Gönderen: adalarpostasi | 07 Ocak 2020

Adalar’daki Atlar ve Faytonlarla da İlgili Bir “Meclis Araştırması Komisyonu” Raporu’nun Eleştirisi – İAKTVKD (05.01.2020)

İSTANBUL ADALARI
KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI
KORUMA DERNEĞİ

Adalar’daki Atlar ve Faytonlarla da İlgili
Bir “Meclis Araştırması Komisyonu”
Raporu’nun Eleştirisi

Asıl amacı “İstanbul Adaları’nı motorlu araç trafiğine açmak” olup adını da bu şekilde koyması gereken bir TBMM Araştırma Komisyonu bu asıl amacını gizlemek için “TBMM Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” adı altında bir Rapor hazırlamıştır. Bu Rapor 18.11.2019 dağıtım tarihli olarak TBMM resmî internet sayfasında yayımlanmıştır (TBMM Yasama Dönemi 27, Yasama Yılı 3, Sıra Sayısı: 132) ve TBMM başkanı Rapor’un bir yasa önerisi olarak 2020 yılı Ocak ayı içinde Meclis’te oylamaya sunulacağını basına duyurmuştur. Komisyon’un Rapor’una “http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/sirasayi_sd.sorgu_baslangic” internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir.

Türkiye’de hayvanlarla ilgili yasa ve yasa değişikliği önerisi yeni bir mevzu değildir. Rapor’u hazırlayan Komisyon 200 sayfa hacmindeki metninde hayvanla ilgili birçok konuya değinmiştir. Aşağıda okuyacağınız eleştirimizde Rapor’un yalnızca İstanbul Adaları’nda fayton ulaşımını yasaklamak ama bunu da tam olarak yapmayarak faytonu turistik kullanımıyla sınırlandırmak ve asıl olarak Adalar içi kara ulaşımını motorlu taşıt trafiğine açmakla ilgili kısmını sergileyerek, yanlışlarını, çelişkilerini göstermek ve bu aczin bir yasayla taçlandırılması gibi bir tehlikeye dikkat çekerek ülkemizin yasama organında görev yapanları uyarmak istiyoruz.

Eleştirimizde yalnızca Adalar’la ilgili olduğu kadarıyla gösterilen yanlışlar ve eksiklikler, konunun tümüyle ciddi bir şekilde incelenmesini ve böyle bir Rapor’un yeniden yazılması gerektiğini göstermektedir. Bunun ancak ciddiyetle çalışması gereken yeni bir Komisyon’un incelemesi sonucunda ortaya koyulabileceği açıktır. Rapor’a ait Adalar’la sınırlı yanlışlıklar ve eksiklikler, hayvanlar ve insan-hayvan ilişkisi için gerekli yasa değişikliği konusunda yeni bir çalışmanın ciddi olarak yapılması gerektiğini göstermektedir.

İstanbul Adaları’yla ilgili olarak sınırladığımız bu incelemeyi TBMM üyeleri dahil tüm siyasi partilerin ve konuyla ilgili kamu yetkililerinin dikkatine ve elbette tüm ülkenin kamuoyuna sunuyoruz. Bundan sonrası, kamu yöneticilerinin ve milletvekillerinin anlayışına, en çok da bu ülkenin yasa koyucusu olarak görev yapan milletvekillerinin sorumluluğuna aittir.

Rapor’da ele alınan atlar diğer tüm hayvanlar gibi sahipli olup olmamasına bakılmaksızın 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda doğal varlık olarak tanımlanmıştır: “Doğal varlık: Bütün bitki, hayvan, mikroorganizmalar ile bunların yaşama ortamları”dır. Aynı kanunda “Çevreye ilişkin bilgi: Su, hava, toprak, bitki ve hayvan varlığı ile bunları olumsuz olarak etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan faaliyetler ve alınan idarî ve teknik önlemlere ilişkin olarak mevcut bulunan her türlü yazılı, sözlü veya görüntülü bilgi veya veriyi” kapsamaktadır. Dolayısıyla Adalar’ın doğal varlıklarını adında ve tüzüğünde korumayı hedef edinmiş olan Derneğimizin Adalar’daki at varlığıyla çok yakından ilgilenmesi ve bu ilgiyi 11 yıl önce kurulduğu ilk günden ve özellikle “Ada, At ve BizÇalışma Grubu ile birlikte 2014 yılından beri gösteriyor olması da doğaldır.

Derneğimiz Adalar’daki atların yaşam ve çalıştırılma koşullarının yasaların yeterince emrettiği gibi denetlenmesi ve faytona koşulan atlara asla eziyet edilmemesi için —basit çığırtkanlıktan öte bir şey yapmayanlardan farklı olarak— kurulduğu günden beri bu hedefle çalışmış ve kamuoyunu olduğu kadar ilgili kamu kuruluşlarını da konu hakkında bilgilendirmiştir. Derneğimiz Adalar’ımızın tüm hayvanlarına olduğu gibi burada özellikle konu olan atlara sorumsuzca yapılan ve yapılacak eziyetin her zaman karşısında olmuştur ve olacaktır.

Son bir aydan beri geniş şekilde kamuoyuna yansıyan Ada faytonlarındaki atlar konusunda ne yazık ki ülkemizde her konuda olduğu gibi büyük bir bilgi ve bilinç eksikliği egemendir. Genel olarak medya ve basın, en basit bir meslekî özeni bile göstermeden gündeme getirdiği Adalar’daki atların durumunu, atlarla insanca birlikte yaşayabilmenin sorumluluğunu yerine getirmeyen kurum ve kişileri bilerek ve kasıtlı olarak ya da bilinçsizce gözlerden uzak tutmaktadır. Adalar İlçesi’nin yönetiminden mesul kurumlar tüm uyarılara rağmen yıllardır faytonlarla ve atlarla ilgili tüm sorunlara kulaklarını tıkamışlar, gözlerini yummuşlardır. Üzerlerine düşen tek bir yükümlülüğü bile bugüne kadar layıkiyle yerine getirmeyen İBB, Adalar Belediyesi ve Adalar Kaymakamlığı bugün faytonların kaldırılması için elbirliği etmiştir.

Şu anda ahırlardaki atlar koşamadığı için ayakları şişmiş şekilde acı çekmektedir. Atlara bugüne kadar yapılan yanlışları onları ortadan kaldırarak daha büyük bir yanlışla kapatmaya çalışmak uygar bir karar, uygar bir davranış olamaz. Atları yıllardır bir rant kapısı yapan kimi faytoncuların atlarına kötü muamelesini ve sorumsuzluğunu hiçbir denetim yapmadan izleyen yetkililer şimdi de faytonların kaldırılmasına çanak tutarak atların tümüyle ortadan kalkmasına neden olacaktır.

Sözde hayvan hakları savunucuları ise faytonların 3 ay süreyle yasaklanması kararının ardından göstermelik bir iki “ilgi” dışında ortadan kaybolmuştur. Halbuki aynı atlar şu an daha büyük bir acı içindedir. Çözüm faytonların kaldırılması değil, denetlenmesidir. Padok alanlarının kurulması, ahırların düzeltilmesi, sürekli olarak veterinerlik hizmeti verilmesi ve atların doğalarına uygun koşulların sağlanmasıdır. Bu kurallara uymayan at sahipleri ve faytoncuların cezalandırılmasıdır. Yıllardır Adalılar’ın bu konudaki tek muhatabı Derneğimiz, “Ada, At ve Biz” Çalışma Grubu ve Adalar Postası’dır. Atlara yapılan kötü muameleyi ve denetimsizliği ortadan kaldırmak için atların tümüyle ortadan kaldırılmasına cevaz verecek olan Komisyon Raporu’nun kabul edilmesi hayvan haklarına aykırıdır. Böyle bir uygulamaya onay vermek hayvanlarla insanca yaşamak isteyen hiçbir vicdana sığmaz.

Adalar’da olduğu gibi Türkiye’nin her yerinde atların hak ettikleri şekilde yaşam haklarına saygı ve sevgi gösterilmesi ve insanla birlikte yaşamaya ve koruyucu yasaların emrettiği koşullar altında sağlıklı bir şekilde hizmet etmeye devam etmesi uygarlık gereğidir. Çalışmayan, koşamayan at ölür, atı öldüren şey faytona koşulması değildir.

Yukarıda ayrıntılarıyla yer verdiğimiz tüm bu gerekçelerle bu Rapor’un kadük ilan edilerek kullanılmaması, dürüstçe ve paydaşların tam katılımıyla yapılacak incelemeyle yeniden hazırlanması şarttır. Aksi takdirde bu haliyle bu Rapor, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük at katliamına neden olacaktır.

İAKTVKD
(05.01.2020)

___________________________________________________________________

İstanbul Adaları’nda Motorlu Taşıt Trafiğini Yasallaştırmak İsteyen Bir TBMM Komisyonu’nun Ekim 2019 Tarihli Raporu’nun Eleştirisi

Aşağıda söz konusu Rapor’un İstanbul Adaları’ndaki faytonlar ve atlarla ilgili yüzeyselliği ve yetersizliği ve çözüm olarak önerilen yasa değişikliğinin aczi özet halinde üç bölümde gösterilmiştir:

  1. Komisyon’un yaptığı araştırmanın eksiklikleri ve kasıtlı taraftarlığı
  2. Komisyon’un geçerli yasalar ve bunların uygulanmayışı konusundaki duyarsızlığı
  3. Komisyon’un çözüm önerisinin yetersizliği ve yanlışlığı

Metinde kullanılan kısaltmalar şunlardır:

Anıtlar Yüksek Kurulu TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu

Dernek (İAKTVKD) İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği

Faytoncular Odası İstanbul Arabacılar ve Motorsuz Kara Nakil Vasıtaları Esnaf Odası

GTHM/İTOM Adalar İlçesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü / yeni adıyla: Adalar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü

İBB İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Kaymakam Adalar İlçesi Kaymakamı

Kaymakamlık Adalar İlçesi Kaymakamlığı

Komisyon TBMM Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu

Koruma Bölge Kurulu TC Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul V Numaralı Bölge Koruma Kurulu

Rapor TBMM Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu

  1. Komisyon’un yaptığı araştırmanın eksiklikleri ve kasıtlı taraftarlığı

1.1. Komisyon’un yaptığı araştırmanın eksiklikleri

Komisyon Adalar’daki atların, faytonların ve faytoncuların durumunu gerektiği şekilde incelememiştir; Komisyon’un bilgi almak için başvurduğu kişi ve kuruluşlar eksiktir:

Rapor’un 29. sayfasında Komisyon STK temsilcilerini davet ettiğini, görüş aldığını iddia etmektedir (“23.05.2019 tarihli dördüncü toplantıda akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcileri Komisyon toplantısına davet edilerek görüş ve önerileri dinlenmiştir.” vb. ve Rapor’da bu şekildeki birçok göndermede aynen böyle denilmektedir). Ancak Komisyon Adalar İlçesi’nde kurulu hiçbir STK’yı davet etmemiş ve görüş almamıştır. Taraflı olduğu bilinen, Adalar İlçesi’nde hiçbir çalışması olmayan ve hiçbir şekilde Adalar İlçesi’ndeki fayton ve atların bakım ve denetimiyle ilgilenmemiş olan Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) adlı bir STK’yı Rapor’un bütününde Adalar’la ilgili davet edilen ve görüş alınan tek STK olarak mihenk almıştır. Bu STK’nın Adalar’daki hayvanlarla ilgili olarak faytonların yasaklanmasını dayatmaktan başka yapmış olduğu hiçbir çalışma yoktur. Üstelik Komisyon’un oluşmasına ve çalışmalarının da bu hedef için harekete geçirilmesine yol açan bu STK olmuştur. Komisyon Raporu’nda hayvanları konu edinen başka birkaç STK’ya da atıf yapılmaktadır ancak bunlardan HAYTAP dışındaki hiçbiri bu STK raddesinde Adalar’daki fayton ve atları hedef almadığı için bu eleştiri metninde de diğerlerine değinilmemiştir.

Oysa Adalar İlçesi’nde İAKTVKD ve “Ada, At ve Biz” Çalışma Grubu başta olmak üzere Adalar’da örgütlenmiş başka STK’lar da vardır. Özellikle İAKTVKD 10 yılı aşkın bir süredir ve “Ada, At ve Biz” Çalışma Grubu’yla birlikte 2014 yılından bugüne kadar, özellikle faytonlar ve atlar konusuyla çok yakından ilgilenmekte ve çalışmaktadır. Bu konuda en çok bilgi birikimi ve deneyim, gözlem ve inceleme de bu Derneğe ve bu Çalışma Grubu’na aittir. Komisyon’un özellikle bu Derneği ve bu Çalışma Grubu’nu hiç dikkate almamış olması başlı başına Komisyon’un eksik olduğu kadar taraflı yaklaşımını da apaçık göstermektedir. Aşağıda buna ayrıntılarıyla değinilecektir.

Ayrıca:

  • Komisyon GTHM’nde yıllarca kadrolu olarak ve Adalar İlçesi’ndeki atlardan sorumlu olarak çalışmış, deneyimli veteriner hekim Yücel Tansel’i davet etmemiş, bilgi ve görüş almamıştır.
  • Komisyon atçılık ve atların faytona koşulması konusunda uzman Emin Mahir Başdoğan ve veteriner hekim Dr. Semih Ersoy’dan ne görüş istemiş, ne bilgi almış ne de özellikle Adalar’daki atların durumunu yakından incelemiş bu uzmanları herhangi bir toplantıya davet etmiştir.
  • Komisyon özellikle Adalar İlçesi’nde çalışmış ve ilçedeki atların durum ve denetimi hakkında bilgi ve deneyim sahibi olan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veterinerlik Meslek Yüksekokulu müdür yardımcısı Atçılık ve Antrenörlüğü Programı öğretim görevlisi veteriner hekim İbrahim Kurban’ı davet etmemiş, görüş almamıştır.

Rapor’un 31. sayfasında yalnızca 6 numaralı küçük bir notta “Rapor’un ilerleyen bölümlerinde yer alacağı gibi Komisyon’un 03 Temmuz 2019 tarihinde İstanbul’da yapmış olduğu yerinde incelemelerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Adalar İlçe Belediyesi’nin de konu hakkında görüş ve önerileri alınmıştır.” yazılıdır. Bu kurumlarda Adalar’daki at ve faytonlardan yetkili ve sorumlu kiminle görüşüldüğü, hangi bilgi ve belgenin alındığı Rapor’da yoktur. Rapor’da bilgi ve görüş alındığı yazılı kurum ve kişilerin Adalar’daki fayton ve atlar konusunda bilgi ve deneyimleri belirsiz kalmıştır.

Rapor’da bilgisine başvurularak yaptığı bir sunumdan sözler aktarılan kaymakam Dr. Mustafa Ayhan kısa bir süre önce Adalar İlçesi’ne kaymakam olarak tayin edilmiştir. Kaymakam sunumdaki bilgileri Kaymakamlığa bağlı GTHM/İTOM’nden edinmiş olabilir ve elbette Adalar Kaymakamı kendisine aktarılan bilgileri Komisyona aktarma yetkisindedir, ancak Kaymakam’a bağlı GTHM/İTOM uzmanlarının görüş ve belgeleri Rapor’da yoktur, bu kuruma yalnızca Rapor’un 151. ve 152 sayfalarında ruam hastalığıyla ilgili tarama ve ruam nedeniyle itlaf edilen atlarla ilgili sayılar hakkında gönderme yapılmıştır, oysa Adalar’daki atların varlığıyla ilgili bu müdürlüğün bilgi ve sorumluluğu bu birkaç sayının çok ötesindedir, çok ötesinde olmalıdır.

Kaymakam’dan alınan bilgilerin eksikliği

Kaymakam’ın uzmanlığı ve mesleği olması gereken, yasaların uygulanması konusunda ise Komisyon, Kaymakam’a ne Adalar’da fayton, atlar ve motorlu araçlar konusunda uygulamaktan sorumlu olduğu ama uygulamadığı yasaları sormuş, ne de Kaymakam’ın kendisi bu konudaki yetersizliğini bildirmiştir. Buna karşılık aynı Kaymakam uygulamakla yükümlü olduğu yasaları uygulamayışı hakkında değil, Adalar’da olmasını istediği motorlu araçların yasallaştırması konusunda Komisyon’a açıklamalarda ve tavsiyelerde bulunmuştur. Komisyon’un da bunu böylece kabul etmiş olması Komisyon üyelerinin TBMM gibi bir yasama organında sorumlu ve yasalarla ilgili olarak milletin vekillerinin kendilerine verdiği görevi yerine getirmekten yoksun olduklarını göstermiştir.

Rapor’da 40. sayfada Kaymakam’ın “Sorunların çözümü için ada sakinleri ve faytoncularla birlikte çalışmalar yapıldığı, faytonların sayısının azaltılmasının ve sadece sınırlı sayıda faytonun Lunapark Meydanı denilen bölgede kullanımının amaçlandığı, faytonların yerine elektrikli araçların ikame edileceği” şeklindeki ifadesi, Kaymakam’ın kendi görevini ihmal ederken Adalar için ulaşım planı hazırlama girişiminde bulunmak suretiyle Komisyon’u, faytonların yasaklanarak motorlu araç trafiğinin yasallaştırılması konusunda iknaya çalıştığı görülmektedir. Üstelik sözü edilen “ada sakinleri”nin kimlerden ve hangi kriterle seçilmiş olduğu, hangi STK’dan bilgi alındığı bilinmediği gibi Dernek’ten ve “Ada, At ve Biz” Çalışma Grubu’ndan hiçbir görüş alınmadığı da ayrı bir konudur.

Komisyon, Kaymakamlık makamının yasaya ve mevzuata aykırı olarak 1995 yılında Adalar’da kamyon işletmeciliğine izin verdiğini, aynı yıl içinde İstanbul İl Trafik Komisyonu’ndan Adalar’da kamyon taşımacılığı leyhine olarak at arabalarını yasaklattırdığını ve nihayet Derneğin bu yasaya aykırı uygulamalara karşı savcılık, İçişleri Bakanlığı ve Danıştay seviyesindeki yasal mücadelesini de incelememiştir.

GTHM/İTOM sorumluluğuna ait olarak atların bakım, beslenme ve yaşam koşulları gerektiği gibi incelenmemiştir

Yine Kaymakamlığa bağlı Adalar İlçesi GTHM/İTOM’nün yetersizliği, bünyesinde hiçbir at uzmanı bulundurmayışı, atların bakımı ve denetimiyle ilgili görevlerini asla gerektiği gibi yerine getirmeyişiyle ilgili hiçbir şey söylenmemiş, Komisyon da bu yasaya aykırı durumu ne Kaymakam’a ne de GTHM/İTOM yetkili müdürüne sormuştur. Rapor’da da işin bu en önemli yanıyla ilgili hiçbir bilgi, hiçbir belge, hiçbir inceleme notu yoktur.

Oysa İAKTVKD birçok kez konuyla ilgili dilekçeler göndererek hem Kaymakamlık’tan hem de GTHM/İTOM’nden yazılı bilgi almış, bu makamları görevleri konusunda uyarmıştır. Ancak her iki kurumun yetkilileri de sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip Adalar’da fayton ve at varlığının denetimsiz kalması ve koşullarının kötüleştirilmesi, fayton ve at varlığının ortadan kaldırılması için yasal olmayan motorlu araç kullanımının yaygınlaşmasına göz yumulması dahil her türlü olumsuzluğun artması için çalışmıştır. Komisyon Raporu’nda bu ihlaller ve görev ihmallerinin hiçbiri konu edilmemiştir. Bu konuda İAKTVKD’nin yayınlarına, bu makamlara yaptığı başvurulara ve aldığı yanıtlara, Adalar Postası internet gazetesinden bakılabilir. [bkz. Ek]

Adalar İlçesi Kaymakamı’nın sunumunda Adalar İlçesi’nde faytonculuğun ve at bakımı ile kullanımının mevzuat kapsamında bulunduğu iddiası da doğru değildir ve Komisyon bu durumu incelememiş, faytonların ve sürücülerinin ruhsat ve ehliyetlerinin 10 yıla yakın bir süredir mevzuata aykırı olarak İBB tarafından yenilenmediğini ve bunun İBB tarafından faytoncu oylarını manipüle edebilmek için AKP politikası olarak sürdürüldüğünü görmek istememiştir. Dolayısıyla Komisyon Raporu’nun 39. sayfasında Kaymakam’ın gerçeğe aykırı olarak faytonlar için “süreç içinde mevzuat kapsamında bir işletim sisteminin kurulduğu” sözüne yer veren Komisyon, ilgili mevzuatın yetkili Kaymakam ve İBB tarafından işletilmediğini Rapor’da göz ardı etmiştir.

Ruam konusu

Komisyon, Kaymakamlığa bağlı Adalar GTHM/İTOM’nün görev ve ihmallerini incelememiştir. Adalar’da fayton koşumunda çalıştırılan atların Adalar’a girişinde ve Adalar’dan çıkışında —ölen atlar dahil— yapılması gereken sağlık kontrollerinin ve titizlikle tutulması gereken sağlık karnelerinin eksikliği bu müdürlüğün ruam konusunda da düzgün bir çalışma yapmasının olanaksızlığını göstermektedir.

Nitekim ruam konusunda Komisyon Raporu’na geçen sayılar hiçbir belgeye dayanmamaktadır ve abartılıdır. Rapor’un 39. sayfasında Kaymakam’ın “2011 yılından bu yana 621 atın bu hastalık sebebiyle itlaf edilmek zorunda kaldığı, karantina bölgesi kurulmasına rağmen ruam hastalığının önlenemediği” aktarılmaktadır ve Komisyon, Adalar’a giren kaçak at ve Adalar’da ölen at sayısında olduğu gibi ruam nedeniyle itlaf edilen at sayısını da hiçbir belgeye dayandırmamaktadır.

Düzgün ve titiz bir denetim çalışması yapamayan GTHM/İTOM’nün Adalar’daki atların sağlığıyla ilgilenmezken yalnızca salgın hastalık olarak ruamla ilgileniyor olması bu müdürlüğün sorumluluk ve çalışmasının ne derece sınırlı ve kısıtlı olduğunu göstermektedir. Üstelik ruam konusunun en önemli yanı, ruam incelemesine tabi tutulan atların tecrit edilebileceği yer konusudur. Komisyon Raporu’nda 39. sayfada “karantina” olarak sözü edilen “tecrit yeri”nin yetersiz olduğu belirtilip geçiştirilmiştir. Oysa konunun uzmanlarının her zaman belirttiği gibi en az 20 atı alacak şekilde en az 500-600 metre kare büyüklüğünde, üstü kapalı, kenarları açık ve tabanının özel şekilde döşeli olması gereken böyle bir tecrit yerinin İBB tarafından inşa edilmemiş olduğuna, bunu zorunlu kılması ve denetlemesi gereken Kaymakamlık ile ona bağlı GTHM/İTOM ve İBB’nin bu konudaki görev ihmallerine, Adalar Orman İşletme Şefliği’nin böyle bir yer tahsis etmemiş olduğuna Rapor’da yer verilmemiştir. Halbuki Adalar İlçesi’nde yalnızca Büyükada’da küçük ve yetersiz olsa da karantina için bir tecrit yeri mevcut olduğu halde, daha sonra bu tecrit yeri ihtiyaca göre iyileştirilmek bir yana, köpek barınağına dönüştürülerek kullanımdan çıkarılmıştır. Fayton atlarının karantina uygulaması yapılabilecek bir tecrit yeri yoktur. Rapor’un 39. ve 40. sayfasında çok açık bir şekilde görülen bu görev ihmali “Ruam hastalığının temel sebebinin adaya getirilen atların karantina bölgesine alınıp arındırılmadan ya da kan testine tabi tutulmadan Adalar’a getirilmesi olduğu ve Ada’daki atlara düzenli aralıklara ruam taraması yapılamadığı” şeklinde de yazılıdır.

Atların sağlığıyla birinci dereceden ilgili olmasına rağmen Komisyon incelemesinde eksik ve bu nedenle de Rapor’a yansımamış olan önemli konu şudur: GTHM/İTOM tarafından her at için bir sağlık karnesi, bir aşı sertifikası düzenlenmesi ve atlara tetanoz, zatürree, şarbon aşılarının zorunlu kılınması ve bunların denetlenmesi; sistemin düzgün şekilde sürdürülebilmesi için yılda en az iki kez düzenli denetim yapılması gereği, atların sağlığı, bakımı ve beslenmesi konularında at sahiplerine, faytonculara ve seyislere eğitim verilmesi gereği. Bu çok önemli denetim konularının hiç ele alınmamış olması Komisyon incelemesinin büyük eksikliğidir dolayısıyla Rapor’a da yansımamıştır.

Rapor’da Kaymakam’ın sunumuna dayanılarak 2011-2018 yılları arasında 611 olarak verilen ruama yakalanan ve itlaf edilen at sayısı, bu hastalığın Adalar İlçesi’ndeki yaygın denetimsizliğe rağmen insana bulaşan bir salgına dönüşmediğini ve kolayca bertaraf edildiğini de göstermektedir. Ruam hastalığı elbette bir tehlikedir, hayvanlardan insanlara bulaşan kuduz vs. gibi ölümcül olabilecek ve önlenmesi gereken bir hastalıktır. Ama Adalar İlçesi’nde son yıllarda ruam hastalığı tehlikesi abartılarak ve atların yok edilmesi gerektiği şiarı için kullanılmaktadır. Hayvanlarda görülebilen hiçbir hastalık belli bir hayvan türünün belli bir bölgede bile olsa tümden ortadan kaldırılmasını gerektirmez; ne böyle bir yasa vardır ne de böyle bir uygulama vardır. Özellikle at gibi İstanbul dahil Türkiye’nin her yerinde insanlarla birlikte yaşayan ve yalnızca insanlarla birlikte çalıştırılarak varlığını sürdürebilen bir hayvan ruam olasılığı nedeniyle, Adalar’da faytonları ortadan kaldırıp Adalar’ı motorlu araç trafiğine açmanın bahanesi olamaz. Hayvan türlerinin hepsinde insan sağlığına zararlı, hatta ölümcül sonuçları olabilen hastalıklar vardır ve özellikle kesimlik hayvanlarda görülen salgın hastalıklar pekâlâ bilinirken, Komisyon bu önemli ayrıntıyı da incelememiş, Adalar’da faytonları yasaklamak için ruam hastalığını bahane olarak ileri sürmekle yetinmiştir. Ayrıca turizm sevdasıyla bunu da tam olarak yapmayıp Adalar’da fayton ulaşımını yalnızca turizm için serbest bırakmak önerisi bile Komisyon’un ne derece ilkesiz olduğunu ve amacının Adalar’ı motorlu araç kullanımına açmak olduğunu açıkça göstermektedir.

Kaldı ki attan insana geçebilecek bir salgın hastalık Adalar’da at varlığına son vermenin nedeni olarak görülüyorsa hayvandan insana doğrudan doğruya ya da gıda zinciri üzerinden geçen tehlikeli hastalıklar göz önüne alındığında, ülkedeki tüm hayvan nesillerinin ortadan kaldırılması gerekir. Önemli olan hastalıkların varlığı değil, bunların denetim altında tutularak bulaşıcı olmasının önlenmesidir.

Rapor’da 151. sayfada “Adalar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından rutin olarak yapılan denetlemelerde Adalar’da ruam (mankafa) hastalığının bulunduğunu tespit etmiş ve her yıl 6 ayda bir olmak üzere bu denetimleri yaparak ruam tespit edilen atların itlafını gerçekleştirmektedir. Bu kontroller sonucunda 2019 yılı Nisan Ayı itibari ile Adalar’da 2011 yılından bu yana 621 at itlaf edilmiştir. Birçok önlem alınmasına rağmen ruam hastalığı henüz önlenememiştir. Ruam hastalığının önlenememe sebebi olarak Adalar’a atların kaçak yollardan, gerekli muayene ve analizlere tabi tutulmadan kontrolsüz olarak getirilmesidir.” denilmekte ancak Adalar gibi sınırları belirli meskun mahalde gündelik olarak fayton çekme işine çıkan atların, kaçak, muayenesiz, analizsiz ve kontrolsuz olmasının tamamen Kaymakamlık, buna bağlı GTHM/İTOM ve Adalar Belediyesi’nin görev ihmali olduğuna değinilmemekte, yasaları uygulamayarak gerekli önlem ve denetimleri savsaklayan yetkililerin sorumsuzluklarının faturası atlara ve faytonlara çıkartılmaktadır.

Adalar Belediyesi’nin sorumsuzluğu

Komisyon Adalar’daki atların sağlığıyla Adalar Belediyesi’nin yetkili ve sorumlu olduğunu da incelememiştir. Adalar Belediyesi veterinerlik birimi vardır ama bu birim yıllardan beri atların sağlığıyla ilgili hiçbir destek vermemektedir. Bunun için ileri sürülen gerekçe belediyenin yalnızca sahipsiz hayvanlarla ilgilenmekle yükümlü olduğudur. Böyle bir gerekçenin büyük bir at varlığı olan Adalar İlçesi’nde ne derece büyük bir sorumsuzluk olduğu bir yana, belediye veteriner hekimi sahipli kedi ve köpeklere de hizmet vermektedir. Bunun arkasında yatan gerçek, Adalar Belediyesi’nin Adalar’da fayton ve atlardan “kurtulmak” istemesi ve inşaatların artmasıyla kendi gelirinin de artacağı hesabıyla Adalar’da motorlu araç trafiğini destekliyor olmasıdır. Nitekim bu belediye, yasak olmasına rağmen motorlu araç trafiğini oluşturan kamyonları 2005 yılından başlayarak Kaymakamlık’la birlikte desteklemiş, 2009 yılından beri de elektrik şarjlı motorlu araç kullanımının yaygınlaşması için çalışmıştır. Adalar Belediyesi’nin atlar konusunda yaptığı tek iş, ölen atların kepçeyle taşınarak gömülmesidir ve bunun da hiçbir kaydı tutulmamaktadır. Komisyon incelemesinde Belediye’yle ilgili bu önemli konuya da hiç eğilmemiş olduğu gibi, Adalar’da atların dışındaki sahipli ve sahipsiz hayvan varlığıyla ve çok önemli bir konu olan Adalar’daki yaban hayvan varlığının, göçmen kuşların konaklama alanların korunması vb. gibi konularla da ilgilenmemiştir.

At ölümleri

Rapor’un 153. sayfasında Adalar’daki at ölümleriyle ilgili şöyle denilmektedir: “Adalar, özellikle Büyükada’da büyük tur güzergâhı yaklaşık 12 kilometre olup, bu güzergahta dik iniş ve çıkışlar da bulunmaktadır. Özellikle kiralık durumdaki faytonlar sadece ticari amaçla çalıştırıldığı için, atlara ne kadar yüklenildiği düşünülmeden kullanılmakta ve buna atların bakımlarının iyi yapılmaması da eklendiğinde at ölümlerinin sayısı yılda 350-400 at seviyelerine ulaşmaktadır.”

Rapor’daki bu ifade Komisyon’un hem bilgisizliğini, hem inceleme yapmaktaki yetersizliğini hem de kötü niyetli taraftarlığını göstermektedir; şöyle ki: faytonlar dünyanın her yerinde ticari amaçla çalışmaktadır. Satış bedeli 10 bin TL civarında olan bu atların sahipleri ve bakıcıları tarafından kolayca ucuz sarf malzemesi olarak kullanılması ziyadesiyle saçma bir iddiadır. Kaldı ki Komisyon üyeleri Adalar’daki tüm atların bakımsız ve kötü durumda olduğunu iddia ederek, sahipleri tarafından son derece iyi bakılan, sağlam ve sağlıklı atların ezici çoğunluktaki toplam sayısını, görmezden gelerek gerçeği çarpıtmıştır. Raporu hazırlayanlar, idarenin eksiklerini ve ihmallerini görmezden gelerek faturayı faytonlara ve atlara çıkartmak istemektedir. Eğer Komisyon atlara kötü bakıldığını tespit ettiyse Rapor’da iyi bakımın ne olduğunun tanımlanması ya da en azından bunu tanımlayan uzman işi yazı ve kitaplara işaret etmesi ama daha da önemlisi atlara iyi bakılmasından sorumlu resmî kurumların şu anda geçerli yasalara göre görevlerini neden yapmadıklarını sorgulaması gerekirdi. Bu eksiklik Komisyon’da attan anlayan ve dünyadaki örneklerden ve onları koruyan yasa ve yönetmeliklerden haberdar olan hiçkimsenin bulunmadığını ve Adalar’da geçerli yasaları ve bunların uygulanmasını dahi düşünemeyen bir Komisyon’un elbette hiçbir yasa önerisi de hazırlayamayacağını göstermektedir.

Rapor’da 153. sayfada yazılı şekliyle, Adalar’da ölen at sayısının yılda 350-400 civarında olduğu iddiası da doğru değildir. Dernek, Adalar Belediyesi ve GTHM’nden yazılı dilekçelerle bu sayıyı öğrenmek istemiş ancak her iki kurum da hiçbir sayı verememiştir. Bu eksiklik kurumların titizlikle tutmaları gereken kayıtlar konusundaki görev ihmallerini gösterdiği gibi aynı zamanda yine resmî kurum yetkililerinin ilan ettikleri sayıların aldatıcılığını da göstermektedir. Konuyla yakından ilgili Derneğin gözlemleri ve edindiği bilgilere göre bu sayı Adalar’da at varlığını ortadan kaldırmak için abartılı olarak verilmektedir ve hiçbir belge ve veriye dayanmamaktadır. Adalar gibi dört tarafı denizle çevrili küçük bir ilçeye at giriş-çıkışını hiçbir şekilde denetleyemeyen kurumların Adalar’daki atlar konusunda herhangi bir güvenilir bilgiye sahip olmadığına da şaşmamak gerekir. Şaşılacak olan şey, bu yetkililerin sorumsuzca yanlış bilgi vermeleri ve yine şaşılacak şey Komisyon’un bu durumu ciddi şekilde incelemeyişi ve yanlışları olduğu gibi Rapor’a yansıtmasıdır.

Rapor’da iddia edildiği gibi yılda 350-400 at ölüyor olsaydı, her bir yıl boyunca ortalama olarak her gün birden fazla at öldüğü anlamına gelirdi ki bu gerçek dışı bir iddia olup hiçbir belgeye dayanmamaktadır. Bu abartılı hayali sayı faytonların yasaklanması için basında çıkartılan bazı haberlerde 800’ü bile bulabilmektedir.

Öte yandan Adalar’da hastalanan ya da yaralanan atların sahipleri tarafından gözden çıkararak herhangi bir sorumluluk üstlenilmeden ve hiçbir kayıda tabi olmadan —Kaymakamlığın ve GTHM/İTOM’nün görev ihmali sonucunda— Adalar’dan çıkartılabildiği ve bunların yerine Adalar’a kısmen kayıtlı kısmen kayıtsız olarak yeni atların getirtilebildiği ve bunlarla ilgili sayıların ne olduğu konuları, Komisyon incelemesine değer görülmemiştir ve bu da Komisyon incelemesinin ne derece eksik ve yanlış olduğunu ve Rapor’un ne derece güvenilmez olduğunu göstermektedir.

Komisyon kayıt ve belgelere dayalı güvenilir bilgiler yerine, Adalar’da dolaşan dedikoduları Rapor’una koymakla yetinmiştir. Bu sorumsuzluğun bir örneği olarak yine Rapor’un aynı bölümünde şöyle yazılmıştır: “Kullanılan atların menşeinin belli olmaması, sorunun temelini teşkil etmektedir. Geçmişte at yarışı ya da farklı işlerde kullanılan atlar, bu alanlardaki kullanım ömürleri sona erdikten sonra faytonlara koşulabilmektedir. Bu noktada fayton atlarının yaşı, fiziksel kapasitesi ve sağlık durumu konusunda bir standart ya da tanımlanmış denetim mercii bulunmamaktadır.” Oysa sorun iddia edildiği gibi atların menşei, cinsi, standartlar vb. değildir, sorun, Adalar’daki atlarla ilgili bunlardan sorumlu resmî kurumların görevlerini yapmaması ve hiçbir düzgün kayıt ve karne tutmamasıdır. Kaldı ki hayvan hakları vesaireyle ilgili yasa tasarısı hazırlamakla ilgili olduğunu ilan eden bu Komisyon, atları fayton çekmekten çok daha fazla yoran ve atların erken yaşta ölmesine ya da tasfiye edilmesine neden olan ve bir spor olmaktan çok yaygın bir kumar olan at yarışlarını mercek altına alıp yasaklanmasını önermezken, Adalar’a turizm dışında fayton ulaşımı yasağı getirmek peşindedir. At yarışı için beslenen atların bakımı için ilgili bakanlık desteğiyle veteriner birimi ve at hastahanesi kurulduğunu bilmesi gereken Komisyon Adalar’da hiçbir at veteriner hekimi ya da at sağlığı hizmeti birimi, 2000’e yakın at bulunan bir ilçede bir tek at hastahanesi bile bulunmayışını sorun olarak görmemekte ve Rapor’unda bu önemli eksikliğe ve sorumsuzluğa yer vermemektedir.

Ölen atların gömülmesi ise Komisyon Raporu’nda ayrı bir yanlış yönlendirme işlevi görmektedir. Yine 153. sayfada Resim 18’in alt başlığı olarak “Adalar’da Ölen Atların İlçe Belediyesi Tarafından Gömülmesi” olarak konulmuş fotoğrafta, bir at ölüsünün kepçeyle nakli Adalar’a özgü insafsızca bir davranışın ispatı gibi verilmektedir. Oysa atlar ortalama olarak 400 kg’lık ağır hayvanlar olduğu için, ölen atlar yarış yerinde, orduda, özel çiftliklerde, dünyanın her yerinde bu şekilde taşınıp gömülmektedir. Fotoğrafta görülen sahne Adalar’a özgü değildir. Ada faytonlarına ait özel bir durum olmadığı halde bu fotoğrafla ve benzer şekilde Rapor’da Resim 19’da “Orman İçinde Ölen ve Parçalanan At” fotoğrafıyla bilgi vermek değil, duygu sömürüsü yapılmaya çalışıldığı açıktır.

Ölen atların ne yapılacağını bir talimatnameyle belirlemek gerekirken, yıllardır böyle bir talimatnameyi yürürlüğe koyup uygulamayan yetkililere bir eleştiri getirmeden bu tür fotoğrafların Rapor’a konulmasının amacı, tamamen yanlış bir teze dayanan yasa önerisini merhamet duygusu yaratarak oldu bittiye getirmeye çalışmaktan öte değildir.

At ölümlerinin nedeni olarak fayton kazaları konusu

Rapor’un “33.3.3 At Ölümü Vakasının Çok Fazla Olması” bölümünde (153. sayfada) at ölümleri ve fayton kazalarının nedeni olarak gerçekle ilişkisi olmayan “trafik yoğunluğu” gösterilmiştir. Rapor’da en önemli sorunun at ölümlerinin yüksekliği olduğu, bunun da atların aşırı kullanımından kaynaklandığı, “trafik yoğunluğu nedeniyle zaman zaman faytonlarla bisiklet ya da akülü araçların çarpıştığı, Büyükada’da 2200 kiralık bisiklet bulunduğu, akülü araç ve fayton trafiği ile nüfusun zaman zaman adanın sirküle edeceği nüfusun yirmi katına ulaşmasının, sekiz kilometrelik tur mesafesi içinde trafik karmaşasına yol açtığı, bu kadar yoğun trafiğin de kazalara ve at ölümlerine yol açtığı” iddia edilmektedir.

Bilindiği gibi Adalar’da motorlu araç trafiği yasaktır, bu yasağın uygulanması Kaymakamlığın görevidir oysa ki Kaymakamlık yazılı dilekçelere verdiği yazılı yanıtlarda görevi kabul etmekte ancak mevzuatı ısrarla uygulamamaktadır. Şu anda görevli Kaymakam’dan bir önceki görevli Kaymakam’a, yasağı niçin uygulamadığı sorulduğunda verdiği “fiili durum var, hiçbir şey yapamam” sözü, bu makamın görevi ısrarla ihmal ederek motorlu araç kullanımı konusunda geri dönüşü olmayan bir “doğal hal” yaratmak peşinde olduğunu göstermektedir.

Adalar’da kiralık bisiklet konusu

Dernek yalnızca yayalara ve fayton ulaşımına ayrılmış Ada yollarının bisiklet parkuru olmadığını, Adalılar’ın çok sayıda bisiklet kullandığını ve bunun hiçbir sorun yaratmadığını tespit etmiştir. Ancak kiralık bisiklet ticaretinin Ada yollarının kullanımını bozduğu da birçok kez belirtilmiş olmasına rağmen kiralık bisiklet, bu ticareti desteklemenin kendilerine oy sağlayacağı sanısıyla olsa gerek, Adalar Belediyesi ve güvenlikten sorumlu Kaymakamlık tarafından desteklenmiştir. Kiralık bisiklet konusunda Adalar Belediyesi tarafından göstermelik bir yönetmelik yayınlanmışsa da sorunu çözmek yerine “doğallaştırmak”tan başka bir işe yaramayan ve hiçbir şekilde uygulaması denetlenmeyen bu yönetmelik, Adalar’da yaşanan çok sayıdaki bisiklet kazalarını önlememiştir.

Adalar’da bir fayton talimatnamesi ya da yönetmeliği çıkaramayan Adalar Belediyesi’nin uygulayamadığı ve denetleyemediği bir bisiklet yönetmeliği çıkartmış olması, bu belediyenin fayton ve atlardan kurtulmak istediğinin başka bir belgesidir.

Rapor’da iddia edilen faytona koşulu atların aşırı kullanımının ya da çok sayıda at ölümünün neye dayandırıldığı tamamen belirsizken, yalnızca Adalar’da ikameti olan ve yürüyemeyecek derecede hasta ve yaşlı olanlar için izin verilmesi gereken ama 10 yıl gibi kısa bir süre içinde sayıları binleri bulan, ehliyetsiz çoluk çocuğun ve sapasağlam yetişkinlerin her türlü mevzuata aykırı akülü araç kullanımına ve bunların neden olduğu kazalara ve keşmekeşe ısrarla yer verilmemiştir.

Komisyon’un hayvanları tasnif çabasında at hayvanına yer bulamayışı

Rapor’un 82. sayfasında Komisyon’un hayvanları “ev hayvanı”, “yaban hayvanı”, “şehir hayvanı”, “çiftlik hayvanı” olarak tanımlama çabası, “Ayrıca konu uzmanlarının görüşü doğrultusunda uygun görülecek diğer sınıflandırma ve tanımlamalar eklenmelidir.” şeklinde kendisini sınırlama gayretine rağmen, hakkında yargılarda bulunup kararlar ürettiği atı tanımadığını bir kez daha göstermektedir zira doğası gereği at, ne ev, ne yaban, ne şehir, ne de çiftlik hayvanıdır. At, sporundan ordusuna, yarışından yük taşımasına, terapi için kullanılmasından araba çekmesine, çift sürmesinden binek olarak kullanılmasına kadar, bir “hizmet hayvanı”dır. İşlevsizken bakılabilen bir “pet” kesinlikle değildir. Türkiye’de doğadaki at, çiftçilere zarar verdiği için vurulan bir “zararlı” ve yakalanıp, yasal olmasa da kasaplara satılan bir et hayvanıdır. Yılkı atlarıysa sahiplidir ve zaman zaman doğaya bırakılan, zaman zaman hizmet hayvanı olarak kullanılan atlardır ve atlar için kısmen de olsa Adalar’da da mevsimlik olarak benzer bir uygulama vardır.

Kaldı ki tüm hayvanlarla ilgili mevzuatın doğru yapılabilmesi ve uygulanabilmesi için, serbest yaşayan hayvanlar için “şehir hayvanı” ve “yaban hayvanı” tanımları çok incelikli yapılmalı, bu hayvanlara yönelik denetim, hizmet, acil eylem planlarında yetki ve sorumluluk mercii açıkça belirtilmelidir; kaldı ki Komisyon Raporu’nda atlar hakkında olduğu gibi diğer hayvanlar için de bu önemli farklılıklar ve buna bağlı olarak mevzuata yansıyacak resmi kurumların sorumlulukları tamamen eksiktir.

Nitekim Rapor’un 110. sayfasında “kanunda “güçten düşmüş hayvan” tanımlaması yapılmış, ancak bu tanımlama sadece “yük ve binek hayvanları” ile sınırlı tutulmuştur” ifadesiyle yetinilmiş, yük ve binek hayvanlarından bu tanıma girenler için alınacak önlemler belirtilmemiş olduğu gibi, Komisyon’un incelemesinin kedi ve köpek ağırlıklı olması nedeniyle Rapor’da getirilen önerilerin atlarla ilgili olabilecek yanı ele alınmamıştır.

Dolayısıyla Rapor’da “sahipsiz ve güçten düşmüş hayvan”lara yapılan atıf pek çok açıdan karşılıksız kalmaktadır. Yürürlükteki mevzuatta yaşlılık, engellilik, kronik hastalık ya da başka bir nedenle yaşamını kendi başına idame ettiremeyen ve sahiplendirilememiş hayvanların bakım hizmetlerine yönelik bir hüküm bulunmamaktadır ve bu konu atlar için de incelenmemiş ve düşünülmemiştir.

Atlar için padok alanı gereği ve orman arazisinden tahsisi konusu

Rapor’da Adalar’da hizmet gören fayton atları için gerekli olup yıllardır yetkililerce tahsis edilmemekte ısrar edilen padok alanı, hayvan hakları başlığı taşıyan bu Rapor’da ısrarla, tek kelimeyle olsa dahi konu edilmemiştir.

Konuyla ilgili “15. HAYVAN BAKIMEVLERİ İÇİN HAZİNE VEYA ORMAN ALANLARININ TAHSİSİNDE BEDEL ALINMAMASI” bölümünde “bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait arazilerin öncelikle tahsis edileceği, altıncı fıkrasında hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen…” şeklinde alıntılanan yasal zorunluluk, pekâlâ Adalar’daki atlar için elzem olan padok alanı için de geçerlidir. Rapor’un daha 2. sayfasında hayvanların hayatlarını korumak, devam ettirmek, yaşama saygı göstermek konularından bahisle Şam’daki Yeşil Mera örneği verildiği halde, Adalar’daki fayton atları için resmî başvurulara rağmen 10 küsur yıldır sağlanmayan padok alanı konusunda Rapor’da hiçbir öneri getirilmemiş olması ve atlara hayatları boyunca bakılıp besleneceği meralar oluşturmayı önermek yerine, faytonları yasaklamaktan başka hiçbir öneri getirilmemesi, Komisyon’un ne derece çelişkili ve tutarsız bir yaklaşımla bu Rapor’u hazırladığını göstermektedir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (yeni adıyla Tarım ve Orman Bakanlığı) çok daha az atın bulunduğu Kocaeli İli gibi yerlerde özel At Hastahanesi kuruyor ve veterinerlik hizmeti veriyor olmasına rağmen atların bakım ve sağlığı için Adalar’da barınan 2000’e yakın sayıdaki bu ülkenin en büyük at varlıklarından birini desteklemek için hiçbir girişimde bulunmamıştır. Devletin ve konuyla ilgili kurumların yetki ve sorumluluğu olan ve yıllardır Adalar’daki at varlığını yok etmek için kasıtlı olarak yasal görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen bu kurumların görevlerini ihmal konusuna, en ufak şekilde bile olsa Rapor’da yer verilmemiştir. Dernek, Adalar’da yasak olmasına rağmen at ve faytonunun ikamesi olarak motorlu araç kullanımına göz yumulması konusunda 07.04.2015 tarihinde Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş ancak İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından görev ihmalleriyle ilgili soruşturma açılması engellenmiştir.

1.2. Komisyon araştırmasının kasıtlı taraftarlığı

Rapor’da 29. sayfada belirtildiği üzere Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) adlı bir STK toplantıya davet edilmiş ve kendilerinden bilgi alınmıştır. Adalar’daki atların yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda şimdiye kadar hiçbir ilgi göstermemiş ve hiçbir girişimde bulunmamış ve yalnızca Adalar’daki atların ortadan kaldırılması propagandası yapan bu dernekten başka bir STK da Komisyon tarafından görüşmelere çağrılmamış ve bilgi için başvurulmamıştır. Oysa Komisyon’un özellikle Adalar’da atlarla ve faytonlarla ilgili yıllardır çok sıkı çalışmalar yapan Derneği pekâlâ biliyor olması gerekir. Komisyon’un bu Dernek’le hiçbir ilişki kurmamış ve Derneğin Adalar Postası’nda yayımlanan hiçbir yazısına ve açıklamasına, resmi makamlara verdiği dilekçelere ve alınan yanıtlara Raporu’nda yer vermemiş olması Komisyon’un ne denli kasıtlı bir taraftarlık içinde hareket ettiğini ve sadece tek bir STK’nın sözcülüğünü üstlendiğini göstermektedir. TBMM tarafından inceleme yapmakla görevlendirilen bir Komisyon’un kasıtlı taraftarlığı TBMM’nin saygınlığına halel getiricidir.

Komisyon, Rapor’un 33. sayfasında üniversitelerin veteriner hekimliği, psikoloji, hukuk alanında çalışmalar yürüten akademisyenlerin Komisyon toplantısına katkı sağladıklarını, Yasama İzleme Delegasyonu bünyesinde çeşitli derneklerden konuşmacılar ile hayvan haklarının korunması hususunda görev yapan derneklerin temsilcilerinin toplantılarda yer aldıklarını, STK’ları davet ettiklerini iddia etmektedir. Oysa Komisyon STK olarak yalnızca HAYTAP’tan “Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi” temsilcisi Elif Narin’i davet edip görüş alındığını belirtmiştir ve bu kişi Adalar’da fayton ulaşımının yasaklanması konusunda militan davranışların öncüsü ve Komisyon’un oluşmasında girişimci olmakla belli bir görüşün taraftarı olarak konunun gerektiği gibi ele alınmasında ve incelenmesinde asla temsil dengesi ve yetkisi yoktur.

“Atlı faytonlar, yaşanan sorunlar ve faytona koşulan atların yaşam hakkı ihlalleri hakkında” gibi başlıklarla gerçekle ilgisi olmayan kışkırtıcı haberler yayan HAYTAP ve taraftarlarının ileri sürdükleri sloganların Komisyon Raporu’na incelenmeden aynen yansıtılmış olması Komisyon’un oluşumuna da kuşkuyla bakılmasına neden olmaktadır.

Fayton sayısının çok fazla olduğu iddiası

Komisyon, Adalar’da bisiklet dışında yegâne yasal ulaşım aracı olarak kullanılan fayton sayısının hangi gereksinime cevap verdiğini incelememiştir ve Rapor’da da bu konuda belgelere dayalı hiçbir bilgi yoktur. Bu konuda belgelere ve güvenilir verilere dayanan bir inceleme yapılmadan, hangi sayıda neyin hangi gereksinime cevap verdiği incelenmeden, Rapor’un 152. sayfasında “fayton sayısı çok fazladır” iddiası temelsizdir. Ama bu iddia temelsiz olması ötesinde, çok bilinen belli bir planın, Adalar’ı motorlu araç trafiğine açma planının ayağıdır. Nitekim uzun yıllardır (1994-2019 yılları arasında) İBB yönetimini elinde tutmuş olan RP’li ve AKP’li yöneticiler, Büyükada’da fayton sayısının 226’dan 86’ya indirilmesi ve böylelikle ulaşımın sağlanması gereği olarak motorlu araç ihtiyacını kabul ettirmek için çalışmış, bunu açıkça ilan etmiş ve uygulama girişiminde bulunmuştur. 10 yıldır Adalar Belediyesi yönetimini elinde tutan CHP’nin de farklı bir politikası olmamıştır. Bu girişimlerden bugüne kadar sonuç alınamamasının nedeni, bu heveslerin 2863 sayılı yasaya dayalı SİT Alanı korumasına aykırı olmasıyla ilgilidir ve nitekim idare mahkemeleri ve Danıştay kararları bu hevesleri engellemiştir.

Adalar Belediyesi yönetimi ANAP’lı ve AKP’li yöneticilerin elinde 15 yıl boyunca (1994-2009 yılları arasında) ve 2009 yılından bugüne kadarki 10 yıl boyunca CHP’li yöneticilerin elinde, AKP’li İBB Başkanlığı ve UKOME ve TUHİM gibi konuyla ilgili müdürlüklerin, fayton sayısını azaltarak Adalar’ın motorlu araç trafiğine açılması hedeflerini desteklemiştir. SİT Alanı’nı koruyucu yasa ve kararların siyasi partilerin bu eğilimlerini engelleyici olması, bu siyasetçileri ve yöneticileri asla etkilememiş, heveslerinden caydırmamıştır.

Komisyon incelemelerinde ve Rapor’unda, kendisinin bir yasa değişikliğiyle Adalar’ın SİT Alanı özelliği olarak motorlu araç yasağını bu kez TBMM kararıyla ortadan kaldıracak girişimi olması nedeniyle tüm hedefin bu olduğunu ve bu hedefin yıllardan beri ne şekilde gündeme getirildiğine hiç yer vermemiştir çünkü Komisyon da aynı hedefin bir parçasıdır.

Adalar’a Kaymakam kararı ve İçişleri Bakanlığı izniyle kamyon çıkartılması ve böylelikle motorlu araç trafiği yolunun açılmasının 1995 yılına rastlaması yani RP’nin —daha sonraki AKP’nin— İBB yönetimine gelmesiyle ve İstanbul’un tüm ilçelerinin eskiye oranla çok daha geniş biçimde inşaata ve dolayısıyla yıkıma açılmasıyla, SİT Alanı koruma yasa ve kurallarına aykırı uygulamalarla eş zamanlı olması tesadüf değildir. Komisyon, bütünüyle göz ardı ettiği bu gelişme ve eğilimleri destekleyen bir Rapor ve bunun sonucunda bir yasa değişikliği için çalışmıştır.

Atların meskûn alanda ve orman alanında serbest dolaşması konusu

Adalar’da bulunan at sayısının fazlalığı ve özelikle kış aylarında başıboş olarak atların araziye salınması elbette önemli bir sorundur ama bu asla Rapor’un 152. sayfasında ileri sürüldüğü gibi fayton sayısının çok fazla olmasıyla ilgili değildir, atların bakım ve ihtiyaçlarıyla ilgili padok alanı gibi elzem bir altyapının ısrarla sorumlu makamlarca savsaklanmış olmasıyla ilgilidir. Dolayısıyla Rapor’da ifade edilen “başıboş bırakılan atlar aç kalarak çöp konteynerlerini karıştırmakta, ada sakinlerinin bahçelerine girmekte ve sahile, yerleşim alanlarına inmektedirler” gibi sözler, istenmeyen bir sonucu, nedenini incelemeden ve özellikle bu konuda yeterli yasaların uygulanmamasından kaynaklanan sonucu, taraflı bir hedefe alet etmek için kullanmak gibi, hiçbir ciddi incelemede olmaması gereken çarpık bir yaklaşımı sergilemektedir. Gerekli altyapının kurulmaması nedeniyle yaşanan bu sorun, Rapor’da atların ortadan kaldırılması tezi için kullanılmaya çalışılmıştır. Atların boş zamanlarında salınabileceği, dinlenebileceği çayır ve padokların olmaması sorundur. Hayvan haklarını araştıran Komisyon’un bu eksiği raporlamaması ve talep etmek yerine bundan şikâyet etmesi büyük bir hata olduğu gibi, sergilediği bu tavır Komisyon’un daha işin başından faytonları yasaklamak hedefiyle yola çıkmış olduğunu göstermektedir. Türkiye’deki tüm hayvanların durumunu incelediğini iddia eden Komisyon Raporu’nun 78. sayfasındaki iki küçük fotoğraf dışında hayvanlarla ilgili tüm fotoğrafların Büyükada’daki bakımsız, yaralı ya da ölmüş atlara ya da yetersiz at barınaklarına ayrılmış olması dahi bu Komisyon’un hedefinin ne olduğunu görmek için yeterlidir.

Rapor’da gerçek bir tablo çiziyor görüntüsü altında hali hazırda geçerli yasaların kasıtlı olarak uygulanmıyor olması ve sorumluların görev ihmallerinin gizleniyor olması, merhamet uyandırma çabasıyla kaleme alınan şu ifadede de dikkat çekicidir: “Ayrıca yollara da dışkılayarak çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Başıboş olan bu atlardan ormana girenler bazen oralarda ölmekte ve cesedine ulaşılamayan hatta farkına varılmayan atlar ciddi bir koku oluşturmaktadır. Ormanda bulunan başıboş köpekler tarafından parçalanarak öldürüldüğüne hatta ormanda parçalanan atların kemiklerinin insanların kullandığı gezi güzergâhında bulunduğuna da rastlanmıştır. […] Faytona gereksinimin kalmadığı ya da azaldığı kış aylarında bu hayvanlar kendi hallerine bırakılarak aç kalmakta, herhangi bir sağlık hizmeti alamamakta, her tür istismara açık hale gelmektedir. Yapılacak mevzuat düzenlemesiyle, kayıt ve denetim süreçlerinin güvence altına alınması gerekmektedir.” Rapor’un 152. sayfasındaki bu tespitler doğrudur ancak Komisyon’un Rapor’a “Yapılacak mevzuat düzenlemesiyle, kayıt ve denetim süreçlerinin güvence altına alınması gerekmektedir.” şeklinde koyduğu bu cümle, geçerli yasaların zaten bu “kayıt ve denetim”i bugün bile zorunlu kıldığını ve yeni bir yasa ve düzenlemeye gerek olmadığını gözden kaçırmaya çalıştığını göstermektedir.

Adalar’daki atlarla ilgili tüm uygulama eksiklikleri ve görev ihmalleri için dikkate alınması gereken yasalar şunlardır:

  • 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu,
  • 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu,
  • 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu,
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu,
  • Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği,
  • Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği,
  • Ruam Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği,
  • TC Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Genelgesi (19.03.2019 tarihli),
  • Tek Tırnaklı Hayvanların Tanımlanması ve İzlenmesine Dair Yönetmelik (20.02.2018 tarihli bu yönetmelik 31.12.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir)
  • “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu”nun konuyla ilgili 151., 177., 181. ve 182. maddeleri.

Komisyon incelemelerinde ve Rapor’unda Adalar İlçesi’ndeki hayvanların tümüne —göçmen kuşların konaklama yerlerinin tahribi, balık ve balıkçılık ve mercanlar gibi deniz canlılarının korunmasındaki— ve özellikle de atların korunması konusundaki denetimsizlik ve yetersizliklere bu yasaların uygulanmayışı açısından görev ihmallerine yeterince yer vermemiş, geçerli yasaların uygulanmasının Rapor’unda sıraladığı sorunları ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu gizlemiştir. Komisyon’un Rapor’unda Adalar’daki atlarla ve faytonlara koşulmasıyla pekâlâ yakından ilgili olan yukarıda saydığımız yasaların ve yönetmeliklerin hepsine atıf yapmamış olması dahi yaptığı incelemenin ne derece eksik ve yetersiz olduğunu göstermektedir.

Rapor’un 154. sayfasında Resim 20’nin altındaki “At Parlaması Sonucu Sürücünün ve Atların Öldüğü Bir Fayton Kazası” ifadesi de fotoğrafıyla birlikte Komisyon’un fayton yasaklama amacı için malzeme sergilemekte olduğunu belgelemektedir. Oysa dünyada at olan ve kullanılan her yerde bu tür kazalar olabilmektedir. Otomobil kazaları ve ona bağlı insan ölüm ve yaralanmaları fayton kazalarıyla mukayese edilemeyecek kadar fazla iken ve Türkiye’de son 10 yılda her yıl ortalama 7000 insan motorlu araç trafiğinde ölmüşken, hiç kimse bunun sonucunda motorlu araç kullanımını ve ulaşımını yasaklamayı önerememektedir. Motorlu araç trafiğindeki gibi fayton ve atlı araba kullanımında da kazalar, yasalar ve kurallarla ve bu yasa ve kuralların titizlikle uygulanıp denetlenmesiyle önlenir.

Vatandaş şikâyeti olarak adlandırılan gerekçe

Rapor’da 33.3.4. sayılı bölümde 154. sayfada “Vatandaş Şikâyetleri” başlığı altında “Faytonların sağlamlığı, sürücü davranışları, atların sağlık durumları ve aşırı çalıştırılması hakkında vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler” Komisyon incelemesinin gerekçeleri arasında sayılmıştır. Burada yanıltıcı bir şekilde vatandaştan geldiği söylenen yoğun şikâyetlerin neredeyse tamamının faytonların kaldırılması yönünde olduğu ifade edilmiştir. Rapor’un 153. sayfasında “Sadece 2017 yılında ve yalnızca İBB Beyaz Masa başvurularında 435 adet fayton konusunda başvuru olduğu, bunlardan üçünün faytonculardan geldiği, 432 başvurunun faytonların kaldırılması için olduğu bilgisi alınmıştır.” denilmektedir. Faytonlardan memnun olanların şikâyet başvurusu yapması söz konusu olamayacağına göre, faytonların kaldırılması için bunu gerekçe göstermek zaten başlı başına bir hatadır çünkü Komisyon’un şikâyette bulunmamış olan 12.000 Adalı’nın sadece 400 küsurunun şikâyetçi olduğuna bakarak faytonların devam etmesi ve Rapor’da tespit edilmiş bütün eksiklerin giderilerek faytonlu ulaşımın iyileştirilmesini önermesi çok daha gerçekçi ve tarafsız yani namuslu bir inceleme yapıldığını göstermiş olurdu.

At ahırlarının (tavlalarının) yetersizliği

Yine Rapor’un 155. sayfasında Büyükada’daki ahırları gösteren bir fotoğraf herşeyin mükemmel olduğu yanılsamasını yaratmaktadır. Oysa fotoğrafta görülen ahırlar daha baştan yani inşa edildiği tarihten beri İBB tarafından yetersiz bir kapasiteyle yapılmış, seyis barınağı projede olmasına rağmen hiçbir zaman inşa edilmemiş, hiçbir zaman gerekli tecrit (karantina) alanına projede dahi yer verilmemiş olmasına rağmen fotoğrafta bu eksikler görülmediği gibi Rapor’da da bu hususlara yer verilmemiştir. Üstelik resmî makamların, burada özellikle İBB’nin ve elbette gerekli ihtiyacı bildirip denetlemeyen Adalar Belediyesi, Kaymakamlık ve buna bağlı GTHM/İTOM’nün özen gösterdikleri hissi uyandırılarak görev ihmalleri saklanmıştır. Rapor’da bu gerçeklere yer verilmeyişi, sorumlu kamu yönetimlerinin bu eksikliklerin sonucunda Büyükada’da Yörükali ve Aya Nikola mevkilerindeki derme çatma at ve insan barınaklarından birçok fotoğraf kullanılmış olması, kasıtlı olarak yanlış bir algı oluşmasına hizmet etmektedir.

Rapor’da yazdığı şekliyle “Büyükada’da İSPARK AŞ Fayton Park Alanı dışında kalan barınaklar sağlık koşullarına uygun olmayan ve kaçak olarak inşa edilmiş yerleşkeler olup derme çatma, elektriği ve suyu bulunmayan, çamurlu yollara sahip yerlerdir. Ayrıca bu barınaklar çadır vb. oluşumlar olduğundan görüntü ve çevre kirliliğine de sebep olmaktadır. Bu tavlaların birçoğu hakkında Orman Şefliği tarafından yıkım kararı bulunmaktadır. (Adalar Kaymakamlığı 19.12.2017 ve 2017/6 toplantı kararı)” Oysa İSPARK at ahırlarının eksik kapasiteyle inşa edilmiş olması sonucunda ihtiyaca cevap verme arayışı içinde hiçbir resmî destek olmadan derme çatma da olsa yapılmış bu ek ahır alanlarının varlığına sorumlu yöneticiler yıllardır göz yummuştur. Bu alanların yıkım tehdidiyle yıllardır sürüncemede bırakılması hayvan ve insan haklarının da ihlal edildiğinin resmidir. Hal buyken bütün bunlar faytoncuların suçuymuş gibi Rapor’a yansıtılmıştır.

Dolayısıyla Rapor’un 33.3.5. bölümünde “At Tavlalarının Yetersizliği” olarak başlıklandırılan ve 151. sayfada “Tablo 15. Adalar’da Bulunan At Tavlaları/Barınakları ve Yaklaşık Kapasiteleri” şeklinde yer verilen bilgi İBB tarafından İSPARK ahırlarının gerçek ihtiyacın altında yapılmış olmasının açık hedefini, faytonları azaltarak Adalar içi ulaşımdan tamamen çıkartmak için 86 faytona göre ahır inşaatı yapılmış olmasını —yalnızca Büyükada’da 226 fayton varken!— ve üstelik diğer adalara hiçbir ahır yapılmamış olması gibi, yasanın emrettiği sorumluluğu göstermeden yasaya aykırı kasıtlı bir davranış örneğidir. Bu kasıt faytonculuğu mavzuat dışına, yasa dışına itme çabasından başka birşey değildir. Tıpkı Adalar’a at uzmanı veteriner hekim tahsisi ve at hastahanesi yapılmayışı ve bunun hiçbir zaman gündeme getirilmemiş olması gibi, at ahırlarının kapasite yetersizliği de Komisyon incelemesinde nedenleriyle birlikte açıklanması gerekirken, bu konu savsaklanan görevleri kasıtlı olarak saklamak için kullanılmıştır.

Projede olduğu söylenen seyis barınma alanlarının inşa edilmemesi, Adalar’daki kayıtsız atların kayıt altına alınmaması, Kaymakamlık, İBB ve Adalar Belediyesi’nin görevlerini ihmal etmesi yüzündendir. Her gün sokakta göz önünde olan atların kayıt dışı olması mümkün değildir. Yasaya aykırı olarak sayıları binleri bulmuş olan akülülerin Adalar’da herkesin gözü önünde dolaşması engellenmediği gibi, fayton atlarının da kaydının tutulmamış olması ve atın doğasına ait mübrem ihtiyacın yasaların emrettiği şekilde karşılanmamış olması kabul edilemez.

Atların faytonlarda çalıştırılma koşulları konusu

Rapor’un 158. sayfasındaki 33.3.6. sayılı bölümde “At Bakıcılarının Eğitimsiz, Yetersiz Olması ve Çalışma Koşulları” başlığı altında sayılan eksiklik ve hataların bugüne dek giderilmemesi sorgulanmadan, iyileştirme önerisi getirilmeden, hayvan hakları bugün geçerli mevzuata göre uygulamada sorumsuzluklar ve görev ihmalleri nedeniyle korunamazken, Komisyon’un tarif ettiği sorunun temelinde yatanlara hiç yer vermeyen bir yasa önerisi değişikliğiyle hayvan haklarının gelecekte korunabileceğini iddia etmesini anlamak mümkün değildir.

Hayvan neslini yok edecek her türlü müdahalenin yasak olması

Rapor’da da yer verilen hayvan neslinin korunması konusunda kanunun “Yasak Müdahaleler” kenar başlıklı 8inci maddesinin birinci fıkrasında bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahalenin yasak olduğu açıkça ifade edilmiştir. Türkiye’de işlevleri ortadan kaldırılan at ve eşeklerin sayısı kısa zamanda hızla azalarak nesli tükenme noktasına yaklaşmıştır. Yük taşıması yasaklanan eşekler Adalar’da ortadan kalktığı gibi, Türkiye çapında da eşek nesli neredeyse yok olmuştur. Bu durum kanunun vaaz ettiği yasal müdahaleler kapsamına girmekte ve açıkça suç teşkil etmektedir. Şimdi de aynı tehlike Komisyon’un fayton atları gibi hizmet hayvanlarının yasaklanması hedefiyle at neslinin tehlikeye düşmesidir.

Hayvan istismarı

Rapor’da 97. sayfada yer verildiği şekliyle “En sık karşılaşılan ihlallerden birisi de, kamuoyunda “dilendirme” olarak tabir edilen, yardıma muhtaç hayvanların sosyal medya ya da diğer iletişim kanalları üzerinden sergilenerek bu hayvanlar üzerinden usulsüz olarak kayıt dışı para toplanması eğilimidir. Açıkça hayvan istismarı olarak adlandırılabilecek olan bu durum, hem yarattığı belirsizlik nedeniyle, hem de insanlar üzerindeki bezdirici etkisinden dolayı süreç yönetimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tipteki eylemlerin ortaya çıkarılması ve engellenmesi için çalışmalar yapılmalı ve caydırıcı cezalar getirilmelidir.” Rapor’da yer alan bu tanım şaşırtıcı derecede faytonlar aleyhinde sürdürülen kampanyaları tarif etmektedir ve Komisyon bu çelişkinin farkında olmaksızın araç edildiği grubun taraftarlığını yapmaktadır. Fayton atlarının yaşamlarını sürdürebilmesi ve nesillerinin korunması, önemli bir meslek kolu olan faytonculuğun yaşatılmasına bağlıdır. Faytonculuğun yasaklanarak bu meslek kolunun yok edilmesi önerilirken asıl sorun, bu mesleğin düzgün icrası ve bunun için gerekli kaynak ve denetimin sağlanması zorunluluğuna Rapor’da yer verilmemesidir. Buna karşılık büyük bir çelişki içinde yine Rapor’un 105. sayfasında Komisyon’un savunduğu ve çalışmasına öncü edindiği HAYTAP derneğinin yaptıklarıyla tamamen örtüşen “konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin zaman zaman amacı aşan tavırları […] Bunun yanında çalışmalar sırasında fotoğrafı veya video kaydı alınan personel, sosyal medya gibi platformlarda paylaşılmakta ve gerçeği bilmeyen insanların hakaret ve aşağılanmalarına maruz kalmaktadır.” ifadesi yer almaktadır. Bu ifade fayton karşıtı kampanyalar yürütenleri ve bunların destekçisi HAYTAP’ı tarif etmektedir.

Komisyon’un hayvan haklarıyla ilgili eğitim konusunda yanlış kasıtlı yaklaşımı

Rapor’da 22. bölümde 124. sayfada “HAYVAN HAKLARI VE HAYVAN SEVGİSİ KONUSUNDA BİLİNÇLENDİRME ve EĞİTİM” başlığı altında hayvan haklarıyla ilgili okullarda eğitim konusuna yer verilmiştir ancak burada “Hayvanlara Adalet Derneği tarafından ilk ve orta dereceli okullarda 3 yıla yakın bir süredir sürdürülmekte olan” eğitim için bu derneğin hangi kriterlere göre seçilmiş olduğu ve verdiği eğitimin içerik ve pedogoji açısından yeterliliği ele alınmadan ve belgelenmeden o derneğin eğitimi sürdürmesi önerilmektedir. Ülke çapında yapılması gereken bir eğitimin, eğitim konusunda gerekli denetim olmadan, Komisyon tarafından bu şekilde öneriliyor olması hem Komisyon’un bu konudaki bilinçsizliğini ve yetersizliğini hem de taraftarlığını göstermektedir zira bu dernek “Adalar’da bir tek fayton bile kalmamalı” şeklinde propaganda yapan bir dernektir ve böyle bir yanlış yaklaşımın sloganını bu Komisyon körü körüne üstlenmiştir ve fayton atlarının sonunu getirecek bu söylemle tek taraflı olarak çocukların beyninin yıkanmasını savunmaktadır. (bkz: “Hayvan Hakları STK’leri: Adalar’da Tek Bir Fayton Bile Kalmamalı”, Bianet, 30.8.2019-10:59.
https://m.bianet.org/bianet/yasam/212429-hayvan-haklari-stk-leri-adalar-da-tek-bir-fayton-bile-kalmamali)

2. Komisyon’un geçerli yasalar ve bunların uygulanmayışı konusundaki duyarsızlığı

Adalar’da yasaların uygulanmayışı

SİT Alanı’nın korunmasıyla ilgili yasalar

İstanbul Adaları’nda Adalar içi ulaşım için yalnızca fayton ulaşımına izin verilmiş olması bu ilçenin bütünüyle çok yönlü SİT Alanı olarak ilan edilmiş olması, 2683 sayılı yasayla ve Anıtlar Yüksek Kurulu ilke kararları ve buna bağlı olarak Koruma Bölge Kurulu kararlarıyla korunuyor olmasıyla ilgilidir.

Bu yasa ve kararların zorunlu kıldığı Adalar içi ulaşım için ancak yaya, bisiklet ve fayton kullanımının olabileceği, motorlu araç kullanımının yalnızca kamu kurumları hizmeti için çok sınırlı olarak kullanabileceği, Derneğin konuyla ilgili olarak kamu kurumlarına verdiği dilekçelere alınan yanıtlarda ve İdare Mahkemeleri’nde açılan dava sonuçlarında ve Danıştay kararlarında tekrarlanmıştır.

Adalar İlçesi’nin bütünüyle SİT Alanı ilan edilmiş olması, 2863 sayılı yasanın koruması altında olması, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun ve buna bağlı Koruma Bölge Kurulu’nun kararları nedeniyle bu ilçede motorlu araç trafiğine izin verilemeyişi, faytonların yasaklanmasının ancak özel yeni bir yasayla mümkün olabileceği hevesinin nedeni olmuştur ve işte bu Komisyon Raporu da bu hevesin ürünüdür.

Nitekim Komisyon Raporu’nun 150. sayfasında da bu yasal belirleniş ifade edilmiştir:


[…] Adalar İlçesi’nin doğal ve tarihi yapısı nedeniyle Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 31/03/1984 tarih 234 sayılı kararıyla sit alanı bütünü olarak ilan edilerek; taşınmaz kültür varlıklarının muhtelif olarak korunmasının yanı sıra Adalar’ın bütüncül olarak tarihi yapısının korunmasının esas olması Adalar’ın tescilli yapıları ile tarihi yapısının devamının sağlanması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi amacı ile bir takım tedbirlerin alınması gerekmesi nedeniyle bütün yolların prensipte yaya yolu olarak belirlendiğine bu nedenle ilçenin kültür kimliği ve diğer özelliklerinin korunmasının bir gereği olarak Adalar genelinde motorlu taşıt trafiği olamayacağını ve Adalar’ın bu özelliği kısmi olarak dahi bozulamayacağına dair İstanbul Beş Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun Adalar’la ilgili trafik düzenlemelerini de içeren muhtelif kararları ve İstanbul İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 25.12.1998 tarih ve 138 sayılı kararı ile Adalar Belediyesi’nin Adalar İlçesi’nin trafik düzeniyle ilgili temel kararları şunlardır;
1- TC Kültür Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 31.03.1984 tarih ve 234 sayılı Adalar’ın SİT alanları bütünü olarak ilan edilen kararı,
2- İstanbul ili, İl Trafik Komisyonu Başkanlığı 25.12.1998 tarih ve 138 sayılı kararı,
3- Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 5. numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun;
a-) 25.12.2009/204 tarih 25.12.2009/2232 karar sayılı kararı
b-) 29.11.2010/252 tarih 29.11.2010 /2957 karar sayılı kararı
c-) 11.04.2011/278 tarih 11.04.2011/3261karar sayılı kararı
d-) 25.06.2013/110 tarih 25.0
6.2013/1310 karar sayılı kararı […]

Komisyon Rapor’unda bu yasal dayanağı zikredip Adalar’ın SİT Alanı olmasından ve motorlu taşıt yasağından söz ederken aynı Rapor’da Adalar’dan faytonların kaldırılması ve ulaşım için motorlu araç —elektrikli dahi olsa!— trafiğine geçilmesi gerektiğini önermektedir. TBMM yasama organının inceleme için tayin ettiği bu Komisyon yasaların uygulanmamasından şikâyetçi olmadan, uygulanmayan yasalar yerine kendine taraftar edindiği STK’larla birlikte bu STK’ların heves ettiği yasa değişikliklerini önermektedir.

Fayton işletmeciliği ve atların kullanımıyla ilgili yasalar

Tıpkı SİT Alanı’yla ilgili yasaları zikredip bunları aşmak için yasa değişikliği önermesi gibi Komisyon Rapor’unun 153. sayfasında Adalar’a denetimsiz (yani kaçak) at getirilmesi konusunda “Fayton işleten kişilerin farklı yollardan kolaylıkla yeni at getirebildiği, hastalanan veya yaralanan atları gözden çıkararak herhangi bir sorumluluk üstlenmeden yeni atları kullanabildiği anlaşılmaktadır.” diyerek yasaları çiğneyebildiğinden söz etmeyi başarmış ama yasaları uygulamayan kamu yöneticilerinin görev ihmallerini konu edinmemiştir. Oysa TBMM üyelerinin bilmeleri gerektiği gibi yasaları uygulamakla görevli yetkililerin ihmali bırakıp işlerini gereği gibi yapmaları çözümdür. Adalar’da fayton işletmeciliği ve atlarla ilgili tüm sorunlar faytonları kaldırmakla değil, resmi mercilerin görevlerini yerine getirmesiyle çözülür. Üstelik sadece fayton atlarının değil, tüm yük hayvanlarının insancıl kullanımı ve refahlarının esas alınmasına yönelik geçerli ve yeterli yasaların titizlikle uygulanması ve bunların temelinde eksik olan düzenlemelerin, ilişkili meslek odalarını da bağlayıcı talimatname ve yönetmeliklerin yapılması gerekmektedir.

Adalar’da konuyla ilgili uygulanmayan yasalar şunlardır:

  • Faytonculara ruhsat ve ehliyet verilmeyişi.
  • Bisiklet, kiralık bisiklet ve akülü denetimi olmayışı ve ilgili yasaların ve kuralların uygulanmayışı.
  • Kamyonlara verilen Kaymakamlık izninin yasaya aykırılığı.
  • Kamyon kullanımında ruhsat, ehliyet ve trafik muayenesi denetim eksikliği.
  • Kamu araçlarının trafik muayenelerinin eksikliği.
  • Kamu araçlarının özel amaçlı kullanımı.
  • Kaçak hayvan girişinin engellenmeyişi.
  • At barınaklarının denetimsiz ve zaten İSPARK AŞ’nin bu konuda yetersiz oluşu.
  • Kamyonlar lehine olarak at arabalarının kaldırılmasının yasaya aykırılığı.
  • At tavlalarının eksikliği.
  • Padok alanı tahsis edilmeyişi.
  • Orman arazisine yapılan kaçak barınakların engellenmemesi.
  • Atlar için nizamî tecrit (karantina) alanı olmayışı.

Bu konuların hepsi bu metinde daha önceki sayfalarda işlenmiştir.

Komisyon Raporu’nda 86. sayfada “Tek Tırnaklı Hayvanların Kimliklendirilmesi” bölümündeki öneri doğrudur ancak bu önerinin Adalar’da denetim altında bulundurulması bir yasal zorunluluk olan atlar için GTHM/İTOM’nün her at için ayrı tutulan bir karneyle bugüne kadar çoktan yapılmış olması gerekirdi. Komisyon bu görev ihmalini de Rapor’a yansıtmamıştır. Ama Komisyon, GTHM/İTOM’nün gerekli denetimi yapmayarak at karnelerini ve kendisinin uygulamaya koyduğu bir zorunluluk olarak her atta bulunması gereken “mikroçip”leri denetlemeyişini de —bu özellikle “kaçak” atlar konusu için çok önemlidir!— incelemeleri arasına almamış ve Rapor’a da yansıtmamıştır.

Komisyon’un dikkate almadığı diğer önemli yasalar

Komisyon Adalar’da fayton ulaşamını yasaklama hedefiyle hareket ederken hayvanların çok değişik işlerde hizmet hayvanı olarak kullanılmasını yasaklayan hiçbir yasa hükmü olmadığına dikkat etmemiştir. Atlar hizmet için kullanılan tek hayvan türü değildir ve üstelik sırf keyif için kullanılan çok değişik hayvan türleri vardır. Yasalarımız hayvan bulundurmayı, kullanmayı ve hatta kesip yemeyi de yasaklamamaktadır. Hayvanları korumayla ilgili yasanın “ikinci fıkrasında hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbî amaçlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümünün çıkarılıp alınamayacağı veya tahrip edilemeyeceği; üçüncü fıkrasında ev ve süs hayvanının dış görünüşünü değiştirmeye” yönelik davranışlar yasaklanmıştır ama hiçbir yasada atların araba çekiminde ya da binek hayvanı olarak kullanımları yasaklanmamıştır. Komisyon, dünyadaki hizmet hayvanları mevzuatının güncel örneklerinden de habersizdir (örneğin: https://ec.europa.eu/food/sites/food/files/animals/docs/aw_platform_res-lib_horses-guide.pdf)

Üstelik Komisyon’un çok büyük bir çelişkiyle Adalar’da fayton kullanımını değil, faytonların yalnızca turistik amaçlı olarak kullanılmasını önerdiğine ama fayton ulaşımını Adalar’da engelleyerek Adalar’ı motorlu araç trafiğine açmaya çalıştığına dikkat edilmelidir.

Hayvan haklarıyla ilgili olarak 60. sayfada “Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak” şeklindeki bir yasaklamanın, piyasada mal olarak tedavülde alınıp satılan hayvanlar olduğunu düşünmeden ve para ekonomisi dışında hayvan hediye etmenin ya da takas etmenin ne gibi anlamsız bir yasaklama olacağı Komisyon’un dikkatinden kaçmış olmalıdır. Tüm hayvanların mal ve hediye olarak tedavülde olduğu bir dünyada ve Türkiye’de bu Komisyon’un at hediye etmek gibi ülke kültüründe çok eskiden beri yeri olan bir şeyi yasaklamaya çalışıyor olmasını da anlamak mümkün değildir.

Rapor’un 62. sayfasında “Hayvanların korunması konusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Mala Zarar Verme” kenar başlıklı 151 inci maddesinin 38 ikinci fıkrasında, haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür.” şeklindeki yasaya haklı olarak yer verilmiştir. Ama Komisyon şu anda fayton atlarını “öldürecek, işe yaramayacak hale getirecek ve değerinin azalmasına neden olacak” bir kampanyaya destek olmakta ve Adalar’da faytonların yasaklanması halinde atlara ne olacağını umursamayan bir Rapor yazmakta mahsur görmemiş ve Adalar’da yasaların uygulanmayarak atların yaşama koşullarını iyileştirmek şöyle dursun giderek kötüye götürüldüğünü ve bunun kamu kurumlarının suçu olduğunu, böylelikle alenen suç işlendiğini Rapor’una koymamaya özel bir dikkat göstermiştir.

  1. Komisyon’un çözüm önerisinin yetersizliği ve yanlışlığı

Komisyon Raporu’nun en dikkat çekici kısmı 146. sayfada “ÜLKEMİZDE FAYTON SORUNU” başlıklı bölümdür. Bu bölümde ülkemizde hayvan haklarının durumunu inceleme görevi üstlenmiş bu Komisyon, şaşırtıcı biçimde keyfî ve kısmen, özellikle Adalar’la sınırlanmış bir ilkesiz öneri getirmekte ve Adalar’da fayton ulaşımının —ama turizm amaçlı fayton kullanımının değil!— yasaklanmasını istemektedir. Yukarıda birçok noktada bu önerinin üzerine kurulu olduğu eksik ve yanlış incelemelere değinilmiştir. Ülkemizde atların kumar uğruna resmen telef edildiği at yarışlarını sorun olarak görmeyen ve bu konuya tek satır dahi olsa Rapor’unda yer vermeyen Komisyon, Adalar’daki büyük at varlığını yok etmeyi hedef edinmiştir. Türkiye’deki at varlığı yıllar içinde işlevsizleştirilerek, yarış ve müsabaka dışında süratle yok edilirken ve bunun sonucu olarak at nesli ülkemizde yok olma seviyesine gelmişken, böyle önemli ve tehlikeli bir olguyu üstelik hayvan haklarıyla ilgili bu Komisyon göz ardı etmeyi başarmıştır. Bunun art niyetli olduğu açıktır ve Komisyon Raporu’nun eleştirisi olarak hazırladığımız bu metnin yukarıdaki bölümlerinde bu hesaplı kötü niyete ayrıntılı olarak işaret edilmiştir.

Kısacası Komisyon ülkemizde yok olma yolundaki at neslinin tükenmesine, bu kez faytona koşulu atları otundan, yeminden, rızkından, bakımından ederek ön ayak olmakta, fayton atlarını anlaşılmaz bir hezeyana kurban etmek istemektedir. Antalya, İzmir ve daha başka yerlerdeki faytonların kaldırılmasıyla, beslenme ve bakım gereksinimleri karşılanamayan atların akıbetini Komisyon, bu hayvanların yaşam hakkı olarak asla merak etmemiş, Rapor’unda bu anlamsız uygulamaların atlar için olumsuz sonuçlarına yer vermemiştir.

Yukarıda ayrıntılı olarak gösterildiği gibi, Komisyon’un üstlendiği görevin gereği olarak ne yerinde düzgün bir incelemede bulunmuş, ne başvurduğu kaynaklar yeterli ve güvenilir olmuş ne de başvurduğu kişiler konuyla ilgili temsil kabiliyetinde olmuştur. Komisyon iddia ettiği gibi “konuyla ilgili tüm STKları” ya da “paydaşları” asla incelemesine dahil etmemiştir.

Son yıllarda Adalar’la ilgili olarak sık sık haberi yapılan at ölümlerini önlemenin yolu atların koşullarını iyileştirmek, eskiden olup şu anda olmayan fayton işletme kurallarını yeniden belirlemek, uygulamak ve denetlemekken; bu gerçekçi ve doğru çözümleri önermek yerine, atların gerçekten kitlesel olarak sonunu getirecek bir yasaklamayı önermek, hayvan haklarını korumak olamaz. Komisyon incelemesinde ve Rapor’unda içinde atlar için en ufak bir iyileştirmeyi bile barındırmayan, tek taraflı, yasakçı, muhalif görüşlere yer vermiştir ve bu hezeyanın sözcüsü olarak davranmıştır.

Rapor’un 146. sayfasında “Adalar ilçesinin simgesi haline gelen, ancak son yıllarda özellikle at ölümleri nedeniyle sık sık gündeme gelen faytonlarla ilgili Komisyonumuzun bulguları şunlardır” diyerek sayfa 148’de “Resim 14. Adalarda Akülü Araçlar” fotoğrafına yer verilmiş olması bu Komisyon’un asıl hedefinin Adalar’ı motorlu araç trafiğine açmak olduğunun çarpıcı bir belgesidir. Hayvan hakları ile akülü araçların alakası yoktur. Komisyon, atların ölümüne yol açan kazaların bir bölümünün sorumlusu olduğunu itiraf ettiği, yasa ve mevzuatta yasak olan akülü araçların kaldırılmasını, üstelik atları korumak için, yasanın titizlikle uygulanmasını önerecek yerde, yetkisini aşarak Adalar’da motorlu araç reklamı yapmaya kalkmıştır.

Nitekim Komisyon Raporu’nun “33.4. Sonuç ve Çözüm Önerileri” başlıklı bölümünde Adalar’a motorlu araç trafiği şu sözlerle pazarlanmaktadır:

[…] Teknolojide yaşanan gelişmelerin sunduğu güncel olanaklar ve toplumun hayvan refahıyla ilgili algı ve yaklaşımının değişmesi gibi faktörlerin, atların arabaya koşulması ve özellikle insan taşımacılığında kullanılması konusundaki bakış açısını son yıllarda büyük ölçüde değiştirdiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede Komisyonumuz, faytonların tüm yurtta bütünüyle kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirmesini yapmıştır. Ancak, faytonların yüzyıllardır kullanıldığı, tarihi ve kültürel miras değeri taşıdığı bazı noktalarda, belirlenecek standartlar dahilinde, atlı fayton çalıştırılmasına izin verilebileceği değerlendirilmektedir. […]

Komisyon Raporu’nun 158. sayfasında iddia edildiği gibi, atların faytona koşulması atların haklarını çiğnemekse, atların faytona koşulmasına kısmen izin vermek ya da hayvanların insanların hizmetinde kullanılmasını kısmen keyfî tasniflerle yasaklamak ciddi bir yasa önerisinde konu olamaz. Kendi içinde tutarlılığı olmayan yasalar çağdaş hukuk anlayışına aykırıdır. Komisyon’un farkında olarak ya da olmayarak kendisine kılavuz edindiği, kendisi dışında herkesi kendi tercihlerine uymaya zorlamak isteyen bazı vegan militan görüşlere göre, insanın hayvanlarla olan ilişkisinde hayvanı tabiata bırakarak, hayvanı hiçbir amaç için hiçbir şekilde kullanmamasının kapsamının ne olduğunu dahi hesaba katmadığı açıktır. Çünkü kendi içinde tutarlı olmak zorunda olan böyle bir davranış ilkesi keyif için hayvan beslemek de dahil olmak üzere, hayvansal besinin yasaklanmasını ve zararlı her türlü canlıya teslim olmayı da zorunlu kılar. Kısacası Komisyon hangi ilkeyle ne yapmak istediğini bilmediğini ama tek hedefinin Adalar’ı motorlu araç trafiğine açmak olduğunu hazırladığı Rapor’da apaçık göstermiştir.

Rapor’un 158. sayfasında ifade edildiği gibi, “Fayton taşımacılığının tarihî değer taşıdığı alanların belirlenmesi ve bunlar arasından seçim yapılarak fayton çalıştırılmasına izin verilecek yerlerin kararlaştırılması” şeklinde faytonları kaldırıp motorlu araç kullanımını ikame etmek amacı taşıyan Komisyon’un, kısıtlı fayton kullanımı teklifini dikkate almak söz konusu olamaz. Komisyon’un yaptığı değerlendirme eksik ve hatalarla doludur ve Adalar için motorlu araç ulaşımı önermesi de beceriksizce kaleme alınmış bir yetki aşımıdır. Rapor’da geçen “Belirlenecek alanlarda, düz ve kısa bir rotada, sınırlı sayıda faytonun hazırlanacak bir mevzuat çerçevesinde çalıştırılması” ya da “Faytonların ulaşım amacıyla kullanılmaması, ulaşım gereksinimi olan bölgelerde ivedilikle elektrikli ulaşım araçlarının kullanımına geçilmesi” gibi ifadeler Komisyon’un yetersizliğini ve yetki aşımını göstermektedir.

Adalar’daki faytonların özelinde, asırlardır devam eden ve bugün de idarenin hiçbir destek vermeyip köstek olmasına rağmen, çoğu gayet bakımlı, sağlıklı ve güçlü atların hizmet verdiği gerçeğine Rapor’da hiçbir şekilde yer verilmemiştir. Adalar’ın coğrafyası atların belli kurallar çerçevesinde, dünyadaki örneklerinin aksine motorlu taşıtların yasak olmuş olması nedeniyle, mükemmelen çalışabileceği bir güzergâhtır. Fayton sayısının azlatılması, bugüne kadar bir mevzuat hazırlanmamış olması ayıbına çare değildir. Bugünkü yeterli yasalar temelinde, gerekli kural ve yönetmeliklerin uygulanmasıyla, sayıdan bağımsız olarak fayton hizmeti elbette hayvanı koruyucu yasa ve yönetmeliklerin gerektirdiği şekilde hayvan sağlığı, bakımı ve beslenmesi gözetilerek sürdürülebilir.

Faytonun taşıyacağı azami yük ve yolcu adedi ve faytona koşulan atların çalışma saatleri düzenlenip denetlendikten sonra, faytonun ulaşım veya turizmde kullanılmasının hiçbir farkı olmadığı için Komisyon’un bu konudaki önerisi son derece yersiz ve anlamsızdır. “İvedilikle” ne yapılacağı konusu ise bir “ulaşım komisyonu” olmayan “hayvan hakları komisyonu”nu ilgilendirmemelidir. Rapor’da da yer almış olan geçerli mevzuat gereği, akülü araçlar bu metinde birçok kez tekrarladığımız gibi zaten yasalara ve mevzuata aykırıdır ve yasaya aykırı önerilerin Komisyon tarafından bu şekilde gündeme getirilmesi, SİT Alanı yasasını dikkate almadığı için bu yasaya karşı işlenmiş bir suç mertebesindedir.

Komisyon Raporu’nun 158. sayfasında önerildiği gibi, faytonlara koşulmak üzere sadece ağır yük atları (soğukkanlı at ırkları) için izin verilmesi de yanlış ve anlamsızdır çünkü gerekli düzenlemeler yapılıp denetleme uygulandıktan sonra Faytoncular Odası işine yarayacağını düşündüğü her tür at ırkını araba ve faytona koşabilir. Üstelik Rapor’da sözü edilen soğukkanlı at üretimi yurdumuzda yok mertebesindedir. Yurdumuzda at üretimi özellikle İngiliz ve Arap yarış atlarıyla sınırlıdır. Faytonları yasaklamak yerine eskiden üretilen Karacabey atı gibi koşuma uygun atların yeniden üretilmesi yerinde olur. İzmir’de faytonların çoğu, ithal soğukkanlı Haflinger atlarıyla çekildiği halde yasaklanmıştır ve Komisyon bu gerçeğe de gönderme yapmayarak, bilgisinin yetersizliğini ya da niyetinin ne olduğunu göstermiştir.

İAKTVKD
(05.01.2020)

İSTANBUL ADALARI KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA DERNEĞİ
Güzeller Sokağı 34, Büyükada, TR-34970 Adalar – İstanbul adalarkoruma@adalarkoruma.org / www.adalarkoruma.org

_____________________________________________Ek:
ADA, AT ve BİZ’e dair
Adalar Postası’nda yayımlanan yazılar…

“İstanbul Adaları’nda Trafik Canavarının Usulsüz Seyrine Seyirci Kalmayacağız!… Faytonlarımızı da Vermeyeceğiz!…”, Adalar Postası-2684 (21.3.2012).
https://wp.me/p2Emvm-36E

Emin Mâhir Başdoğan, “Ada, At ve Biz”, Adalar Postası-2756 (10.5.2014).
https://wp.me/s2Emvm-2756

Ada, At ve Biz Çalışma Grubu, “At ve Faytondan Yana”, Adalar Postası-2766 (27.8.2014).
http://wp.me/s2Emvm-2766

Emin Mâhir Başdoğan, “Hariçten Bir Gazel ve/ya Taaa İçten Bir Sesleniş”, Adalar Postası-2767 (5.9.2014).
https://wp.me/s2Emvm-2767

Arif Çağlar, “Adalar’da Motorlu Araç Trafiği İcat Etmek İsteyen Kim?”, Adalar Postası-2794 (30.4.2016).
https://wp.me/s2Emvm-2794

Hakkı Taşdemir, “Adalar’da Sürdürülebilir Ulaşım (mış), Adalar Postası-2796 (3.5.2016).
https://wp.me/s2Emvm-2796

Ada, At ve Biz Çalışma Grubu, “Fayton Taşımacılığı Uygulama Esasları…”, Adalar Postası-2800 (27.6.2016).
https://wp.me/s2Emvm-2800

Arif Çağlar, “İAKTVKD’nin Adalar’da Çalıştırılan Atlarla İlgili Güncel İki Girişimi…”, Adalar Postası-2801 (15.7.2016).
https://wp.me/s2Emvm-2801

Tekin Deniz, “At”, Adalar Postası-2873 (15.9.2018).
https://wp.me/s2Emvm-2873

Şahika Savran, “BirGün Gazetesi ÖDP’nin At Ölümlerine Dair Zırvasını Nihaî Hakikatmış Gibi Yayımlamış”, Adalar Postası-2881 (05.01.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2881

Arif Çağlar, “Adaları Motorlu Araç Trafiğine Açmak Hevesine Yeni Plan…”, Adalar Postası-2891 (12.2.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2891

“Fayton Yasağı Öğünülecek Bir Şey Değildir, ‘Atları Kurtarmak’ Hiç Değildir! (Yeşil Gazete’nin Sorularına Melda Keskin ile Mahir Başdoğan’ın Verdiği Cevaplar…)”, Adalar Postası-2900 (18.8.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2900

“İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği ile Ada, At ve Biz Platformu’ndan Kamu Oyuna Duyurulur!”, Adalar Postası-2901 (21.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2901

Mahir Başdoğan, “Ada Faytonlarındaki Atlar”, Adalar Postası-2902 (21.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2902

H. Cevad Özdil, “Adalar ve Faytonlar”, Adalar Postası-2903 (21.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2903

Arif Çağlar, “İki Belediyenin Operasyonu”, Adalar Postası-2904 (21.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2904

İAKTVKD Yönetim Kurulu Üyeleri ile At ve Atçılık Uzmanı Dernek Yetkilisi Emin Mâhir Başdoğan, “İstanbul’umuzun At ve Fayton Zenginliğini Bilelim ve Koruyalım”, Adalar Postası-2905 (21.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2905

“ADAm gibi ADAMLAR… ADA gibi ADALAR…”, Adalar Postası-2906 (23.9.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2906

“Adalar Belediyesi ve Kaymakamlığı İsterse Faytonlar da Adalar da Düzelir!”, Adalar Postası-2910 (27.11.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2910

Emin Mâhir Başdoğan, ”İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin (İAKTVKD) Adalar’da Ruam Hastalığı Tespit Edilen Fayton Atlarının İtlafı Hakkında Kamuoyuna Duyurusudur!”, Adalar Postası-2914 (19.12.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2914

Melda Keskin, “Faytoncuları Korumadan Atları Koruyamazsınız ki…”, Adalar Postası-2916 (21.12.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2916

Emin Mâhir Başdoğan, “Faytonlara Dair 21 Aralık 2019 Tarihli İBB Toplantısı Hakkında…”, Adalar Postası-2918 (21.12.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2918

Engin Damcı, “Proje Taşeronu”, Adalar Postası-2919 (26.12.2019).
https://wp.me/s2Emvm-2919

“Adalar’daki Atlar ve Faytonlarla da İlgili Bir ‘Meclis Araştırması Komisyonu’ Raporu’nun Eleştirisi – İAKTVKD (05.01.2020)”, Adalar Postası-2920 (07.01.2020).
https://wp.me/s2Emvm-2920

Emre Yalçın, “Kafka Dingo’nun Ahırında Daha Doğrusu Adalar’da…”, Adalar Postası-2921 (10.01.2020).
https://wp.me/s2Emvm-2921


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: