Gönderen: adalarpostasi | 10 Nisan 2021

Canlı yayın perdesinde Adalar’da iskele alabora

Canlı yayın perdesinde Adalar’da iskele alabora

14 Mart 2021 Pazar günü YouTube kanalında Adalı Dergisi Canlı Yayın tertipleri serisinden “Şehir Hatları ile Adalar’ın Deniz Ulaşımı” oyunu vardı. İlâna göre CHP’li İBB’nin Haziran 2019’dan beri İstanbul Şehir Hatları’nın son iki yılı, Adalar’a deniz ulaşımının sorunları ve geleceği izleyicilerin katılımıyla tartışılacaktı. Adalılar’ın denizle ilişkisi pek hayatî olduğundan heyecan büyük, gösterinin ‘halka açık’ kısmı olarak sınırlı sayıda klavye vuruşuyla isteyenin not yazabileceği bir sütun açılmış ve tabii yine kamu yönetiminde halkı oyalayarak uyutma yöntemine uygun şekilde 1992 yılındaki Rio konferasından beri arsıulusal ve çokça ulusal saydamlık ve katılım gösterisinin küçük çapta bir örneği sergileniyor, perdede Sinem Dedetaş ve Halim Bulutoğlu.

Gemi inşaatı ve deniz teknolojisi mühendisliği mesleğinden Sinem Dedetaş, CHP’li İBB yönetiminin İstanbul Şehir Hatları AŞ ve buna bağlı Haliç Tersanesi müdürlüğüne atadığı sıradışı yöneticilerden biri; gemi yapımıyla ilgili özel işletmelerdeki yöneticiliği ayrı konu, 2014-2016 yılları arasında TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu başkanlığı var. İBB’nin yeni yetme CHP yönetiminin ilk aldatma icraatı olarak 28 Ağustos 2019 günü düzenlediği düzmece Adalar Ulaşım Çalıştayı’nda bu sıradışılığıyla gazetecilerin dikkatini çekmişti, mesleğinden menkul gazeteci makulesinin zaten orada olup bitenle hiçbir ciddi ilgisi yoktu. Bu uydurmaca yutturmaca ‘çalıştay’ düzmecesinden İBB’nin icraî ilk sloganı da çıkmış oldu: “Adalar’a 24 saat ulaşım”. Böylece ‘her şey güzel olacak’ boşluğuna gece yarısı boşluğunda boşta duran bir vapurla yapılan boş iki seferle gazete ve medya ve ahalinin zihin boşluğuna uygun bir şiar bulunmuş oldu ve Adalar’ın deniz ulaşımıyla ilgili bugüne kadar geçen zaman da boşa geçmiş oldu.

Düzmece çalıştaydan iki gün sonra 30 Ağustos 2019 günü Sinem Dedetaş’la Haliç tersanesindeki Şehir Hatları genel müdürlüğünde toplantıdaydım. Haliç tersanesinin yeniden çalışır hale getirilmesi gibi çok önemli bir konu yanında Adalar deniz ulaşımında çok özel bir yeri olan Paşabahçe vapurunun kurtarılarak sefere koyulması ama daha da önemli olan konu AKP iktidarının planlı bir şekilde ihya ettiği motorlar yerine yok olmaya mahkûm ettiği vapurların yeniden devreye sokulmasıydı. Bunun planlanmasıyla ilgili soruma Sinem Dedetaş’ın yanıtı İstanbul şehir içi deniz ulaşımında motor seferleri yerine vapurlarla yapılabilmesi için 32 adet vapur imal edilmesi gerektiği ve bunun da yaklaşık 30 milyon TL gibi çok büyük bir maliyeti gerektirdiğiydi. İBB bütçesi düşünüldüğünde İstanbul’un vapurları gibi bu kentin ulaşımı ve estetiği açısından son derece önemli bir kaleme ayıracak parası olup olmadığı hesabını hiçbir zaman saydamlığa ulaşamayan belediye bütçeleri incelemesine bırakıyorum.

Aradan geçen bir buçuk yıllık süre içinde Paşabahçe vapurunun kurtarılması Adalar Postası’nın da ısrarlı yayınlarının [bkz. Emine Çiğdem Tugay, “Ne Olur Bu Yol [Hiç] Bitmese Paşabahçe Vapuru’nda…”, Adalar Postası-2830 (15.4.2017).; Arif Çağlar, “Paşabahçe – Bir Hiddet”, Adalar Postası-2907 (29.10.2019).; Arif Çağlar, “Paşabahçe Vapurunun Sökülüp Yok Edilmesi İçin Yapılacak İhaleden Vazgeçildi”, Adalar Postası-2908 (01.11.2019).] etkisiyle sağlanmıştır ancak vapurlarla ilgili ciddi bir gelişme olmamıştır. [bkz. Arif Çağlar, “İstanbul Vapurlarının Şehre Yeniden Kazandırılması…”, Adalar Postası-2917 (21.12.2019).] Sözü edilen deniz taksi projesinin vapurlarla bir ilişkisi yoktur. İstanbul deniz ulaşımında kötü bir AKP mirası olarak motor işletmeciliği olduğu gibi kalmıştır, hatta Adalar’da atılım içindedir, vapurlar yaya kalmıştır. [bkz. “Sabret! Faciaya Ramak Kaldı!…” Adalar Postası-2710 (02.4.2013.)] Canlı yayın oyun perdesinde bu konu mükemmelen es geçilmiştir, bazı seyircilerin motor işletmeciliği rezaletine, vapur seferleri eksikliğine, özel işletmelerin iskele enflasyonu kepazeliğine yazıyla kısa notlar düşmelerine rağmen. Bu notlar arasında çok haklı olarak kamu hizmetinin özel işletmeler eliyle sürdürülme politikasının yanlışlığına da dikkat çekilmiştir.

Halim Bulutoğlu’nun misyon ve vizyonuna uygun olarak Adalar’ın iskele ve vapurlarıyla ilgili söyleyeceği düzgün hiçbir şey olmamasına hayret etmemek gerekir. Yine hayret edilmemesi gereken sahnelediği perdede her iktidardan belediye yandaşı olarak pekâlâ bilineni bile saklamayı becermiş olmasıdır. Sinem Dedetaş’ın bu oyuna neden ortak olduğunu ise anlamak mümkün değildir.

AKP yönetiminin Şehir Hatlarında çalışabilen 28 vapur bırakmış olması sonucunda işletmenin sefer düzenliyebilmek için motorculardan her hava muhalefetinde seferden alıkoyulan motorlar kiralamak zorunda kalmış olması; İBB’nin AKP yönetiminden devraldığı motorcularla yaptığı ihaleler gereği vapur sefer saatlerine rekabet eder şekildeki motor tarifelerini sürdürüyor olması; kısacası kamu ulaşımı hizmetinde bu özel şirket ihyasının kesintisiz devamı, sergilenen bu oyun perdesinin konusu olmamıştır. Sinem Dedetaş’ın bir ara “bizim Kartal’da iskelemiz yok” demiş olması ise pek tuhaf olmuştur çünkü AKP’nin yok ettiği Kartal-Adalar vapur seferlerinin yapıldığı Kartal vapur iskelesi her zamanki yerinde öylece durmaktadır. Öte yandan denize 40 metre tecavüzle İstanbul manzarasının en değerli sahillerinden biri olan Kabataş’a yapılan iskelenin yanlışlığı, yalnızca manzara ve aktarma noktası olarak değil denizcilik ve deniz trafiği açısından da yanlışlığı, yine bu oyun perdesinde konu edilmemiştir. Oysa denizcilik ve şehirin merkezi olması açısından İstanbul’un limanı tarihi ve güncel olarak Haliç girişidir. Bu açıdan Eminönü iskelesine vapur seferi koyulması konusunun tartışılması abestir. AKP her şeyi imha ederken İstanbul’un coğrafî yapısını hiçe sayarak İstanbul limanının da canına okumuştur. Oysa Sirkeci, Eminönü, Köprü ve Karaköy iskeleleri İstanbul limanının klasik ve değişmemesi gereken iskeleleridir. Ama tanık olduğumuz perdenin oyalama oyununda bu konu da sadece es geçilmekle kalmamış, bir önceki İBB döneminde yapılmış mimarî projelerin yenilendiği, Kabataş’ın transfer merkezi olarak kalacağı, Eminönü’ne vapur seferi koyulmasının mantıklı olmayacağı gibi zırvalara da ziyadesiyle yer verilmiştir.

Adalar’ın sahillerine kaçak olarak inşa edilmiş olan deniz otobüsü iskeleleri davalı olmasına rağmen, işletmeci özel şirketin kâr getirmediği için kullanmadığı iskeleler bir çirkinlik abidesi olarak ada sahillerinde kalakalmıştır. Bir zamanların Talan döneminde ihale işlerinde çok özel gelir ama İBB bütçelerine zararlar getiren deniz otobüsleri AKP döneminde de aynı kâr ve zararla sürdürülmüş, her iki hanenin kabartılması için vapurların tümden kaldırılıp yalnızca deniz otobüsü işletilmesi için çok çaba gösterilmiş, vapurlar ıskataya havale edilmiş, İstanbul tersaneleri lav edilmiştir. Bu kepzeliğe karşı Ada sâkinlerinden bir küçük grubun başlattığı “Vapurlarımızı Vermiyoruz” kampanyası tüm belgeleriyle hafızalardadır. O dönemde İBB’nin topbaşlı AKP yönetimi aynen şimdiki CHP yönetiminin taklit ettiği sahte bir demokrasi oyunuyla “vapurunu seç” oyununu sahneliyor ve buna sürü sepet gazeteci, yazar çizer, güya entelektüel vatandaş da cân-ı yürekten katılıyordu, tıpkı şimdi AKP’den devralınmış bu tür aldatmacaların meydan projeleri vb. adı altında sahneleniyor olması gibi.

Ama yalnızca deniz otobüsleri iskeleleri kaçak değildi, motor işletmecisi kooperatiflerin iskeleleri de kaçaktı hâlâ da kaçaktır. Bunların kurucuları arasında hükümette en üst makamları işgâl etmiş olanlar olduğu gibi belediyelerin AKP ve CHP yöneticileri de bu işe katılmışlardır. Kaçak motor iskelesi nedeniyle Mavi Marmara sorumlu müdürü Koruma Bölge Kurulu’nun ve özel bir şahsın açtığı davalar sonucunda SİT Alanı’na tecavüz suçuyla iki yıl hapis cezasına çarptırılmış, eskiden olsa çok daha ağır caydırıcı cezalar yerine 10 günü eksik olduğu için cezası ertelemeye bırakılmıştır. Bu maraza gösterilen müsamahanın işereti olarak kaçak motor iskelelerine yasaya aykırı olmasına rağmen Türk bayrağı ve İBB ve Adalar Belediyesi bayrakları çekilmiş, Adalar Belediye başkanı kaçak iskelenin genişletilmesinde kendine seyahat uydurarak suç mahalinden uzaklaşmış ama kaymakamlar ve savcılar dahil her rütbeden kamu görevlisi bu kaçak iskeleleri kullanmayı bugüne kadar sürdürmüştür.

Sinem Dedetaş iskele kullanımı ve sefer tarifeleriyle ilgili sorumluluğun ve yaptırımın İBB’nin UKOME ve TUHİM merkezlerinde olduğunu söylemekte haklıdır ama kendi deyişiyle çok sıkı bir işbirliği içinde çalıştıkları da doğrudur. Perdede oyun sürüp giderken çok haklı olarak bir Ada sâkini birçok kez “Heybeliada’ya neden yeni iskele yapılıyor” diye sormuştur ve elbette yanıt alamamıştır. Oysa Sinem Dedetaş’ın kadrosunda bulunduğu ve işbirliği içinde çalıştığı İBB müdürlüklerinin bu konudaki kararlarından haberinin olmaması olanaksızdır. Bulutoğlu ise belediyelerin işbirlikçisi olarak Heybeliada’daki iskele inşaatını bilmediğini Adalıların külahına anlatsın.

Bu Heybeliada’daki iskele meselesi İBB’nin Adalar’a biçtiği kötülüğün yeni bir örneğidir. Çiçek, böcek, mimoza, Adalar’a sanat, kültür, şenlik göz boyamaları esnasında alttan alta yürütülen iş tam ibret-i âlemliktir.

Birincisi, Heybeliada’ya yeni iskele yapılmıyor, 4 Mart 2021 gününden beri Mavi Marmara motorcularının kaçak iskelesi genişletiliyor. Bu nasıl oluyor? Şöyle oluyor: İBB’nin CHP’li yöneticileri motor iskelelerini ortadan kaldıracak ve her adaya manzarayı bozmayarak görüntü kirliliğini ortadan kaldıracak şekilde ve üstelik Adalılar’ın ulaşımını da dikkate alarak tek bir iskele uygulamasına geçecek yerde motorcuları ihya etmek emeliyle kaçak iskeleleri artıracak projeler peşindedir. Bunun için yaptıkları hain plan Adalar’da iskele sâhillerinin SİT Alanı konumundan çıkarılması için Koruma Bölge Kurulu’ndan izin çıkartmak olmuştur. Koruma Bölge Kurulu bu kemirmeye izin vermiştir fakat çok tuhaf ve iyi bir tesadüfle Adalar Belediyesi bu SİT Alanı’nı kemirme planına itiraz etmiş ve Koruma Bölge Kurulu İBB’ye verdiği izni kaldırmıştır. İBB’nin bunun üzerine girişimi daha da hince olmuş, bir üst kurul olan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’ndan Koruma Bölge Kurulu’nun kararını iptal eden 11.03.2021 tarihli bir karar çıkarttırmıştır. İBB’nin Adalar’a “kimlik kazandırmak” için SİT Alanı’nı kemirme girişimine izin veren karar belgesinde Adalar’ın iskele sahilleri SİT Alanı konumundan çıkarılmış bulunuyor, tarihî bir bina olarak Büyükada iskelesi hariç —ki onun da içler acısı hâli ortada! (bkz. EK).

Adalar’da iskeleler alabora fakat 14 Mart 2021 günü sahnelenen canlı yayın perdesinde sahiller sütliman, vapurlar ham hayal. Bu acıklı komedinin bir sonraki perdesinde bugün 11 Nisan 2021 günü motorcular yer alacak. Bakalım neler yumurtlanacak?!

Arif Çağlar

(11.04.2021)


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: