Gönderen: adalarpostasi | 04 Mayıs 2021

Doğa Olayı..!?

Doğa Olayı..!?

Doğa Olayı..!?

Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi genelinde gerçekleşen musilaj agregat (salya/lez) oluşumuyla ilgili olarak ileri sürülen savlardan biri de bu olgunun bir “doğa olayı” olduğu yönündedir!

Kitaba ortadan girelim, bu olgu bir “doğa olayı” değildir.

Basitten başlayalım…

2. sınıf Hayat Bilgisi doğa olayları konu anlatımında doğa olayları bakın nasıl özetlenmekte: “Doğa belirli bir düzen içinde bulunuyor. Bu düzen içinde doğanın kendinden kaynaklanan bazı olaylar oluşuyor. Rüzgâr, yağmur, dolu, kar gibi olaylar bunlara örnektir. Bunlar doğanın kendi düzeni içinde gelişiyor. Siz ise bu olaylar karşısında sadece önlem alarak korunabiliyorsunuz.”

Gerçekte de doğa olayı olarak nitelenebilecek olgular fizik kanunlarına bağlı, oldum olası periyodik bir düzende gerçekleşen olaylar silsilesidir. Bunlara çiçeklerin açmasından, yağmurların yağmasına, rüzgârlardan kuşların-balıkların göçlerine kadar sayısız örnek verilebilir. Sel, deprem, heyelan, çığ, kasırga, hortum, tsunami ve volkanik patlamalar başlıca yıkıcı doğa olaylarındandır.

Ancak musilaj agregat yani deniz salyası bir doğa olayı değildir. Aynen lüfer, palamut veya kalkan balığını bulamamamız, Marmara Denizi’ne kılıç, orkinos gibi balıkların girmemesi gibi.

Marmara Denizi’nin kısa denebilecek 1500-2000 yıllık tarihinde görülmemiş, ilk defa 2007 senesinin Ekim ayında gözlenen ve Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde yürütülen MAREM (Marmara Environmental Monitoring) projesi kapsamında tespit edilip değerlendirilen bu olgu, tümüyle deniz kirliliğine bağlı bir süreçtir.
(bkz. M. Levent Artüz, “Marmara Denizi Genelinde Gözlemlenen Karışık Alg Patlaması Sonucunda Oluşan Musilaj Agregat Konusunda Rapor”, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı, 31.3.2008.)

Aynen ilk defa 1989 senesinin Temmuz ayında gözlenen kırmızı suların (red-tide), yine ilk defa 1989 senesinin Ekim ayında gözlenen Sarayburnu-Tuzla-Adalar üçgeni içerisinde çok büyük çaplı kütlesel balık ölümlerinde veya ilk defa 1992 senesinin Temmuz ayında gözlenen Marmara Denizi’nin yemyeşil renge bürünmesinde (green-tide), ilk defa 1995 senesinin Haziran ayında yaşanan taraklı medüzlerin anormal boyutlarda (kaykay) deniz üzerinde adacıklar oluşturacak düzeyde üremelerinde olduğu gibi.

Ne yazıktır ki, bu örnekleri Marmara Denizi genelinde çoğaltmak olasıdır ve ne yazıktır ki bu olaylar hiçbir denizin “fıtratında” yoktur.

Bu örneklerin hepsi ama hepsi insan kaynaklıdır, vurdumduymazlıktır, doğaya ihanettir.

Deniz ortamında kirlenmenin üç fazı olduğu kabul edilir.

İlk fazda alıcı ortama verilen kirletici dolayısıyla uyum gösteremeyen türler ya yok olurlar ya da ortamı terk ederler. Yani tür çeşitliliği azalır.

İkinci fazın en tipik belirtisi olarak, olayın gerçekleştiği alıcı ortamlarda şartlara direnç gösteremeyen pek çok tür kaybolurken, bu kötü şartlara direnç gösterebilen çok kısıtlı sayıdaki türün onlardan boşalan alanı doldurması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yani tür çeşitliliği azalır, mevcut türlerin fert adetlerinde artış olur.

Üçüncü fazda ise alıcı ortama bırakılacak hiç önemsenmeyecek miktardaki kirletici bile ortamı canlı ortamdan cansız ortama çevirmeye yetecektir. Yani bardağı taşıran son damla!  

Son damla çoktan damlatılmıştır!

İşte yaşanan sadece budur.

Bu bir “doğa olayı” değildir. Deniz kirliliğinin vücut bulmuş hâlidir!

Bu duruma bir de “toplum mühendisliği” açısından bakmakta yarar vardır.

Bu yaşadığımız olayda da görüldüğü gibi “doğa olayı” kavramıyla süreç bir anlamda “doğal bir olay” olarak lanse edilmekte, anlaşılmakta ve konuyla ilgili kurum ve kuruluşlar bu yolla işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadırlar.

Her ne kadar “kedinin pisliğini örtmesi” doğal bir olay olarak nitelenebilse de, iş örtülen pisliğin miktarına bağlı olarak değişebilmektedir!

Ne ön arıtma adı altında kuşaklama kolektörleri ile toplayıp arıtılmaksızın Derin Deniz Deşarjı adı altında denizlerimize basanlar kedidir, ne de kentlerimizin ve sanayimizin denizin derinliklerine basılan pisliği kedi pisliği kadar masumdur.

Çaba beyhûde, pislik örtülemeyecek kadar büyüktür.

Marmara Denizi çevresinde yer alan yerleşim merkezleri, gerek nüfus, gerekse endüstriyel kuruluşlar açısından Türkiye genelinde en yoğun bölgeyi oluşturmaktadır. Marmara Bölgesi Türkiye nüfusunun çok büyük bölümünü barındırmaktadır. Bunun sonucu olarak, Marmara çanağına bırakılan ve çeşitliliği her gün artan evsel ve endüstriyel atıklar bu denizi bu hale getirmiştir.

Marmara Denizi genelinde gelişen ve bu denizimizi hem balıkçılık anlamında, hem de rekreasyonel açıdan kullanmamızı engelleyen olaylar dizisine her zaman bir kulp bulunmaya çalışılmış, kimi zaman “Tuna Nehri’nin kirlettiği”, kimi zaman da durum “doğa olayı” söylemleriyle geçiştirilmeye çalışılmıştır.

Marmara Denizi genelinde ağır bir kirlenme yükü bulunmaktadır. Senelerdir yapılan tüm çalışmalar bu durumu işaret etmektedir. Hatta günümüzde durum bilimsel araştırmalara gerek kalmayacak şekilde beş duyumuzla algılayabileceğimiz seviyededir.

Marmara Denizi 70’li senelerden beri palyatif uygulamalarla kirletilmektedir, bu açık gerçeği algılayabilmemiz için daha ne olması, ne yapılması gerekmektedir?

Marmara Denizi ne yazıktır ki ölmüştür. Nasıl depremde çürük binalar yüzünden ölenleri veya kontrolsüz madenlerde yitirilen yaşamları “doğal” olarak karşılayamazsak, bu durum da doğal değildir.

1979 senesinden bu yana, sadece bir “alıcı ortam” olarak görülen Marmara Denizi, bu pisliği örtemeyeceğini sonunda yüzümüze salya-sümük haykırmaktadır.

Bu aşamada kulp bulmak yerine, doğru tespitlerle önlem alınması elzemdir.

M. Levent Artüz

İstanbul, 04.05.2021

🎥/📷: Cem Çetintaş, “Hoşköy sâhili”, Tekirdağ, 04.5.2021.

Kaynakça

M. Levent Artüz, “Marmara Denizi Genelinde Gözlemlenen Karışık Alg Patlaması Sonucunda Oluşan Musilaj Agregat Konusunda Rapor”, Sevinç-Erdal İnönü Vakfı, 31.3.2008.
https://docplayer.biz.tr/2054734-Marmara-denizi-genelinde-gozlemlenen-karisik-alg-patlamasi-sonucunda-olusan-musilaj-agregat-konusunda-rapor.html


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: