Gönderen: adalarpostasi | 30 Haziran 2020

Kucağında Pamuk Kedi

Kucağında Pamuk Kedi

Seneler önce “Bir Şitâiyye…”, Adalar Postası-291 (30.01.2006).[*] künyesiyle yayımladığımız Kucağında Pamuk Kedi türküsünün Büyükada’da geçen hikâyesine Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste adlı romanında tesadüfle..
)O(

“Kucağında Pamuk Kedi”, Büyükada, 25.01.2006.
)O(

[…] Bazen Molla Bey hikâyenin ortasında anlattıklarıyla âlâkalı, ona âdeta zaman içinde yeni bir yaşama hızı vererek alelâde bir zabıta vakası veya dedikodu halinden çıkaran şarkıyı, türküyü okurdu. Bazen de yeni işittiği veya eskiden bildiği bir parçanın kim tarafından, niçin yapıldığını Atiye kendisi sorardı. Çocukluğunda dinlediği Kucağında Pamuk Kedi türküsünün hikâyesini böyle öğrenmişti. Büyükada’da öldürülen Aziz adında bir tıbbiyeli genç için yakılan bu türkü Sultan Aziz’i hatırlattığından yıllardır İstanbul’da yasak edilmişti. Hatta Necip Paşa ailesinin asıl felâketi de bu yüzdendi. Bir gün Hanımefendi’nin câriyelerinden biri bu türküyü söylerken bir “muhbir-i sâdık” nasılsa işitmiş, “Necip Paşa Hazretleri yalılarında sabah akşam Sultan Aziz için şarkı söylüyorlar, matem tutuyorlar,” diye jurnal etmişti. Gerçi Sultan Aziz ölmüştü fakat Necip Paşa da Sultan Murad da henüz yaşıyorlardı. Ya adamcağızın aklına günün birinde kalbinde ölüye ayırdığı yere diriyi geçirmek gelirse?” […]

Ahmet Hamdi Tanpınar, Mahur Beste


_______________________________________*

Ruhi Ayangil, “Ada Şarkıları Faslı Ada Sahillerinde Bekliyorum”, P Dünya Sanatı Dergisi 38-39 (Yaz-Güz 2005)134-135:

[…] Hayatın kaçınılmaz bir safhasını oluşturan ölüm teması da –ne yazık ki– ada şarkıları arasında iki örnekle kendisine yer bulmakta gecikmemiştir. Bu iki örnekten birincisi, Yusuf Ağa (-1850?) adlı, yaşam öyküsü hakkında pek bilgiye sahip olmadığımız bir bestekârımıza ait. Bazı notalar üzerinde bu şarkının bestekârı olarak Ziya Paşa adı yer alıyorsa da eski fasıl mecmualarında bu şarkının Yusuf Ağa adına kaydedilmiş olması, bu olasılığı ortadan kaldırmakta yeterli olmaktadır. Güftesini de muhtemelen bestekârının kaleme aldığı bu küçük şarkı, bir babanın küçük oğlunun ya bir kaza (belki denizde boğulma) ya da amansız bir hastalık sonucu (belki verem) Ada’da hayatını kaybetmesinin, yine orada toprağa verilmiş olmasının bestekârın ruh hali üzerinde yarattığı elem verici tabloyu gözler önüne sermektedir. Aynı zamanda bir “şitâiyye” (kış şarkısı) olan belki tek ada şarkısı olan bu eser, müziği itibari ile de etkili bir ağıt/türkü kıvamındadır. Kurukahveci namıyla da bilinen Yusuf Ağa’nın bu şarkısının usulü Düyek, makamı ise Nişâbûrektir:

Karlar yağar buram buram
Yolcu yok ki yolum soram
Evim yok ki açam girem

(Ah) Adalarda kalan yavrum
Çam dibinde donan oğlum

Kucağında pamuk kedi
Annen sana gitme dedi
Kurtlar kuşlar etme dedi

(Ah) Adalarda kalan yavrum
Çam dibinde donan oğlum

[…]

“Bir Şitâiyye…”, Adalar Postası-291 (30.01.2006).

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: