad Özdil, “Adalar ve Faytonlar”, Adalar Postası-2903 (21.9.2019).

(13) Yasaya aykırı denetimsizlik ve görev ihmaliyle Adalar’da yaygınlaşan motorlu araç trafiğinin derhal ortadan kaldırılması gereğine dair bkz. Arif Çağlar’ın 28.8.2019 tarihli Adalar Ulaşım Çalıştayı’ndaki Konuşması.

(14) İstanbul Adaları’ndaki atların, kimilerince “içler acısı” olarak görülen ve pek yaygın bir medya kampanyasıyla sürekli pompalanan durumunu 15 Temmuz 2019 Pazartesi günü birkaç fotoğrafçı ile beraber görmek ve yerinde tesbit etmek için Büyükada’ya gittik. Elimizdeki fotoğraflardan da açıklıkla görülebileceği gibi çoğunluğu ufak boylu yerli atlar olan araba hayvanları gayet sağlıklı, bakımlı, ruh sağlığı yerinde ve eğitimli idi. Bisiklet ve akülü araç keşmekeşi içerisindeki yollarda, bunlara ilaveten yayılarak yürüyen yayalar arasında o hayvanlar kulak dahi kısmadan mükemmel bir kontrolle çalışıyordu. Tımarları yerindeydi. Fizikî kondisyonları iyiydi. Maazallah fayton yasaklanırsa bu güzelim hayvanlara ne olacağı sır değildi, kedi-köpek maması olacaklardır. Bu yazıktır. Günahtır.

Bütün bu atlar, o şartları pek kötü olan belediye İsPark ahırları ile bu ahırların kapasitesi mevcuda hizmet vermeye en başından beri yetersiz kaldığından, boşluğu kapatmak için zamanında kurulmuş bulunan derme çatma barınaklarda bakılmaktadır. Hal böyle olduğu için atlarına herşeye rağmen iyi bakan arabacılar ve seyislerin namüsait şartlarda pek güzel bir iş çıkardıklarını teslim etmemiz gerekir.

Münferit arazlar tabiki vardır. Ama güzel bir denetimle —ki maalesef resmi denetim yoktur ve bırakın denetimi bir çalışma talimatnamesi bile yoktur!— halledilmesi mümkündür. Ada atları aslında denetimi en kolay bir atçılık örneğidir çünkü halkın ortasında ve kamu denetiminin gözü önünde yaşamakta, çalışmakta hatta ölmektedir. At ölümlerinden bahsederken 1800 adet atın yaşadığı bir ortamda bir miktar ölüm kaçınılmaz kabul edilmelidir. 100 ila 200 arası kayıp, eşyanın tabiatı gereği normaldir. Aynı ölen at fotoğrafını dört sene boyunca kullanmak ise kötü niyete delalet eder. Çekilen 19 dakikalık bir belgeselde ilk 5 dakikayı akülü araç reklamına, son 4,5 dakikayı da yerde can çekişen bir atın filme alınmasına —hele o hayvanın ıstırabını dindirecek hiçbirşey yapmadan— ayırmak, sanki bu sıkıntıdan duygu ve vicdan sömürüsüyle yarar sağlamaya çalışan, neredeyse ölüm pornografisinden destek almak gayretinde bir tarafkeşliktir. Dolayısıyla atları korumak için “fayton’a binme” kampanyası gerçeği tahrif eden zararlı bir yanılgıya araç olmaktadır. “Fayton’a binelim ki atlar yaşasın” gerçek hayvan haklarını koruyanların üzerinde birleşeceği bir ilke olmalıdır. Çalıştırılmayan/yasaklanan faytonlardaki atları imha olmaktan başka bir gelecek beklememektedir. Bu durumda gerçek hayvan hakkı koruyuculuk onların yaşam hakkını korumakla başlar, bu şartları iyileştirmek için somut adımlar atmakla devam eder. Gerisi laftır…

(15) Atların haklarını korumak ve onları sevmek, başta yaşam haklarını korumakla başlar. Onları sevmek ise sorumluluk alarak iyi bakılması ve çalıştırılmasını içerir. Haliyle bu bakım hem mesleğinde usta arabacılar ve seyisler hem de onlara tıbbî destek verecek at hayvanı hakkında bilgi ve tecrübesi olan usta veteriner hekimlerce sağlanacaktır. Şimdiki uygulamada arabacı esnafı arasında akıllı, ehil, usta büyüklerin sözünün dinlenmesi âdeta engellenmektedir. Meslek olarak kapatıldı/kapatılacak söylentileri arasında on yıla yakın bir zaman geçmiştir. Arabacılarda moral bozukluğu yaratacak sebepler ne yazık ki artarak devam etmektedir. Hiçbir resmî merci görevini yapan bu meslek odasına destek olmamaktadır. Yasaklama tehdidi neredeyse bir çeşit Demokles kılıcı misali arabacı esnafının başının üstünde korku salarak asılı olmaya devam ediyor. Bu durumda meslek içi usta-çırak ilişkisi zedelenmektedir. Atçılığın ve geleneğin devam etmesindeki en güçlü taşıyıcı olan “ustalık” kavramı yürütülen toptan kötüleme kampanyasıyla zarar görmüştür. Bu şartlar düzelmedikçe ve bu meslek koluna kaybettirilmeye çalışılan itibarı iade edilmedikçe, arabacı sözü neredeyse bir küfürmüşcesine algılanabilir. Bu hal meslek içi denetimi kökten yaralar.

Gelelim resmî denetime: bundan bahsedebilmek için evvela neyin “doğru” neyin “eğri” olduğunu açıklıkla tanımlayan bir fayton çalışma esasları talimatnamesi ortaya koymak gerekir. Bu talimatname muhakkak konunun bütün paydaşlarının katılımıyla ve işlevsellik/koruma dengesi gözetilerek hazırlanmalıdır. Burada barınma, dinlenme koşulları, çalışma saatleri gibi kritik noktalar açıklanmalı; yem, ot ve içecek temiz suya erişim esasları belirtilmelidir. Görülen odur ki mevcut ahır kapasitesi yetersizdir. Yenilenmeli ve büyütülmelidir. Atlara uygun padok alanları tahsis edilmelidir. Atlar kayıt altına alınmalı ve Adalar’a at giriş çıkışı düzenli olarak sağlanmalıdır. Ada’ya at girişi önündeki engeller kaldırılmalıdır. Aksi halde mevcut at sayısındaki doğal azalmalar geriye kalan hayvanlar üzerindeki yükü artıracaktır. Bu da “korumaya (?)” çalışılan atları daha zor şartlara sürmek olacaktır. Hastalıklarla mücadele edilmeli Adalar’ın ve Türkiye’mizin at varlığına zarar vermeyecek düzeltici önlemler, zamanında alınmalıdır. Gerekirse bu konularda yurtdışından yardım bile temin edilebilir. At hastalıkları, kamu sağlığına zarar verebilecek olanlar dahi mükemmelen “yönetilebilmektedir”. Bu bilgiler ilgili kurumlarda mevcuttur. Ruam hastalığı bile olsa, hiçbir hastalık “yasaklamaya” bahane edilemez. Kurumlar işlerini doğru yaparsa hayat Adalar’da atlarla beraber mükemmelen sürer gider.

(16) Örnek bir yönetmelik için bkz. 28.8.2019 tarihli Adalar Ulaşım Çalıştayı’nda dinleyicilere dağıtılan Fayton Taşımacılığı Uygulama Esasları.

(17) Avrupa Atçılık Federasyonu (European Equestrian Federation) yetkililerinin 2019 Eylül’ü başında İstanbul’da yaptıkları toplantıda onursal başkanları Dr. Hanfried Haring’i dinlerken atın insan hayatındaki özel yerinin ne evcil hayvan (pet) ne de çiftlik hayvanı olmadığını söylediğini not aldım. At hakikaten farklı bir hayvan. Dr. Haring atçılığı çok ileri gitmiş ve çok geniş kitlelere yayılmış Avrupa örneği için bile “at ile beraber olan çok sayıda insan var ama gerçek atçı cidden çok az” mealinde lakırdılar etti. Durum Avrupa’da böyleyse varın siz Türkiye’yi düşünün. İlaveten mevcut sportif atçılığın para ekseninde dönmesinden dolayı giderek daha çok “eğlence sektörü”nde yer almaya başlaması ve “para aklamak”tan “skandallara konu” olmaya kadar “kötü” uygulamaların etkisi altında kalmaya meyilli oluşuna kadar korkutucu tespitler yaptı. Herşeye rağmen insan/at birlikteliğinin giderek daha “duygusal” bir temele oturduğunu da söyledi. Bu durumda şayet atçılığın bir geleceği olacak ise bunu —onun tabiriyle— bir “sosyal lisans” alınabilmesiyle mümkün olacağını hatırlattı. O sosyal lisansı ise hiçbir kurum kuruluş veya şahsın veremeyeceğini veya parayla satamayacağını da ekledi. Bunu atların içerisinde yaşadığı toplumun onları benimsemesinden başka yolu olmadığını anlattı. At ve atçılık kültürünü öğrenmek için ise gerçek “usta”lardan yardım alınmasını hatırlattı. Dr. Haring’e göre gerçek öğretmenler: at yetiştiricileri, at besleyenler, antrenörler, atı kullananlar ve hekimlerdir. Etraftaki aşırı bilgi kirliliğine karşı kimlerden yardım almamız lazım geldiğini gayet güzel söyleyen bu tanım, usta faytonculara da kulak vermemiz gerektiğini ne kadar isabetle ifade ediyor.

(18) Adalar’daki faytonlar, dünya atçılığının ayrılmaz bir parçası olan arabacılığın yurdumuzdaki temsilcisi ve giderek artan atlı arabacılık sektörünün başlangıç mayası olabilir. Adalar, insan, hayvan ve çevre olmak üzere doğal yaşamın korunduğu bir “yavaş şehir / sâkin belde” halini alabilir. Kaliteli turizm gelirleri artabilir. At varlığı nedeniyle hem toprağı gübreyle zenginleştirilmiş bir bostan üretimi hem de yanıbaşındaki dev metropolü besleyen bir “iyi tarım” bölgesi haline gelebilir. Faytondan başlayarak atlı araba üretim merkezi, at varlığına dayanarak sarraciye, nalbantlık gibi geleneksel el sanatları uygulama ve eğitim mekânı olabilir.

İlaveten işletmeye açılacak hayvan hastanesi ile at sağlığında uzmanlaşmış bir veterinerlik yüksek okuluna ev sahipliği yapabilir. Arabacılık lisansı merci olabilir. Ayrıca yurdun çeşitli yörelerinde çalışabilecek seyislerin meslek içi eğitimi alabilecekleri bir okula ev sahipliği yapabilir. Böylece atçılık gibi emek yoğun bir sektörün çalışmasına fayda sağlayan bir motor işlevi yüklenebilir.

Adalar atlı polisin emniyeti sağladığı, kaymakam ve belediye başkanlarının devlet ihtişamını gösterir makam arabalarını muhteşem takımların çektiği bir gurur kaynağımız haline gelebilir. Devlet protokolüne buradan atlı hizmet verilebilir.

Açılacak bir fayton müzesi ve büyük meydanlara yerleştirilecek at heykelleriyle ilçemiz bir sanat merkezine dönüşebilir. Fayton kültürünü tanıtmak ve kitlelere sevdirmek için yıllık fayton festivalleri düzenlenebilir. Burada en şık ve en bakımlı fayton seçilebileceği gibi seyir değeri yüksek mesela fayton slalomu gibi basit yarışmalar tertip edilebilir. Böyle büyük bir pazar olması sebebiyle kullanılacak araba atlarının üretileceği bir hara, Adalar ilçemizin içinde kurulabilir.

Giderek at sırtında dolaşma yolları belirlenebilir ve Adalar’da binek atçılığına da —eskiden olduğu gibi— tekrardan geçilebilir. Bütün bu çalışmalardan sonra hem arabaya hem de bineğe uygun bir at cinsi yaratılıp bu ırk uluslararası şekilde tescil edilebilir. Bu ideal “aile atı”nın ihracat imkânları geliştirilebilir.

Yetişmiş eleman ve at varlığıyla uygun yerlerde açılabilecek “binicilik merkezleri”yle Adalar’ımız insanımızı at ile buluşturan ve bu geleneksel sporumuzu kitlelere mal ederek yeniden canlandıran bir merkez halini alabilir. Mutlu atların, mutlu arabacıların ve mutlu insanların mekânı olabilir. Bunun için niyet etmek yeterlidir. Niyet olursa yol mutlaka bulunur.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: