Gönderen: adalarpostasi | 19 Nisan 2020

Toz Havası

Toz Havası

Korona virüsünün insanlığın tozunu attırdığı şu günlerde uzak ya da yakın bir çağrışımla havada uçuşan, her tarafa bulaşan ve ancak güneş ışığında ya da mikrosop altında görülebilen hayatımıza kastetmiş ince bir pislik yani olmaması gereken yerde var oluşuyla asabımızı bozan virüse de bir tür toz kondurmasıyla yeni bir şiir Der Spiegel dergisinin dün dağıtılan sayısında (2020-17) gün yüzüne çıktı ve toz gibi her tarafa dağıldı. Şiir Hans Magnus Enzensberger’e ait.

Virüslü günler içinde herkes bir temizlenme, bir tozdan arınma hezeyanı içinde olduğundan bir benzetme olsun diye ya da toz gibi ince ve görünmez olanı akla getirdiğinden olabilir; ya da belki bir alaycının attığı bir tweet yüzünden öldüğü haberi yayılıp hatta Zürih’in ciddi gazetesi NZZ’de bile nasılsa yakında ölecek diye hazırda tuttukları, ölümünün ardından yayınlayacak yere dikkatsiz bir telaşla hemen baskıya verip yaydıklarından ve bunları duyup eğlenirken nasılsa ölüneceğini düşünüp toz olacağını bildiğinden ve bundan korkmadığından olabilir; ya da belki bir zamanlar yazdıkları ve yayımladıklarıyla Almanya’nın tozunu attığını düşünmüş olabilir şâir Toz Havası’nı yazarken.

Yanlış haber Der Spiegel dergisine ulaşır ulaşmaz şâire “Hayatta mısınız?” diye sorulunca şâir hemen kaleme aldığı bu şiirle cevap vermiş, dergi de gecikmeden şiire sayfalarında yer vermiş. Toz dahil her türlü pislik konusu uygar insanın aklını hep kurcalar. Yorgo Seferis’in şiirlerini Almanca’ya çeviren kardeşi Hans Christian Enzensberger de o ‘68’li yıllarda Ein größerer Versuch über den Schmutz‘u (Pislik Üzerine Daha Büyük Bir Deneme‘sini) yazmıştı. Hans Magnus’un pislik kabul edilenler kabilinden def-i hacet edilene Die Scheiße (Bok) adında bir güzellemesi de vardır, taa 1964 yılından. Pislik yani olmaması gereken yerde olan deyince akla gelenin haddi hesabı olmuyor. Her neyse, şimdi bu virüslü günlerde Toz Havası bir nebze olsun eğlendirir bizi. Almanca’da “öldü denilenler uzun yaşar” sözünü anımsayarak, hay sen çok yaşayasın Yahya Ekber, 90 yaşında Alman şâir-i âzamı Hans Magnus Enzensberger.

Arif Çağlar

(19.04.2020)


Toz Havası

Nedir o tozutan orada?
İnceden bir pislik.
Havasız olmuyor; hava olunca da
tozutuyor. Mezmur’da
“Pulvis et umbra sumus”,
yani vakit gelince hepimiz toz olacağız,
kül olup toprağa kavuşacağız demiş.

Toz tanesini tane tane
yakalamak def etmek pekâlâ mümkün.
Tozunu alır, temizler, siler süpürürsün
istediğin kadar silkele, ıslat, sık, filtrele.
Yorulursun, zaman ve paradan olursun
kolay değil temiz tutmak mutfağı, laboratuvarı
ne yapsan kurtulamazsın, kalır toz belası.
Ne süpürge, ne bez, ne fırça kâr eder
ne de taktığın maske tozu engeller.
Toz dediğin her daim muzaffer.

Güneş ışığı içinde sanırsın ki
milyonlarca minnacık hora teperken
hepsi birbirine benzer, oysa ne gezer.

Toz tanesinin kimi iri,
kimi uzunca, kimi yassı olur,
topunun görünüşü pek acayip olur.

Ah bir yakalayabilsek
kelebek misali sabitlesek
yatırsak mikroskopa!
Lakin heyhat. Bir de kalkmış
tane derler nedensiz
oysa ele avuca gelmez bu şey, uçuşur
hafifçecik! Ne benzesin tahıl tanesine,
fındığa, cevizine palmiyenin.

Eminim bir de toz araştırıcıları vardır
ki tüm hayatlarını toza adamışlardır,
hareketini, tepinmesini, kargaşasını
gözleyip dururlar,
bu görüngüyü açıklamaya çalışırlar.
Toz ilminin adı nedir
ne desem ki, ne bilsin
benim gibi bir cahil, belki bir takım
tozologların povder, pulver dediği o tozlar
havada uçuşandan çok baruta uyar gibidir.

Bir hekim ve nebatatçı
İskoçyalı Brown Usta keşfetmiş
böyle küçük parçacıkların
titreyip kendine döndüklerini,
bir o yana bir bu yana savrulduklarını
rastgele. Olup bitenlerin hepsi tabii ısı durumuna
yani termodinamiğe bağlı.
Ama bunu ne bilsin bir hizmetçi ya da ev hanımı
ne de bencileyin cahil olanı.

Tozu düşündükçe ben de herkes gibi
hayret, şaşkınlık ve dehşet içindeyim.

Hans Magnus Enzensberger
(çev. Arif Çağlar)


Not:

Hans Magnus Enzensberger şiirine Ballade demiş, dilimizde özellikle musikide buna balat denir; Ballade’nin Hava olmadığını ben de biliyorum elbette yine de bu şiire en yakın düşeni ve hatta tam göbekten düşeni Hava olsa gerek, bir halk dansına verilen ad olarak, “şimdi de Rumeli Havaları” türünden. “Pulvis et umbra sumus” Horatius’un Carminum (Şarkılar) eserinde 4. kitabın 7. şiirinde geçen ve sıkça aktarılan “bizler toz ve gölgeyiz” anlamında bir vecizedir malum. Bir de şu var: Enzensberger’in şiirinin ilk iki mısrası Goethe’nin Faust‘unun ilk iki mısrasına gönderme; üstelik Faust da bir Paskalya günüyle başlar, Hans Magnus’un Toz Havası‘nı yazdığı gün gibi.


Meraklısı için şiirin Almanca orijinali de burada:

Ballade vom Staub

Was ist es denn, was da staubt?
Es ist ein feiner Schmutz.
Ohne Luft geht es nicht. Ohne Luft
kann es nicht stauben. Im Psalm
heißt es Pulvis et umbra sumus,
wir sollen, wenn es Zeit ist,
zu Staub und Asche werden,
und zur Erde zurückkehren.

Es ist möglich, jeden Staubflocken
abzupflücken und zu verscheuchen.
Man kehrt, man putzt, man wischt,
schüttelt ihn aus, siebt und saugt.
Aber es ist mühsam, anstrengend
und kostet viel Zeit und Geld,
die Küchen und die Labore
staubfrei zu machen, denn allzu wenig
hilft es, zu kehren, zu wedeln.
Kein Besen, kein Tuch, kein Pinsel
und keine Maske kann verhindern,
daß der Staub wiederkehrt.
Er war immer unbesiegbar.

Im Sonnenlicht glaubt man zunächst,
daß diese Millionen von winzigen Tänzern
einander gleichen. Aber das stimmt nicht.

Manche Staubkörner sind größer,
länglicher oder weniger kugelförmig
und scheinen besonders bizarr zu sein.

Wenn man sie nur festhalten,
wie Schmetterlinge fixieren
und unters Mikroskop legen könnte!
Aber das ist unmöglich. Warum
nennt man sie eigentlich Körner?
Ach, sie sind so flüchtig und schweben
so leicht! Nicht wie die Früchte des Getreides,
dick wie die Nüsse der Hasel oder der Palme.

Gewiß gibt es ganz bestimmt Staubforscher,
die ihr ganzes Leben lang damit zubringen,
die Bewegung, den Tanz und den Taumel
dieser Erscheinungen zu beobachten
und versuchen, sie zu erklären.
Wie ihre Wissenschaft heißt,
das wü
ßte ich nicht zu sagen,
weil ich ein Laie bin. Vielleicht sind sie
Pulvisologen, obschon das Wort pulvis
eigentlich besser zum Schießpulver
als zum Schweben des Staubes paßt.

Es war der Arzt und Botaniker Mr. Brown
aus Schottland, der entdeckt hat,
daß es solche kleinsten Teilchen gab,
die ruckartige Zitterbewegungen machten
und zufällig die eine oder andere Richtung
einschlugen. Das Ganze hängt von der Entwicklung
der Wärme, also von der Thermodynamik ab.
Aber von der haben Putz- und Hausfrauen
oder Leute wie ich keine Ahnung
.

Ich staune, bewundere und ärgere mich,
wie alle anderen Menschen, über den Staub.

Hans Magnus Enzensberger


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: