Gönderen: adalarpostasi | 27 Eylül 2021

Adalar’da Felsefeymiş

Adalar’da Felsefeymiş

İstanbul’un Adalar’ında CHP 25 Eylül 2021 günü felsefe toplantısı düzenlemiş, aynı günün akşamından beri Adalar Belediyesi internet sayfasından bu toplantıyı haber ve video kaydı olarak yayımlıyor, alt başlık şöyle: “Yeditepe Üniversitesi ve Adalar Kent Konseyi ile ortaklaşa düzenlediğimiz “Prens Adaları Felsefe Sempozyumu: Felsefe ve Siyaset” başlıklı sempozyumu büyük bir katılımla gerçekleştirdik.” Anlaşılıyor ki CHP yaptığı bu işle övünmekte. Öyle ya, İstanbul’un Adalar’ı güzeldir, felsefe de güzel bir şeydir, Adalar’da felsefe pek güzel bir şeydir.

CHP’nin büyük başları son iki yıldır İstanbul’un bu en küçük ilçesine sürekli gelip gidiyor, gövde gösterisi, göstermelik halkla ilişki, ucuz propaganda yapıyor. Son mahallî seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimini elde ettikten hemen iki ay sonra ilk çalıştayı “Adalar Ulaşım Çalıştayı” adı altında düzenledi ve bu düzmece çalıştayla daha sonraki İstanbul Deniz Ulaşımı, İstanbul Deprem Çalıştayı gibi düzmece çalıştayların ilk örneğini verdi; Adalar’daki düzmece çalıştayının raporunu yayımlayamadı, utandı zaar ama sahte bir çalıştay raporunu utanmadan mahkemeye sundu ve böylelikle daha işin başında ve işte bugüne kadar CHP siyâset ilkesinin düzenbazlık ve halkı aldatmadan öte bir şey olmadığını îlân etmiş oldu.

O gün bugündür CHP Adalar’ı ziyâret hedefi edindi, Adalar İlçesi’ni temelinden sarsıp Doğal ve Kentsel SiT Alanı’na konu tüm değerlerini yok edecek girişimi AKP’yle ortaklaşa başardığından beri katilin dönüp dolaşıp cinâyet mahalini ziyâreti gibi CHP zevatı Adalar’a gelip gidiyor. Ziyâret hedefleri ya trafik tescili olmayan toplu ulaşım motorlu araçlarını devreye sokmakta —ki bugüne kadar trafik yasa ve kuralları dâhil her türlü yasaya aykırı uygulaması sürmekte— ya Rumların evlerini işgâl edenleri ya da kaçak dinî ibadethâneleri ziyâret etmekte; kendi belediye reislerinin göz yumduğu kaçak binaların, iskelelerin, partisinin adamlarına peşkeş çekilen ruhsatsız lokantaların önünden partisinin kıyı işgâlcileriyle birlikte geçmekte. Bunların hepsi yeterince yazılıp yayımlanmış olduğu için meraklısı kolayca araştırıp bulabilir, CHP belediye ve ilâh siyâsetinin somut hâlinin ne menem bir şey olduğunu kolayca öğrenebilir.

İşte bu CHP’nin Adalar’daki en son toplantısının konusu “Felsefe ve Siyaset” olarak tam da CHP’nin Adalar İlçesi’ndeki kirli siyâsetine göre seçilmiş bir konu. Kedi pisliğini örter gibi CHP’liler ikide bir yasalara, koruma ilkelerine ve kararlarına aykırı yaptıkları uygulamaları örtbas etmek için pek yüksek perdeden konular seçip halkı uyutma çabası gösteriyor. Halk diye seçtikleri ahâli de kendi şakşakçıları. Daha geçenlerde İBB başkanı İmamoğlu, Anadolu Kulübü’ne ziyârete gelmiş, pek seçkin bir ahâli sıraya girmiş “sayın cumhurbaşkanım” diye kendisine sarılıyor, kimisi elini öpüyor, adam ne diyeceğini şaşırıyor, “daha değilim, henüz olmadım” dese bir türlü, teşekkür etse bir türlü, şaşkın ahâlinin şaşkın temsilcisi Adalar’da bir nâfile ziyârette.

Şimdi de bir başka cumhurbaşkanı adayı —mı değil mi, o da belli değil— kendini felsefeyle ispat etmeye soyunmuş, Adalar’ı dünya felsefe merkezi ilan etmek peşinde. Kureşan Ocağı kabîlesi postnişini olarak bir köyden bir köye ayı sırtında tören eyleyip gülünç vesikamsılarla kendisini peygamber soyundan îlân ettirirken —kitap halinde yayımlanmıştır, meraklısı bulup okuyabilir— dünya felsefesi hâmîliğine soyunmak senin neyine? Ama kirli siyâseti örtmek için zaar en yüksek perdeden girişmek gerekiyor. Politika sahnesinde rakipleriyle aynı kulvarlarda yarışıyor, dinse din, aldatmacaysa aldatma, beriki meşveret âlemleri, bu yandaki ise düzmece çalıştaylar, göstermelik sempozyumlar düzenliyor.

Toplantı CHP belediyesinin hîleli seçimiyle başkan seçilmiş kent konseyi başkanının zırvasıyla başlıyor. Ardından kendinden ve makamından menkul belediye başkanı utanmadan Nâzım Hikmet’in şiirini çarpıtarak parti reisine yaranmaya çalışıyor. İnsan utanır, Nâzım’ın “O bir büyük müthiş bahtiyarlıktır, anlamak gideni ve gelmekte olanı” mısraları şâirin umduğu soylu bir devrimle ilgili, sünepe bir hîleli politika partisinin seçim propagandasıyla, muhalefetten iktidara geçmek hevesiyle ilgili değil.(*)

İşin siyâset kısmı böyle sürüp giderken işin daha da acıklı bir yanı olarak felsefeyi somut siyâsetten, çağrıldıkları yerden, Adalar’da yürütülen çirkin ve kirli siyâsetten ve bu kiri ve çirkinliği kamufle etmek için kendilerini kullanmak için dâvet eden politikacılardan menkul sanan felsefeciler sahne alıyor. CHP’nin düzenlediği düzmece çalıştaylara iyi niyetle katılan tüm namuslu bilim insanları bu politkacıların kendilerini kullandıklarını fark eder etmez, haklı eleştirilerini kamuoyuna açıklamışlardı. Şimdi bu uyduruk felsefe toplantısına çağırılan felsefecilerin üstelik konu “felsefe ve siyaset”le ilgiliyken tüm bu olup bitenlerden habersiz olmaları mümkün mü, kabul edilebilir mi? Elbette en yakın tarihte ve günümüzde böyle aldatılmış, kandırılmış saftirik bilimci, felsefeci hiç de az değildir. Ama bunların hepsinin adı kötü siyasete âlet olanlar listesinde anılıyor. Basit ve ucuz bir dâvate çağrılmayı kendine şöhret edinmenin böyle pahalı ve ağır bir faturası vardır. Felsefe asla yapıldığı, konuşulduğu yer ve zamanın siyâsetinden bağımsız değildir, son derece somut ve güncel siyâsetten menkul, âfâkî bir gevzelik hiç değildir. Felsefecinin hakîkîsi bunu pekâlâ bilir. Felsefeye meraklı insan okumaya meraklıdır, içinde yaşadığı dünyaya, siyâsete meraklıdır. Kendisini dâvet edenin kim olduğunu, siyâsetini, dâvet edildiği yeri, o yerde oynanan ahlâksız politika oyunlarını bilmesi gerekir. Siyâseten ahlâksızlığın sergilendiği bir düzende yer almamak iyi felsefenin gereğidir. Seçtikleri konuları bu CHP dâvetinin Adalar’ında değil siyâset ahlâkının hasara uğramamış olduğu çok başka bir yerde konuşmaları gerekirdi.

Arif Çağlar

(26.09.2021)

(*) Üstelik şiirin aslı tam da bu yalancılara karşı yazılmış, şâirin umudu “yenebilmek yalanı“:

BEŞ SATIRLA
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Nâzım Hikmet
1946


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: